22 Temmuz 2013 Pazartesi

Etiler Forum Notları (4 Temmuz)

4 Temmuz 2013 Etiler Forum toplantısı.
Misafir konuşmacı: Cem Gürsel AKP’nin son 10 yılkı ekonomi politikası hakkında konuşacak.
Ekonomi, işletme öğrencileri ve boğaziçi ekonomi akademisyenleri hazırladı. Dünya bankası, istatistik kuruluşu ve imf datalarını kullandık.
Genelde gezi direnişi çıktığından beri akp’nin her zaman söylediği şey, biz ekonomiyi düzelttik, bu yüzden bize saldırmaya çalışıyorlar gibi bir tutumu vardı. Biz de 2002’den beri neler oldu, 1960’tan beri gelen datalarla karşılaştırdık. Genelde bu yanılgı, ve bu yanılgı nasıl yaratıldı onun üzerine konuşacağım.
Gayrisafi Yurtiçi Hasıla’nın yükselmesi ve gelir dağılımının eşitlenmesi konusuna çok odaklandılar. Yani en fakirle en zengin arasındaki gelir dağılımı birbirine yakınlaşmaya başladı dediler.
Dünyada 2001’de çıkan bir kriz var 2009’da amerikada çıkan bir kriz var. Bu noktada pek çok ülkede keskin bir düşüş var. AKP’nin geldiği 2002 yılı, 2001 krizinden sonraki yıldır. Her zaman krizden sonra yukarı doğru bir trend görüyoruz. Bu bir şans. Bir de Kemal Derviş sözkonusu. 2001’de banka özelleştirmeleri ile Kemal Derviş türkiye ekonomisin çok daha yüzer bir hale getirdi. Dünyadaki ekonomi iyiye giderse, türkiyede de iyiye gider. Yani neo-liberal bir ekonomi politikası yapılıyor. Bu bankaların özelleştirilmesi ile oldu.
Kemal Derviş yurtdışına giderek AKP’nin danışmanı olarak devam etti.
Evet, GSYH arttı, fakirle zengin arasındaki fark azaldı, fakat gerçekten neler oldu. Çünkü ekonomiyi sadece rakamlara bakarak yorumlamak doğru değil. Çevremizdekilere bakalım. Benim gördüğüm, herkesin çalışma saatleri artıyor, koşullar kötüleşiyor, evet kazandığımız para artıyor, ama alabileceğimiz şeyler artıyor mu.
2001’de banka özelleştirmesi ile bankaların %40/50’si yabancı firmaya satıldı. 5 milyar dolarlık bir banka var, ben bunun 2,5 milyarlık kısmını 4 milyar dolara satın alıyorum. Bu bankanın ederini yükseltiyor ve borsayı şişiriyor. Bu giren sıcak para, 2001 ve 2009 krizinden sonra amerika ve avrupa sürekli ekonomileri batan ülkelere sıcak para basmaya başladı. Yabancı  firmalar türkiyeden bu parayla banka aldı, bu paraların hepsi ihtiyaç  kredilerine, özel sektör kredilerine dönüştü. Biz kredi ve kredi kartı kullanıyoruz, daha fazla kullanıyoruz. Devlet verilen kredilerden vergi alıyor. Ben kredilerimin faizlerini ödüyorum, ama o para yurt içinde kalmıyor, yurtdışına gidiyor. Olan şey, aslında Türkiye’ye giren paradan çok daha fazlasını harcamaktayız. AKP geldiğinden beri cari açığımız, 3 katına çıktı. (Türkiye’ye giren ve çıkan para). Şu an cari açığımız 350 milyar dollar. Türkiye olarak kazandığımızdan daha fazlasına harcıyoruz. Nereye? Kentsen dönüşüme harcıyoruz. Inşaatta inanılmaz bir rant var. Inşaat sektörüne giren para, yatırıma dönüşüyor.
Sadece bankalar özelleştirilmedi türkiye’de, türkiyenin çok daha para kazanan pek çok şey özelleştirildi. Demir çelik fabrikaları, çimento fabrikaları. Yani inşaat sektörüne hizmet eden pek çok firma satılarak kısa surely kar edildi, sonra buraya gelen
Imf’ye 5 milyar dollar ödendi, fakat bizim hala pek çok borcumuz var, ve bunlar büyümeye devam ediyor. Ve cari açığımız arttıkça bud a büyümeye devam edecek.

Kısacası devlet kendi borcunu, halkına ve özel sektöre geçirdi. Kendi elindekini sattı, kısa vadede para kazandı, ve biz kredierle hak olarak bu borcu üstlendik.
Inşaat sektörü orta vadeli bir sektördür. Kısa sürede hızlı patlama yaratır ve ekonomiyi hızlandırsa da, ekonomi iyi gidiyor dedirtse de, ev bittikten sonra o üretim bitti, o harcadığımız para hiçbir işe yaramayacak. Biz yine bankadan kredileri alacağız, yine bu paraları yabancı firmalara döneceğiz.
Bunun dışında nişaatta daha inşaat bir sıkıntı  daha var. Insanlar eve barınak olarak değil yatırım olarak da bakmaya başlıyor. Bunda bir sıkıntı yok, fakat inşaat sektörü  sürekli patladığında, bu evlerin değeri bir anda düşecek. Bizim daha önceden yüksek fyiatlarla aldığımız evleri çok daha düşü  fiyata satmak durumunda kalacağız. Biz sahip olmadığımız paraylal özellikle ev yatırımlarını bir sürelik durdurmak gerekiyor.
Inşaat sektöründen sonra AKP’nin üzerinde durduğu ikinci bir konu var: Turizm.
Ben antalyalıyım, turizm dedikleri, orada otel sahibi dışında altta çalışana hiçbir şey kazandırmayan bir system. Biz çok fazla özelleştirme yapıyoruz, bunlarla borçlarımızı  kapatıp bi kısmıyla yatırım yapıyoruz. Bunlar uzun vadede sürdürülebilir yatırımlar değil. Nedir? Inşaat ve turizm yatırımları. Turizmden anladıkları, otel yapmak.
10 yılda 40 milyar dolarlık gelir oldu. Ama neleri özelleştirdik ona bakmak lazım. Mesela türk telecom’u özelleştirdik.
2010’da türk telecom’un getirdiği kazanç  2,5 milyar dollar kazandı, %40’ı suudi arabistanlara 6,5 milyar dolara satıldı. Yani 5-10 yılda kendini döndürecek. Bu kadar üyük bir yatırmıda çok hızlı döndü. Bu kadar büyük bir gelir yurt içinde kalmalıydı.
Çimento fabrikaları fransaya
Çelik ingiltereye
Şu anda limanların hepsi (15 limanımızın 6’sı  özelleştirildi).
Kısacası akparti ekonomisine baktığımızda, ponzi game diye birşey var. Tefeciden borç alıyor, başka bir tefeciden borç alıyor, bu ponzi en son kendini kanadalı  bir hapishanede buluyor. Biz biraz bu durumdayız.

Kısacası, ekonomi iyiye gidiyor diyenlere kısaca açıklamaya çalıştım.
Borçlar ödendi: 5 milyar ödendi, 175 milyar dollar daha borç var, ve artmaya devam ediyor.
GSMH artsın diye herşeyimizi satıyoruz ve özelleştirdik. Bankadan tutun inşaat sektörüne kadar. Paranın artıyor olması  undandır. Çalışma şartları da iyileşmiyor. Beyaz yaka artık mavi aka olmuştur. Çalışma saatleri olsun, ücretler olsun, iyileşmiyor.
Borsa düşüyor deniyor, harekette 80 puandan 70 puana düştü deniyor. Öncelikle, borsa şu anda şişkin halde. Özelleştirilme yapıldığı zaman normal ederinden daha fazla para verirsin ve oşirketin varlığı daha büyük görünür. Borsa bir algı yönetimidir. Bizim paamız var, üzerine yatırım yapıyoruz diyince, bu borsayı yükseltir. Borsa yükselince, spekülatörler devreye girer.
Türkiye’ye gelen paranın hepsini yatııma harcıyoruz, kazandığımızdan daha fazla yatırıma harcıyoruz, bu şu demektir: borsa şişiktir. Bu gayet normal bir trend.
Son olarak kişisel tavsiyem: şu anda bankalar üzerinden zaten bu ekonomi oyunu oynandığı için, biraz daha dikkatli olalım, sahip olduğumuz parayı harcamaya çalışalım. Mümkünse ihtiyaç kredisi almayalım. Birşeyler satın almaya ve tüketmeye çalışmayın. Takas marketi çok destekliyorum.
Soru: Devletin bazı harcamaları vary a, 10 yılda. Ve kendi istatistiklerinde 600 milyar dollar gibi bir açık vermiş gözüküyorlar. Bu para nereye gitti? Tam olarak nereye gitti, ben onu bulamadım.
Cevap: Türk istatistik kurumlarının verilerine biz çok güvenmiyoruz, daha çok dünya bankası ve imf datalarından baktık. Çünkü istatistik kurumunun verileri hep sabunlanmış oluyor. Ama şöyle birşey var, paralar kaybolabiliyor. Ama ben bir araştırayım, size bilgi veririm. Şunu biliyorum, mesela inşaat konusunda rantlar sağlanırken, oraya gidecek kaldırım, yol ve inşaatın verileceği firma da kendi yandaş firmaları oluyor. Inşat firmaları yeşil sermaye. Benim de babam makina mühendisi ve inşaat sektöründe çalışıyor, onlar ihale verirken sürekli  bir bahşiş alınıyor. Kısacası kentsel dönüşümde firmanın yaptığı paraya devlet de teşvik veriyor.
Soru: Paraların nereden gleip nereye gittiğini hepimiz bilmeliyiz. Özelleştirilen tüm praların veya dışarıdan gelen tüm paraların. Başbakanın oğlunun bir gemisi vardı, ikinci gemisi oldu, uçağı oldu. Hiç sormaya gerek yok, bu paraların nereye gittiği bellidir.
Cevap: POS makinesi de oğlunun.
Bu AKP’Ye özel bir konu değil, 80 sonrası  tüm hükümetlerde bu böyle.
Kesinlikle katılıyorum.
Sayıştayın yetkileri neden budandı ona bakmak lazım. Nerede olduğunu bulamayabiliriz, ama niye bulamadığımızı  anlayabiliriz. Sayıştay çok önemli bi kurum ama yetkileri budandı.
Soru: dünyanın ekonomisi yavaş yavaş  düeldikçe türkiyeye gelen sıcak para artık ufak ufak gidecek.
Cevap: Şu anda bir refah çağındayız çnükü  refah çağındayız çünkü 2009 krizinden çıktık. Fakat liberal ekonomideyi ve bütün kapılarımız açık, bu para gidebilir. Politik kısmına girecek oluruz, tayyip erdoğan nereden isterse bahane buluyor. Poitika tamamiyle bir algı yönetimi, biz de onun bir bahanesi olabiliriz.

Inşaat sektörü bir yatırım değil, tüketim sektörüdür. Bir baraj inşaatı değildir.

Soru: Kişi başına düşen milli gelirin artması  ve alım gücü arasındaki ilişki, ve bizlere açıklanan enflasyon rakamlarıyla ilişkilerini açıklayabilir misiniz? Enflasyon rakamı  gerçekten milli gelirin tüketime yansıyan kısmını açıklayan bir rakam mıdır?
Cevap: GSYH’nın enteresan bir kısmı şu: ya genelde totelden bakılıyor, zaten özelleştirmeler üzerinden yükseldi. Diğer durum da kişiler üzerinden bakılıyor. Bizim ekonomi hocamız da dedi ki, aileler üzerinden baksak (haneler) durumun ne olduğu ortaya çıkar. Böyle bakınca durum çok vahim. AKP’nin şimdiye kadar olan hükümetlere gore çok daha iyi politikası  oldu. Sıcak para akarken enflasyonu control edebildi. Ekonomide büyüme diyoruz ama işsizliğin düşmesi lazım. Bizde ekonomi büyüyor ama işsizlik azalmıyor.
Jinny katsayısı diye bir katsayı var, en zenginle fakir arasındaki gelir eşitliğini hesaplayan, 0’la 1 arasında bir rakam. Bunun hesaplanması akp zamanında değişti ve tüm ülkelerde düştü. Krizlerden sonra da düşer. Akp bunu kendi üzerine maletti.
Soru: Ben izmirde beymen mağazasında çalışıyordum. Bzim portföyümüz son 2 senedir diyanet işleri çalışanları  oldu. Biz kota usulü çalışıyoruz. 5-6 tane karataş imamı  geldi. Çok ciddi bir alışveriş yaptılar. O gün kartları  yetmedi. O gün 6 tane kart çıkarttı, ve kendisine ait olmayan kartlar. Diyanet vakfının bize vermediklerini onlara veriyorlar.
  • Redhackin rakamlarında egemen bağışın devlet büyüklerine verdikleri hediyeler. Ben de onları merak ediyorum.
  • Enflasyonu sahipleme konusunda bu hükümetin daha başarılı olduğunu söylediniz. Merkez bankasının bir hedefi vardır. Son 5-6 yıldır bu hdef tutturulmamıştır, hedefin üzerinde gittik. Bu ancak işsizlik düşerken kabul edilebilir. Ama bizde işsizlik de düşmedi.
Soru: Biz birey olarak neler yapabiliriz?
Cevap: tabii karşılıklı konuşabiliriz. Insanların tüketim konusunda bilinçlenmesi, kredilerini geri ödemeleri gerektiğini anlamaı gerekiyor. Bizim en büyük sorumluluğumuz tanıştığımız insanlara bunu anlatmak.
Takas marketler oluşuyor. Daha az tüketmek için böyle adımlar atmalıyız. Mahalleden ilçeye çıkarak büyüyeceğiz.
  • AVM’lerin lükümet için öneminden konuşmak istiyorum. Neden bu kadar önemli? Az once 600 milyar dolarlık para nerye gitti diye bir soru sordunuz. Bir avm’nin yatırım maliyeti yaklaşık 100-150 milyor euro. Bununla 1500-2000 kişiye istihdam sağlayabilirsiniz. Dönüp 1500-2000 kişiye istihdam sağlayacak birşey yapalım deseniz, çok daha büyük yatırımlar gerekiyor. Avm’ler ile çok ucuza istihdam sağlayıp işsizlik rakamlarını düzeltiyorlar.
  • Çok güzel bir ulufe alanı. Eş-dost akraba herkse mağazaları dağıtabilirsiniz. Ben bir avm yöneticisiyim, ondan evvel de çapulcuyum. 15 avm yönetiminden sorumluyum. Bunlar perde olarak ciddi olarak duruyor. Arka tarafta oynanan oyun çok farklı. Ben bir çapulcu olarak her türlü eylemi desteklerim. Ama orada da bir istihdam var.
  • Şu an zaten surada olmuş birşeyi satın alma üzerine yapılan bir yatırım var. (istihdam yaratıcı birşey değil) para üzerinden para kazanmaya yönelik bir yatırımdır ve uzun vadede getirisi yoktur. Ama kısa vadede para arttırır.
  • Tamamiyle takas ekonomisine dönmenin gerçekçi olduğunu düşünüyor musunuz? Tüm dünya kapitalist ekonomisiyle dönüyor. Tüm türkiye takas ekonomisine dönse, 1980’den sonra kapitalizme bağlanmış bir ülke, etrafındaki tüm ülkeler böyleyken gerçekten yaşayabileceğini düşünüyor musunuz?
  • Biraz para hakkında konuşalım. Para, zaten takas ekonomisinde değer temsilidir. Ve şu anda bu para dediğimiz şey nasıl elde ediliyor? Dünyayı tüketiyoruz, bunun karşılığında bir paraya sahip oluyoruz. Aslında düşünerek olursak 100 yıl önceki 100 dolar olsun, 100 sterlin olsun, çok değerliydi. Para değer kaybediyor. Kısacası oyun, kim daha yavaş değer kaybediyor. Ben şahsen reformistim, bu şeylerin adım adım olacağını , organik olacağını düşünüyorum. Takas marketi sokağımda bbaşlatmak istiyorum. Ben hisarüstünde oturuyorum, bizim sokağımızda bu yıllardır zaten devam ediyor. Bunun genişleyebileceğine inanıyorum. Ama adım adım, görücez bakalım. Ama bunu yapmadıktan sonra geleceğimiz önümüzde dünya tükenecek, bizim elimizde kağıt paralar olacak. Takas ekonomisi değil, daha kapalı ekonomilere geçebiliriz.
  • Soru: ben bir işverenim. Kriz olduğunda işveren ya maliyetini düşürür ve krizi atlatır, ya dab en şu an toparlayayım, inovatif şekilde satışlarımı artırayım. Biz herşeyi üretemeyiz. Biz ilacı üretemiyoruz, GPS’i üretemiyoruz, biz o noktaya gelene kadar hayatta birçok şeyden mahrum kalırız, ben bunu bir kayıp olarak görüyorum.
  • Cevap: bence sorun hangi ekonomiye yöneldiğimize değil, hangi insanlıkta olduğumuzla alakalı. Zaten ekonomi de şu anda bu kadar rant mantıklı olmasaydı, biz de bu durumda olmazdık.
  • Soru: Kentli fakirlerle ilgili. 2002’de 2013’ekadar 10 sene. Asgari ücret olsun, kentli fakirler olsun, satın alma gücünün nekadar ilerlediğine dair bir bilgi var mı? Kredi kartına dadananlar genelde beyaz yakalılar. Burada herkes beyaz yakalılar.
  • Cevap: araştırıp söyleeceğm.
  • Ben alışveriş çok seviyorum. Çok şükür kazanıyorum, mezara götürmeye niyetim de yok. Ben harcamayalımdan ziyade, harcadığım paranın nereye gittiğini bilmem lazım. Benim para kazanabilmem için, birilerinin de harcaması gerekiyor. Ben satışçıyım. Ben paranın çevrilmei gerektiğini düşünüyorum. Bir de yatırım yapalım dedik, yapılan yatırımın da dönmesi gerekiyor, nereye yatırım yapalım. Üretime yönelik yatırım yapıyor olmamız lazım. Alışveriş yapıyor olmamız lazım, ama blinçli olmamız lazım. Takasa da inanıyorum. Bu yüzden paramı nereye harcayacağım konusunda önerilere ihtiyacım var.
Cevap: bn bu raporu geliştirip, parayı  kime verdiğimizde nereye gidiliyor konusunda bir araştırma yapacağım. Size katılıyorum.

2 yorum:

  1. Merhaba,
    Şu anda değerli müşterilerimize% 3'lük düşük bir faiz oranı ile xmas kredisi veriyoruz. İşletmenizi finanse etmek için bir krediye ihtiyacınız var mı? Konsolidasyon kredisine ihtiyacınız var mı? Şu adresteki e-postamızı kullanarak hemen başvurun: oxford_loanfinances@hotmail.com

    YanıtlaSil
  2. Merhaba,
    Borçlarınızı temizlemek için acilen kredi almanız gerekiyor mu yoksa bankalar ve diğer finansal kurumlar tarafından reddedildi mi? İşletmenizi geliştirmek için bir krediniz mi var? Konsolidasyon veya ipotek kredisine mi ihtiyacınız var? Şimdi ara ve biz son mali problemler için buradayız.

    Bu Amenista Waran kredi şirketleri. Azami $ 5000.00 USD $ 100.000.000.00 dolar.% 2'lik dağılım aralığı, uygun bir faiz oranı ile ilgilenen kişilere kredi sağlıyor.

    Kredilerimizin azami güvenliği ilk öncelik olarak sigortalanır.
    Yatırımcıların İHTİYACI var.

    Lütfen e-posta yoluyla bizimle iletişime geçin:
    Waranfinancialservice@gmail.com

    içtenlikle
    Amenista Waran
    Dünyanıza bir yol.

    YanıtlaSil