Selamiçeşme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Selamiçeşme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Temmuz 2013 Salı

Selamiçeşme Özgürlük Parkı Forum Notları (14 Temmuz)

Özgürlük Parkı Halk Forumu
Sulukule | Our Neighborhood (Kısa Film) seyredildi ve devamında serbest kürsü yapıldı.
…

Sulukule insanlarının yaşamlarını Taksim’in arka sokaklarında kazandıklarından Kayabaşı’ndan oraya gitmeleri onlara ekstra maliyet oluşturuyor. Oradaki insanların hayat standartları düşürüldü. Sadece yerlerinden edilmediler aynı zamanda kültürlerinden de kopartılıyorlar. Ve birbirlerinden kopartılıyorlar.  Bu durumun aynısı yanı başımızda Fikirtepe’de yaşanıyor. O insanların hayat standartlarını mı yükseltiyoruz yoksa onları oradan kopartmak mı istiyorsunuz. Oradan çıkarken insanlara 20k gibi rakamlar ödüyorlar. Biz bu sorunlara eğilmeliyiz.

Cüneyt
Fikirtepeliyim. Resim yarışması düzenlemek istiyoruz. Katılımcı olsun istiyoruz. Resim yarışması için katılımcıları bekliyoruz.
….
Sulukule’de 900 ailenin tapusu alındı ve sözleşmede belirlenen metrekare fiyatının 2 katına çıkarıldı. İyi bir etüt çalışması ile bir inşaatın maliyeti en başta belirlenebilir. Bu sebeple oradaki insanlara kesinlikle kazık atıldığını düşünüyorum. 900 haneden ancak 50 tanesi yeni yapılan binalardan alabildi. Diğerleri maalesef karşılayamadıkları için açıkta kaldılar.
Moderatör: Yarın akşam Berkin’i ziyarete gidiyoruz. 18:30’da Söğütlüçeşme metrobüste, 19.30’da Okmeydanı devlet hastanesinde buluşuyoruz. Destek olmak isteyenler varsa çadırımızda Bağış Kutusu var.
Çağrı
İnşaat maliyetlerini öngöremediler. Köprü yolunda bile hata yapabilen insanların inşaat maliyetlerini öngörememesi gayet doğal. Fikirtepe’de kiracıların durumu berbat, başka dar gelirlilerin yaşadıkları yerlere gidecekler. Mülk sahipleriyse, mesela benim arkadaşımın 5 daire karşılığında oradan kar edeceğini düşünüyor. İyi para aldı ama gitti köye yerleşti ve her şey paradan ibaret değil kültüründen koptu o sebeple de aslında mutsuz.
Serpil
Belgesel çok güzeldi. Belgeseldeki bir cümle beni çok etkiledi. “İstanbul Sulukule’yi Verme” yazıyordu. Ama biz Sulukule’yi verdik ve bu bizim hatamız. Biz İstanbul olarak buna nasıl izin verdik? Keşke öncesinde bir şeyler yapabilseydik. Bu sebeple kendimi çok kötü hissediyorum.
…
Kentsel dönüşümle ilgili, inşaat müteahhitlerinin uyanıklığı söz konusu. Genelde %30-40 gibi bedellerle inşaat yapıyorlar. Bunu da daire sayısına göre planlıyorlar. Aslında bu bedel inşaat maliyeti üzerinden hesaplanır ve Göztepe daire fiyatları çok yüksek. Aslında kar payları maliyet üzerinden hesaplanmalıdır. Yani bir bina 1milyona mal oluyorsa, 400.000 alması lazım ama bu şu an daire sayısı üzerinden yapılıyor. Mülk sahipleri de aslında kar edeceği şeyden zarar ediyor. Bunun da çok farkında değiller. Göztepe pahalı muhitken burada büyük oyunlar dönüyor. Bu konuda hepimiz dikkatli olup müteahhitlere bu karı elde etme şansı vermemeliyiz. Rayiç bedelden bir şey ödeniyor ve Göztepe’yi terk edin gidin diyorlar. Bu konuda dikkatli olmak gerekir.
Evrim
Sulukule’ye ilk gittiğimde 2006’yd. Ananem “Bırak bu Çingeneleri, ne uğraşıyorsun?” dedi. Ben de “Bugün ona, yarın sana bunlar olacak” dedim. Ve artık öyle hunharca kanunlar hazırlanıyor ki, tapu varmış yokmuş bir şey değişmiyor. Devlet senin olduğunu düşündüğün şeye her an el koyabiliyor.
…
Sulukule’yi bırak, bizim binalarımız da yıkılıyor. Bir dostum, ben 65 yaşındayım, 10 yıllık kredi alsam ödeyip ödeyemeyeceğimi bilemiyorum. Ölürsem eşime borç bırakmak istemiyorum. Kaçırdım.
…
Fikirtepe’deki kentsel dönüşümün onlar için devlet kuşu olduğunu düşünüyorlar. Çünkü sabit geliri çok olmayan insanlar, dairelerini beklediklerinin daha üstünde fiyatlara satabiliyorlar. Hatta çoğu tutuyor evlerini ve daha da yükseğe evlerini satmayı planlıyorlar. Bunun için Erdoğan’a minnettarlar. Hükümet Sulukule’deki olaylardan ötürü belki de daha hassas davranmaya çalışıyor gibime geliyor. Halkın kısacası bunun çok farkında olduğunu düşünmüyorum.
Burhan
Gezi direnişi toplumsal bir direniş devrim değil. Devrim göz kırptı orda sanki. Daha önce hassas olmadığımız konularda hassasiyet artıyor. Bir ağaç duyarlılığıyla başlayan şey aslında ekolojik duyarlılığa dönüştü. Artık görülmeye başlamış olan ekolojik duyarlılığımız güçlendirmenin yollarını aramalıyız. Adeta şehrimizde kendimizi ekonomik bir sismograf gibi hissetmeliyiz. Taşyapı’ya verilen kat irtifa hakkı başka kimseye verilmiyor. Yarın belki parklarımız da tehlikeye girecek. Gece yarısı yasalarıyla bir sürü şeyi değiştiriyor.
Moderatör: Kuşdili Çayırı’nın AVM olarak düzenlenmesine ilişkin plan iptal edildi. Kuşdili Çayırı yeşil alan olarak kalacak.
…
Ama altına 2 kat otopark yapılacak. Ve orada nasıl bir tarih var bilmiyoruz. Marmara Üniversitesi Maltepe’ye taşınacak orası TOKİ’ye verilecek. Marmara Üniversitesi’nin toprakları Ağaoğlu’na satıldı. Yarın Ayvansaray ile ilgili bir film getireceğim.
Başka ülkelerde bina yıkılırken 2 km alan boşaltılıyor. Burada hemen yanı başımızda bina yıkılıyor ve bu sağlığımıza nasıl zararlar veriyor bilmiyoruz.
Moderatör: Burada hemen yanı başımızda Kalamış Marinası meselesi var. Öncelikle yakın çevremizde olan bitenin farkına varmalıyız. Ek bir bilgi olarak, İstanbul’daki yönetmeliğe göre belli bir metrekarenin üstündeki yeşil alanların altına otopark yapılması izinli.
Öykü / Sosyolog
Tarlabaşı Toplum Merkezi gönüllüsüyüm. Bizde de bu tarz dokümanlar var ben de Tarlabaşı kentsel dönüşümü ile ilgili sunum hazırlamaya çalışacağım. Herkesi Tarlabaşı’na desteğe bekliyoruz. Biz merkezde, çocuklara etüt desteği veriyoruz. Çocukların derslerine yardımcı oluyoruz. Sanat atölyesi yapıyoruz. İngilizce öğreniyoruz beraber. Yetişkinler için de okuma, üniversite giriş hazırlık vs. konularında destek olmaya çalışıyoruz. Yıkımlar ara sokaklarda devam ediyor. Çocuklar gezi ile ilgili diren gezi resmi yaptı ve astı. Biz çalışmalarımızı bu şekilde devam ettiriyoruz. Herkesi merkeze bekliyoruz. tarlabasi.org’dan çalışmalarımızı takip etmeye davet ediyorum hepiniz.
Nihal
Göztepe sakiniyim. Bugün yapılan modern binalar, tarihi önemi olan binaların yerine yapıldı ve tam anlamıyla ucube bu binalar ve gençler bu binalara sahip çıkmalı.
…
Neden kentsel dönüşümde bu kadar rant dönüyo “neden böyle yapıyorlar” diye düşünüyorum. Benim büyüdüğüm yerde yurtlar vardı Beyazıt’ta ve bir olay olduğun da bu yurtlardan gençler akın akın gelirdi. Şimdiyse üniversiteler, yurtlar şehrin dışına taşınıyor ve bu da genel olarak gençlerin bir olay olduğunda toplanmasına engel olmak için yapılıyor. İşçi sınıfı ile ilgili, otomasyondan ötürü, gerçek anlamda işçiler yerine teknik işçiye ihtiyaç oluyor ve bu sebeple işçi sınıfı da şehir içinden koparılıyor. Sulukule’dekiler işçi olarak çalışmak zorunda kalacaklar, eğlence sektöründen kopacak olmalarından ötürü. Fabrikalar da şehir dışında olduğundan ötürü onlar da şehir merkezlerinden kopacaklar. Bu şekilde insanları şehir merkezinden koparacaklar. Bu da planlarının bir parçası. Tayyip’ten bir an evvel kurtulmamız gerekiyor ama bu durum Tayyip’ten değil. Bütün dünyada sistem bunun üzerine kurulduğundan dünyanın her yerinde bu şekilde oluyor. Taksimde yenen gazın aynısı aynı vahşet Arap Baharı’nı yaşayan ülkelerde de yaşanıyor. Değişik bir şey yok. Tayyip gitse başkası gelse aynı şekilde davranacaktır. Biz burada daha farklı bir şey yapmamız gerekiyor. Bu sisteme ilişkin ileriye dönük neler yapabiliriz bunları konuşmalıyız. Buna karşı nasıl örgütlenebiliriz bunu ortaya çıkarmamız gerekiyor. Yarın örgütlenme üzerine konuşacağız. “Parti mi kuralım hangi partiye oy verelim” bu konuşuluyor. Bundan sıyrılmalıyız. Halk sokakta neler yapabiliyor gördük. Dolayısıyla biz bir partiye kuruma bağlı kalmadan halk olarak çok iyi şeyler yapabiliriz, bunu göz ardı etmemeliyiz.
Burhan
Ekolojik duyarlılık sayesinde Almanya’da Yeşiller Partisi çıktı ve endüstrileşmenin öncüsü olan Almanya’da çıkması pek rastlantı değil. Vakti zamanında nükleer santrallerin en fazla yerleşkesi olan yer Almanya’ydı ve Yeşil Parti oluştu ve meclise girdi. Aynısı Amerika’da oldu. Murrey Bookchin bu adam bu filozof Amerika’da endüstriye karşı çıktı. Bizim de bu konudaki duyarlılığımızı arttırmalıyız. Türkiye’de bu duyarlılık Çernobil ile ortaya çıktı. Ukrayna ‘da olmuş bir felaketin etkisi ülkemize geldi, daha sonra caretta carettaların yuvalama bölgesinde otel yapımına karşı ekolojistler eylem yaptı, daha sonra siyanürle altın aramaya karşı protestolar çıktı. Ama Gezi Direnişiyle beraber iyice ortaya çıktı. Bugün uzay araştırmalarıyla uzay bile kirletiliyor.
Bekir
Antakyalıyım; 40 yıl önce İstanbul’a geldim üniversiteye. Gezi olaylarında ölenlerin 2’si Antakyalı. Antakya’da devlet hiçbir yatırım yapmaz. Antakya’da Türkiye’nin 3. büyük ovası Amik Ovası var ve Antakya’da ölen 3 çocuk da Alevi. Bunlar garip rastlantılar. Ben gençlerin örgütlü olmasına inanıyorum. Tayyip devrilse de onun yerine benzeri gelecek. Bunun önüne geçecek bir şeyler yapmak için örgütlenmeniz gerekiyor. Gençlerin apolitik olduklarına inanıyordum ama ben de çok şaşırdım. Organize olup bunların önüne geçmelisiniz.
Zafer
Militan kelimesine karşıyım. Tayyip gitsin kim gelecek? Mustafa Sarıgül’ü sildiniz, Muhsin yazıcı öldü. Hepimiz boş konuşuyoruz. Buradan da AKP’ye oy verenler var. “Kılıçdaroğlu var” diyorsunuz da Sarıgül’ü sildiniz. Atatürk yaşasa bunlara izin verilmezdi. Halkın partisini halktan kopardılar.
Serpil
Burada doğru görüş yanlış görüş yok. Kimsenin görüşü yanlış değil. Herkes düşüncesine paylaşacak ki bir yerlere varalım.
Öykü
“Sen çapulcu musun, anlat bakalım” diyorlar ailem. Çünkü sosyal medyadan uzaklar ve meraklarını gidermek için benden dinlemek istediler. Siz politik misiniz bana sordukları ilk soruydu. Ben de değişir bu dedim. Bir siyasi örgütlenmeden bahsediyorsanız; apolitiğiz. Yapıyı bilmedikleri için ben de anlatmakta zorlandım. Bana dediler ki “Geziye İstanbul Komünü yazmışsınız peki Paris Komünü’nü biliyor musunuz?”. Biz bunda ne kadar suçluyuz bilmiyorum. Bize bilgileriniz ne kadar aktardınız? Apolitik mi politik mi konusunda sizin istediğiniz yere gelemedik. Üzgünüz ama yine de orda çok güzel bir oluşum oldu. Biz 80 öncesi sosyal hareketleri çok bilmiyoruz. Çünkü okullarda bunlar bize öğretilmedi. Biz bu dönemi tanımıyoruz. Ve bu dönemi bize anlatmadınız. Sustunuz ve bu yüzden de bilmiyoruz. İşte ekran gelin sunum yapın öğretin bize.
…
Biz her şeyin okumanın da yasak olduğu dönemde, Marks’ın, Lenin’in, Hitler’in Kavgam’ın okutulmadığı dönemde yaşadık. Şimdi benim elimde bir doküman yok ki sana anlatayım. Hepsi kafamda sadece.
AKP seçim bitse de ev ev dolaşmaya devam ediyor. Ama diğer partiler yeter ki kendileri girsinler gerisi tufan kafasında. Onun için komple hepsini değiştirmeniz lazım. Bunu nasıl yapacaksınız bilmiyorum. Çünkü biz bunun çok uzağında kaldık.
…
(Öykü’ye cevap) Sizin yaşlarınızda benim de kızım var, o da apolitik. Biz ona bir tek şey öğrettik, araştırsın istedik. Onu öyle yetiştirmemiş olsaydık bu Gezi olmazdı.
…
Sosyoloji mezunuyum hem de tarih okudum. Sözlü tarih diye bir şey vardır. Gelirsiniz sözlü olarak anlatırsınız. Türkiye’deki sol hareket kaç parçaya bölünmüştü; neydi benim bile kafam karışık. Gelin anlatın. Apolitik gençler bunu nasıl böyle yaptı. Bu neden böyle söyleniyor, 80 öncesi kuşakta politik olmanın belli bir tanımı vardı, belli şeyler yapmalıydı. Ama bu gün bu tanım değişti. Gençler politik olmanın tanımını değiştirdiler. Ben de onlar gibi politik olmak istiyorum.
Mustafa
Niçin anlatılmadı birçok şey… Toplumda var olan yaşlı egemenliğinden kaynaklanıyor. Gezi süreci sonrasında bir yanılgı içerisindeyiz. Toplumda gençliği birilerinin sürüklediği gibi bir yanılsama var. Politik konumlandırmada devletin benimsediği bir süreç vardır. Bu süreçte toplum ayrıştırılır. Yaşı genç olanlar, bu süreçte “gençlik” diye kategorize edip gençliği ayırır ve ona göre bir şekilde gençlik yönetilir. Keza kadınlarda da aynı durum söz konusudur. Özellikle Gezi sürecinde devlet bunu işledi. “Gezi sürecini yapan gençler” diye o grubu yaftaladı ve bu toplumsal başkaldırıyı sadece gençlere indirgedi. Böyle baktığımızda, konuyu basite alıp krizi yönetme işini yaptığını görüyoruz. Bu büyük bir tuzak ve gençliği gençlik olarak ayırmak çok büyük bir yanlış. Gençler tabii ki daha dinamik ve bazen fevri hareket edebilen bir kitledir. Gençlik acaba nereye basıyoruz diye düşünmez. Önemli olan gençliğin dinamiğiyle tecrübelerimizi bütünleştirmemizdir. Bugün partilere baktığımızda, gençlik örgütleri ayrıdır. Kendilerini bağımsız zannederler aslında başındaki bir kaç “abi”yle yönetilirler. Önemli olan karar alma sürecinde kendilerinin sürecin içinde olduklarını hissetmeleri gerekmektedir. Gezi’de 7’den 70’e herkes vardı. Gençler, yaşı fazla olanlarla bir arada uyum içindeydi ve tecrübeyle dinamizm birleşmişti. Benim ailem de bu süreçte bu şekilde Gezi’de bulundu. Bu birliktelik bu hareketi güçlendirdi. Devletin bu ayrıştırma hareketini engellemeliyiz.
Hande
İlk kez foruma katılıyorum. Mutluyum. Her yerde forum var mı? (cevap geldi: Var..)
Tuğçe
2. kez geldim bu foruma. Dün sunuma denk geldim. Eleştirim olacak. Dün sunum yapılırken Taksim’de eylem vardı ve polisin saldırısı oldu. Bu saldırı burada 3 saat sonra duyuruldu. Yarın Çağlayan’da 11:00’da 6 Temmuzda göz altına alınıp 8 Temmuzda tutuklananların duruşması var. Bu tutuklamalar “random” yapıldı; benim bile arkadaşım tutuklandı. Bu konuları duyurmalıyız. Bir konuşmacının “AKP’yi devirmek varken bunlara yoğunlaşmamalıyız dedi”. Bence olayları ayrı ayrı değil beraber değerlendirmeli ve en ufak bir taş bile yerinden oynasa da tepki göstermeliyiz.
Zafer
Taksim’deki esnafın hali ne olacak? Bu da konuşulmalı. Polis de bu ülkenin vatandaşı…

Moderatör: Berkin’i ziyaret ettikten sonra forum yapılacak. 15.07.2013 tarihli forumumuzun gündemi farklı örgütlenme biçimleri, yatay örgütlenmeler olacak.


6 Temmuz 2013 Cumartesi

Göztepe Selamiçeşme Özgürlük Parkı Forum Notları (5 Temmuz)

Barış: forum için tanıtımın arttırılması ve broşür dağıtımı için daha fazla çaba sarf etmeliyiz.
- Piknik için resim atölyesi yapılacak. Değiş tokuş için kitaplar getirilecek.
- Kitaplık için söz alındı sadece nakliyesi yapılacak.
- Parklarda forumlarının yapılmasının amacının özgürlük için savaşılması ve bu özgürlük için savaşırken gerekirse demokrasinin değişmesi gerekmektedir bunun için çevremiz, geçmişimiz, demokrasimiz, vb gbi konularda bilgilenmeliyiz bunun için birinin bana yardım etmesi ve bunu sunum haline getirip burada herkese karşı gösterime koymalıyız.

-78 kuşağından bi abi: Bir mail grubu kurulmalı daha seri iletişim halinde kalmalıyız. Geleceğimize ulaşmak için daha organize bir şekilde hareket etmemiz gerekiyor.

-Belgin: Eylemlerimizi sert bir şekilde değil daha uysal ve organize bir şekilde yapmalıyız. Şu anda özgürlük çin savaşıyoruz fakat herkesin özgürlük anlayışı farklıdır bence kavramsal eğitim etkinlikleri düzenlemeliyiz

-MİT yasası korkunç bir şekilde hazırlanıyor bu konuyu atlamamalı ve üzerine gitmeliyiz bu konu hakkında gerekirse eylem yapmalıyız ayrıca belirlediğimiz gündemler hakkında bazı arkadaşlarımız internetten takiplerini yapsa ve akşamları bizi ayrıntılı bilgilendirse çok iyi olur. Etkinlik organizasyon listesine adınızı yazıp yanına gündem diye belirtirseniz komite kurulması sırasında konuşabiliriz.

-Kadın tacizleri ve göz altına alınınca aşağılanan kadın arkadaşlarımız hakkında hiç konuşmadık bu konu üzerine düşmenizi istiyorum

-Erengül: Bu foruma katılan ve gezi olaylarına bire bir giden insanlar için yaptıklarından umutlumu bilmiyorum ama tereddüt etmeden umutluyum diyecek çok fazla insan olduğunu sanmıyorum. Bizim kuşağımızdan bazı yalanlara inanmamızı istiyorlar ama inanmalıyız şu ana yetişmekte olan yeni kuşaklara biz umut vermeliyiz bu umudu verebilmek için bazı şeyleri eyleme geçirmeliyiz. Hepinizden biraz daha inançlı hale gelmenizi istiyorum ve bize güven verip arkamızda durmanızı rica ediyorum.

-Ali: Etrafa masa koymaktan çekinmeyin ne kadar çok yer kaplarsak o kadar çok ilgi çekeriz. Örneğin “yaratıcı eylem masası” starbucs önünde kahve dağıtıp eylem yapabilir.

-Çağrı: Bir ay öncesine göre durumumuz daha iyi ve benim umudum var şu anda bir liderimizin olmaması olmayacak anlamına gelmiyor ve bu grubun liderini kendi çıkaracağına inanıyorum. Babam daha önce darbe görmüş biri ve şu anda gönül rahatlığı ile “siz zamanınızda bir şey yapmamıştınız ama biz şimdi sesimizi çıkartıyoruz” diye rahatlıkla söyleyebiliyorum. 10 yıldır televizyonla konuşuyordum ama şimdi toplum önünde sesimi duyurabilmem bile guru verici.

-İpek: Umudum var 2 evlat yetiştiriyorum. Bir şeyler olacak diye çocuklarımızı bir şeylerden kaçırmamalıyız. Ben evlatlarımı Taksim'e de götürdüm hiçbir şeyden korkmadım. Ayrıca Ümraniye'de oturuyorum ve orada hiç forum yok nedenini biliyorsunuz. Ne olur sesinizi oraya kadar duyurun.

-Pazar günü Piknik 10:00’da başlayacak

-Müzik yapan arkadaşlar bu forumu müzik yaparak bitirmesi taraftarıyım bu şekilde biraz daha fazla dikkat çekebiliriz.

-Bir lider seçilmeli Taksimde herkes başkandı ve bir şey elde edilemedi.

-Çağrı: Kapak toplama etkinliğinden sonra pil ve atık ilaçları toplama kampanyası başlatılması fikrini sunuyorum.

-Cumartesi Taksim’e yürüyüş için Kadıköy Boğa’da ya da Özgürlük parkında buluşalım.


5 Temmuz 2013 Cuma

Selamiçeşme Özgürlük Parkı Forum Notları (3-4 Temmuz)

4 Temmuz Forum Notları


Pınar_ Gündüzleri parkta nöbet tutalım demiştik. 3 kişi nöbet tuttuk. 4-7 arasında parkta hiç kimse yoktu. Durmanın hiçbir anlamı yok. Bunun yerine forumda 1 saat önce megafonla parkta dolaşıp foruma çağırabiliriz. Çadırda asılmış kağıtlar epey ilgi çekti. Burayı zenginleştirmeliyiz. Burada forum olduğunu anlamaya başladı insanlar.
- Biraz önce bir mesaj geldi. Yarın için, anayasa mahkemesi uzun yıl süren tutukluluklarına neden olan yasayı iptal etti. Yarın bunun için Çağlayan’da 13:00’da basın açıklaması yapılacak.
Arzu_ Bugün öğleden önce parka geldim. Bir bilgi vermek istiyorum. Parkın idaresinde sorumlu Serap hanımla görüştüm. Bize nasıl yardımcı olabileceğini sordum. Malzemelerimizi getirip götürmeye sorunundan karşı nasıl yardımcı olabileceğini soracaktık. Destek beklerken, çimlerde oturduğumuz, masa koyduğumuz için laf işittik. Bunun için belediyeden destek almamız gerektiğini söyledi. Bunun için başkan yardımcısına mail atalım, gelsin burada taleplerimizi dinlesin. Burada otururken çayımızı da içelim, işten gelenler bir şey yesin diye düşündük. Bunun için de bir bağış kutusu oluşturduk. Destek olalım lütfen.
- Önerileri pratiğe dökelim. Öncelikle başkan yardımcısına mail atalım. Bu işi kim mail atıp davet edecek?
- Park ve Bahçelerden sorumlu başkan yardımcısının adı Mustafa Demirkan. Gidip de çağırabiliriz.
- Girip çağırırız da bizim talebimiz ne olacak? Bugün örneğin 2 arkadaş bu bahçeden sorumlu kişiyle görüşmüşler. Ancak bunları koordinasyonla bağlantılı olarak yürütelim. Talebimiz ne? Birincisi, belki bu alanda kalmayacağız. Girişe yakın yere taşınmayı konuşmuştuk. Önce buna karar verelim. Buna göre taleplerimizi iletelim. Bence bu parktan sorumlu olan kadın, olayın farkında değil. Ülke ayağa kalkmış, o hala “çimlere basmayın” diyorlar. Belediyeye de gidersek, ya taleplerimizi belirleyelim ya da gelin bizi dinleyin diye davet edelim.
O zaman önce yetkililerden isteklerimiz nedir, bunu tartışalım.
Çağrı_ Ben herhangi bir yetkiliyle görüşmeye ya da bir şey talep etmeye ihtiyacımız olduğunu düşünmüyorum. Parklar bizim! Bizimle görüşmek istiyorlarsa onlar gelsin diyorum.
- Talep dediğimiz şey şu: Eşyalarımızı gündüz tutabileceğimiz bir dolay ve masa istedik. Bu kadar basit. Yoksa ona nerede oturacağımızı sormayacağınız.
- Kendimiz bir dolap yapabiliriz. Yetkililere ihtiyacımız yok.
- Burada her hafta organik pazar yapılıyor. Onların malzemelerinin olduğu gere koyabiliriz.
Eralp_ Dolap önerisine herkes sıcak bakıyor sanırım. Bunu nasıl halledeceğiz onu konuşalım.
Burhan_ Görüyorum, yollarda evlerin önüne eski dolapları, tahtaları toplayıp dolap yapabiliriz.
- Yoğurtçu Parkı’nda takas pazarı kurulacak pazar günü. Hala çok fazla şeyimiz var alışveriş alışkanlıklarımız yavaş yavaş değiştirmeye başlamış olsak bile… Biz de pazar günü böyle bir şey yapabiliriz.
Gülay_ Resim öğretmeniyim. Bu parka ilk gelişimiz. Biz de arkadaşımızla Pazar günü piknikte atölye yapabiliriz. Sonra da bunları da sergileriz. Biz biraz boya getireceğiz.
Pazar günü saat 10:00’da pikniğimiz var.
Fikret_ 15 yaşındayım. Abimle Altunizade’de çalışıyoruz. Abimle gezi parkına giderken, metroda insanlar bizi alkışlıyordu. Biz de gittik. Halay çekiliyordu, onlara katıldık. Başbakanın dediği gibi camide içki içildiğini doğrulamıyorum.
- Bugün okuduğuma göre ramazanda Gezi Parkı’nda iftar verecekmiş belediye. Yoğurçu ve Abbasağa Parklarında da iftar verilecekmiş. Gezi’de ne yapılacağı ortak karar verilecektir ama ben bunu bizim sahiplenmemiz gerektiğini düşünüyorum. Pratiğe yönelik şeyler de yapmalıyız.
Kütüphane önerisi için bugün bir karar alalım. Yayınevi de haber bekliyor, çok kitap var.
- Topçu Kışlası Projesi iptal olmuş ama esasen yayalaştırma projesi de iptal olmuş 6 haziranda. Ama parkta makineler çalışmaya devam ediyor. Buna yönelik ne yapılabileceğiyle ilgili bir fikri olan var mı?
Burhan_ 2 konuda bir şeyler söylemek istiyorum. Birincisi, parktaki sorumlu kadının söylediklerini duyduktan sonra, belki bizim daha farklı bir örgütlenmeye ihtiyacımız olabilir. Belki bir dernek olabiliriz. İkinci konuda Mısır’la ilgili. Benim midem bulandı. Yandaş Türk medyasını izlerken, bütün Gezi Direnişi’nde penguen gösterenler, şimdi Mısır’a odaklandılar. Demagojik söylemler üretiyorlar. Erdoğan kadar arsızca değil ama tıpkı Gezi Parkı direnişçilerini 3-5 kişi göstermeye çalıştıkları gibi, orada da Mursi taraftarlarının çok fazla olduklarını göstermeye çalışıyorlar. Hem darbe karşıtlığı yaparken Mursi’nin de darbeyle geldiğini konuşmuyorlar. ABD ve Avrupa’ya laf atıyorlar. Ben bu darbenin, teknik anlamda darbe olmakla beraber, tarihsel darbelerle de örtüşmediğini düşünüyorum. Mısır Ordusu’nun, bizdekine benzer bir şekilde Türk-İslam sentezi yapma ihtiyacı yok. Belki de dünya tarihinde bu kadar kitlesel katılımın olduğu kitleler yok. Bu yüzden de Mısır Ordusu da sanki halka tabi olmuş gibi görünüyor bir yandan da kendi prestijini korumaya çalışıyor. Orada atılan havai fişekler asker geldiği için değil, Mursi gittiği için. Bugün Saadet Partisi, İstanbul Mısır Konsolosluğu önünde gösteri yaptı darbeyi kınadıklarına yönelik. Hep dış mihrakları suçluyorlar, o meydanki iç mihraklardan kimse bahsetmiyor.
Hatırlarsanız, Gezi olaylarında CNN ve BBC bu olayları olduğu gibi gösterirken, iç mihraklar bunu yapanları suçladılar. Bugün Anadolu Ajansı’nın başındaki adamlar Mursi’yle birlikteyiz gibi bir hashtag başlatıyor. Ali Babacan, meydana çıkanların çoğu okumuş çocuklar dedi. Madem böyleydik, neden bizle konuşmadılar. Bir diğer ikiyüzlülük, faiz lobisi lafı dönüyor. Bu lafı çıkaran, başbakanın başdanışmanı oldu. Bu lafı çıkaranlar, İstanbul’un finans merkezi olması için lobiciliğe devam ediyor. Hem bu şehre yabancı yatırımcıları çekmek isterken hem de bunlar hakkında konuşuyorlar.
- Mısır bizim için önemli. Mursi’nin düşmesi demek Erdoğan’ın düşmesi demek. Mısır aynı zamanda BOP kapsamındaki ılımlı İslam politikasının çökmesini göstermesi açısından da önemlidir. Ayrıca, Esad’ın da karşısına geçmiştir. Erdoğan’ın dış politikası çökmüştür. Komşularla sıfır problemden, sıfır komşuya geçtik. Devlet adamlarımızın hiçbir öngörüsü olmadığını da görmüş olduk.
- Ben 2 haftadır Yoğurtçu Parkı’ndaydım, orası kalabalık olduğu için tercih ettim. Buranın kalabalığını artırmak için bir şeyler üretmeliyiz. Benim fikrim, etraftaki çok sayıdaki kafelere gidip gençleri haberdar etmeliyiz. Çünkü gençler bu işi devam ettirecek, yaşlılar da bize tecrübeleriyle bize destek olacaklar. Yoğurtçu Parkı’ndakine benzer komisyonlar oluşturabiliriz. Broşürleri sokaklarda dağıtabiliriz.
Murat_ Bu konuda çalışmalar başlattığımızı düşünüyorum. Bunlara ek olarak demin yaşadığım bir şeyi söylemek istiyorum. Bizim tepkimizi en dikkat çekici şekilde gösterebileceğimiz şey bu. Yani unutuyoruz ama birisi hatırlatınca hemen yeniden başlıyoruz. Hatırlatmalıyız, uyarmalıyız. Ses çıkarmalıyız. Parkta insanları çağırmalıyız. Bir süre sonra örgütlenme kendiliğinden oluşacak. Komisyonlar sonrasında kendiliğinden çıkacaktır.
- Farklı bir konuya temas etmek istiyoruz. Maalesef belediye başkanları donanımlı değil. Bu yüzden de şehir planları her gün değişmekte. Bu nedenle de bizim yaşadığımız yerlerde gördüklerimiz eleştiriye neden olmakta. Bir yerde 3 kat bir yerde 30 kat olmamalı. Çamlıca Tepesi’ne ne olması gerektiğini anlamak için çok da şey olmaya gerek yok. 1/1000 ve 1/5000 planların öncelikle halk oylamasına sunulmalı büyükşehire gitmeden önce.
Halkı buraya çekmek için bir darbuka, bir halay çeksek çok güzel olabilir.
- Biraz önceki planlar hakkındaki öneriye katılmıyorum. Bunun da 2 nedeni var. Birincisi, bu ülkede bilim var. Her şeyi soramayız. İkincisi de referandum sürecinin çok sakat olduğunu düşünüyorum. Önümüze 2 bozuk yemek koyuluyor ve hangisini yemek istediğimiz soruluyor. Ben bunu reddediyorum. Bence,  bu referandum yaklaşımı değiştirilmeli. Biz ne istediğimizi söyleyelim ve kendi istediğimiz şeyi oylayalım.
- Öncelikle yurttaş olmayı öğrenmeliyiz. Öncelikle sistemi suçlamak yerine yaşadıklarımız şeylerde kendi sorumluluklarımızı görmeliyiz. Erdoğan da aynı şeyi yaptı. Sürekli farklı kesimleri sorguladı. Öncelikle kendi yurttaşlık bilincimizi geliştirmeliyiz.
- Demin söylediğinize bir şey eklemek istiyorum. Biz sistemi kötülemeyi çok seviyoruz. Ben de o insanlardan biriyim. Ben 30 yaşındayım ve Kürt sorunuyla eşit yaştayım. Ben bunları hep televizyondan öğrendim. Ama Gezi’de yaşadıklarımın sonunda bunun böyle olmadığını öğrendim. Biz hiç kimseyi dinlemeden büyüdük. Dinlemeyi ve anlamayı öğrenmeliyiz.
Kaşif_ Bu forumdan haberim yoktu. Tesadüfen öğrendim. Kadıköy Belediyesi’nden medet ummak ne kadar mümkün bilmiyorum. Kadıköy Gazetesi’nden bu forumu haber yapmasını isteyebiliriz ya da twitterdan Selami Öztürk’e ulaşabiliriz. Mısır’dan konuşmak yerine kendi yapabileceklerimizi konuşalım. Ben yarın bunları çoğaltacağım, bunların bazılarını otobüste unutacağım, bazılarını sokağımda ve parkta dağıtacağım. Dernekleşmeye ihtiyacımız olduğunu düşünmüyorum. Çarşı’ya da RedHack’e twit atabiliriz.
Emre_ İşim gereği bazı belediyelerle çalışıyorum. İşin içinin nasıl olduğunu biliyorum. Talepler ne kadar yukarıya çıkmalı, ne kadar aşağıdan alınmalı? Yönetişim meselesinde çalışan insanların, gerçekten çok absürt örnekler ortaya çıkarttığını görüyoruz. Engelli merkezi yapılıyor ama engellilerin erişemeyeceği yerde ya da iklimi düşünmeden bisiklet yolu yapılıyor ama bu yol yürüyüş yollarını kesiyor ve iklim nedeniyle 45 derecede bisiklet sürülemediğinden kullanılmıyor. Bu referandumlara katılanlar kimler olmalı? Bugün eğitim düzeyinin çok düşük olduğu bir bölgedeki bir belediyenin vatandaş bilgilendirme toplantısına gittiğiniz zaman, yönetmelikleri okumuş teyzeler de olabiliyor. Dolayısıyla taleplerin ne kadar tabandan gelmesi gerektiğine dikkat edilmeli.
- Arkadaşımın fikirlerini 2 noktada reddediyorum. Derneklerin, partilerin, sendikaların işe yaramadığını söylemek doğru değil. Bazı örgütlenmelerin yaptıklarından fayda görmemiş olabiliriz. Sadece sosyal medyaya bağlamak postmodern bir zehirlenmedir. İkisi bir arada düşünülmeli. Sistem mi vatandaş mı suçludur tartışması çok güzel bir tartışma. Bu konu başladığından hemen aklıma sivil itaatsizlik örnekleri geliyor. Gandhi, King, Montaigne’nin arkadaşı geliyor aklıma. Bu adamın kitabının adı “Gönüllü Kulluk Üzerine Söylev”de bizim vatandaş olarak ne kadar söz almadığımızı anlıyorum.
- Ben dernek, parti ve sosyal medyanın güçlerini tartışmak istemiyorum. Ama bunların hiçbiri bu kadar insanı sokağa dökemedi; baş belası olamadı.
Biz arkadaşlarla paten/kaykay alanı istiyoruz. Bununla ilgilenmenizi istiyoruz. Rampa istiyoruz! Pazar günü pikniğe Fikirtepe’den 50 kişiyle geleceğiz. Darbukaları da getireceğiz!
- Milli eğitim bakanı bir şeyler söyledi. 1946’dan bu yana hepsi bir şeyler yapıyor ama kimse toplumun yapısını düşünmüyor. Sürekli sistem değiştirmek yerine buna göre politikalar oluşturmalıyız.
- Gezi hareketinin çok samimi ve insan anlayışlarının çok doğru olduğunu düşünüyorum. Ben bu komisyonlara çok önem veriyorum. Burada geçirdiğimiz zamanın meyvelerini almalıyız. Arent’in felsefesi bugünle birebir örtüşüyoruz. Az kişi de olsak komisyonlar kuralım. 7’de gelelim, komisyonlarımız çalışsın. İşin uzmanlarını çağıralım, onlarla bilgi paylaşımında bulunalım.
- Gençlik ve ihtiyarlık üzerine bir şeyler söylemek istiyorum. Ben bir yaşlı olarak bu gençliğe çok güveniyorum. Ama bunun fazla dillendirilmesi, sanki yaşlıların hiçbir rolü yokmuş ya da olmamış gibi görünmesine neden oluyor. Bu harekete damgasını vuranın gençler olduğunu biliyorum ama tarihselliğin önemini bilen biri olarak bu tarihselliğin gençler üzerinde nasıl etkili olduğunu görüyorum. 1970’lerde bir devrimci olarak, Gezi’ye gittiğimde ya da birçok farklı yürüyüşlerde eski yoldaşlarımı görüyorum. Bir yoldaşım şunu anlattı “40 yaşın üstündekiler konuşmasın” demiş. Bütün gençlerin böyle düşündüğünü sanmıyorum ama gençler de bu tecrübelerden faydalanmalıdır.
Gençlik zihindedir. Bir insan 60 yaşında da olabilir ama zihni açıktır. Bizler yaşadıklarımızın sonucunda dogmatikleştik. Kendi bildiğimiz doğru olduğunu düşünüyoruz. Ben bu hareketten sonra kendimi özeleştiriye tuttum. Bu gelişmektir. Öğretmen değil eğitmen olmalıyız. Gezi’nin insanlara çok büyük bir etik sıçrama yaşattığını düşünüyorum.
Erdoğan_ Komitelerle ilgili konuşmak istiyorum. Bunları uzun zamandır dile getiriyoruz. Bunu bugün başlattık, çadırımızı kurduk ve biraz daha insanlara ulaşmaya başladık. Bundan sonra da gündüz de parkta kalarak, atölyelerle daha fazla insana ulaşmamız gerekiyor. Bu çevrede yaşayan on bin kişiye ulaşmalıyız. Parkın içinde sürekli bir aktivite olmalı. Diğer parkların çevresi açık sirkülasyonu yüksek, bu parkta ise yönetimle ilgili problemimiz varmış gibi davranıyoruz. Koordinasyon kurduk ama başka komiteler oluşması lazım örneğin sosyal medya komitesi  kurmamız lazım, forum organizasyonunun  sağlanması için kolaylaştırıcı bir komite olması gerekiyor, parkın içinde konuştuklarımızın duyurulması için halkla ilişkiler komitesinin oluşturulması gerekiyor, diğer parklarda olanlar anlatacak bir dış ilişkilerkomitemizin oluşması gerekiyor, parklarda eyleme geçmemiz gerekiyor, eylem komitesi kurulması lazım. 3 haftadır aynı şeyleri konuşuyoruz ama somut eylem kararları alamıyoruz. Parktaki bu statik havanın dinamik hale gelmesi gerekiyor. Örneği bizim Fikirtepe’ye gidip atölye yapmamız gerekmiyor, onlar zaten her gün burada. Biz burada bu atölyeler sayesinde onlarla kaynaşıp, sonra oraya gidebiliriz. Sadece akşamları toplanarak kaynaşamayız, bunun için gündüzleri burada olmalıyız. Parkın girişindeki alanı kullanmaya başlamalıyız. Somut şeyler yapmalıyız. Biri bize “amacınız ne, hedefiniz ne” diye sorsa, verecek bir cevabımız yok.
../.. Biz burada kısılıp kaldık, heykellerin orası da kuytu bir alan. Çocuklu aileler ilerideki parkların ve piknik alanlarının orada bulunuyorlar. Hafta içi de büyük ve küçük park denilen yerlerde bir masa kurabiliriz. Giriş çıkışlarda broşür dağıtabiliriz. Parkın içine gidersek daha fazla kitleye ulaşabiliriz.
.. /.. Parka yayılmayı atölyelerle yapabileceğimizi düşüyorum. Bu da öncelikle çocuklardan başlar. Böylelikle ailelerine de ulaşabiliriz. Pazar günlerini çocuklara yönelik aktivitelere ayırabiliriz. Bir de komşu/kardeş park seçelim. Onlar bize gelsin, biz onlara gidelim. Birbirimizi tanıyalım, anlayalım, yakınlaşalım; sonra da belki de birçok farklılıkları içinde taşıyan tek bir grup oluruz? El ilanlarını Fikirtepe’de de dağıtabiliriz, pikniğe davet edebiliriz.
- 40 yaşın üstündekilerin konuşmasın denmesinin nedeni, belli bir yaş grubu engin bilgilerini anlatırken okyanusun ortasında kalabiliyoruz. Biz çok heyecanlıyız. Ben Fikirtepe’yle kaynaşmayı 4 gün önce önermiştim. Onlar pikniğe geldikten sonra, biz ertesi gün onlara gidelim. Seçim sisteminin değiştirilmesi için bir komisyon kuralım. Çocuklar için güncel olayları anlatan bir komisyon kuralım.
- Kaykay ilk gündemimiz olsun, yarın konuşalım.
- Pazartesiye, saz çalan, ud çalan, keman çalan insanlar varsa, biz ses olarak hazırız.
Beyazıt_ 45 seneden beri Fikirtepe’liyim. Oranın politik yapısını az çok biliyorum. Çok güzel şeyler söylendi ama orası öyle değil, çok kozmopolit bir yer. Emekçi bir alan ama yapısal olarak gerici. Uzun süre politika yaptım ama erişebildiklerim iki elin parmağını geçmedi. Orası zaten kentsel dönüşüm kapsamında 2/3’ü yıkıldı. Orada ne yapmak istiyorsunuz? Bunları bilerek hareket edelim.
- Bizim oraya gitmek istememiz, bir partiye oy vermelerini sağlamak için değil. Benim derdim tamamen insani düzeyde. Birbirimize dokunmak… Ben yıllardır izole yaşıyormuşum, duyarsız yaşıyormuşum, ben aslında çok uzun süredir insan gibi yaşamıyormuşum! Benim kaygım bundan kurtulmak.
Feridun_ Bunlar çok güzel dilekler. Öncelikle, birincisi bu Gezi ruhunun kaydedildiği yönünde. Belki de yapmamız gerek bunu kendi çevremize anlatmak, sonra da küçük parçaları birleştirmek ve diğer parklarla koordine olmak. İkincisi, WHO’nun Sağlıklı Kentler Birliği … Varoşlar dediğimiz ve birileri tarafından maksatlı olarak yoksullaştırılan ve geri bıraktırılan ve kentlileştirilmeyen, ne köylü ne kentli bir grup olarak yaşamaya mahkum edilen bölgeler için projeler üretebiliriz. Yoksulluk, işsizlik, alkolizm gibi konularda projeler üretebiliriz. O zaman bu insanların, birilerinden yardıma muhtaç olmayan, sağlıklı bireyler haline getirebiliriz, eğitim düzeylerini yükseltebiliriz, günübirlik yaşamalarından kurtulup düzenli gelirlerinin olmasını sağlayabiliriz. Bu projeleri Kadıköy Belediyesi’ne aktarıp, baskı yapabiliriz.
Barış_ Kaykaycıların talebini çok dikkate almalıyız. Bu parkta eskiden bir board kültürü vardı. Bunu yeniden canlandırmalıyız. Yarın burada bir kalabalık yaratalım ve komiteleri oluşturmaya başlayalım. Bu kalabalık oluşursa sayıyı daha da artırabiliriz. Kapının girişinde broşürler dağıtabiliriz. Panolarımızı artıralım. Pazar günlü pikniğe herkesin çağıralım. Umutsuzluğa kapılmayalım!
Burhan_ Eylem önerim, Göztepe mahalle sınırlarının olduğunu bölgede parklar bizimdir diyerek bir yürüyüş yapmak ve forumu duyurmak ve tekrar park gelmek.
- İşin eğlence boyutunu artırabilirsek, katılımı artırabiliriz. Taşyapı’ya neden böyle bir emsal verildi Göztepe’nin göbeğinde bunu soralım. Ama cevap belli. Belediye meclislerinin politik olmaktan kurtulması gerekiyor. Ortada rant olunca hepsi aynı şeyi yapıyor.



3 Temmuz Forum Notları

 

Forumun yerini gösteren oklar yaptım. Bir gönüllünün kasadan para alıp basmasını talep ediyorum. Siyah-beyazlarını da hazırlayıp Facebook Grubuna yükleyeceğim
Pazar günkü Çapulcu Pazarı’nın duyurusu
Yoğurtçu Parkı’ndan Deniz_Bu çevrede en hızlı gelişen Yoğurtçu Parkı. Sizlere tavsiyem önce koordinasyon masası kurup atölyeler oluşturup insanlara eğitim vermelisiniz. Parklar arası iletişim çok önemli. Yoğurtçu’dan diğer parklara gidenler iletişim kurmuyor. Koordinasyonunuzu kurduğunuz zaman dikkatli olun çünkü koordinasyon bozulmaya başlıyor. Masalar oluşturup insanlara yayılın. Mahalledekilere ücretsiz dersler verin. Başka bir şey de, koordinasyon masalar kurdu. Forumlar bittikten sonra, koordinasyon toplantısı yapılıyor ve bu insanlar günlük ya da haftalık konular arasında görev dağılımı yapıyorlar. Ertesi kararlar komisyona teslim ediliyor ve tartışılıyor. Kendi organizasyonunuzu kurarsanız, diğer parklara da gidin teklif sunun; onlardan da size teklifler gelecektir.
Pazartesi günü alınan karara göre, bütçe oluşturuldu ve bir çadır alarak başladık. Hesap-kitap tutuluyor 2 arkadaş tarafından.
Parklarda kütüphane oluşturulması durumu var. Biz de yapabilirsek çok güzel olur. Destek vermek isteyen yayınevleri var, biz de evlerimizden getirebiliriz.
Ben Adorno’nun bir kitabını Gezi Parkı’na götürecektim ama müdahale oldu. Bunu Özgürlük Parkı’na armağan ediyorum.
Biz çadır koyduk. Bunun devamlılığını nasıl sağlayacağız.
Kitap değiş-tokuşu olsun.
Bizim burada kitapları muhafaza etmemiz zor olabilir.  Belediye ile görüşülebilir ve kalıcı bir kütüphane olması sağlanabilir.
Muallakta kalan bir konu var. Önce onu çözelim. Gündüzleri burada nöbetleşe belli sayıda insanın burada durması için bir nöbet yapabilir miyiz? Buna gönüllü olanlar var mı? Olacak mı olmayacak mı bilelim.
Sesimizi duyurmak açısından çok faydalı olabilir.
Bir kağıt dolaştıralım ve nasıl bir nöbet çıkıyor görelim.
Her gün burada yeni yüzler görüyoruz. Facebook grubundan da takip edebilirsiniz. Etrafımıza da duyuralım. Din, dil, ırk ayrımımız yok; provokatif olmayan her fikre açığız.
Ekümenopolisi izleyelim. Bisikletle duyuru yapalım.
Masada duracak olan arkadaşlarımızın ne yapacağını düşünelim.
Bisikletle kim dolaşabilir karar verelim.
Film izlemek için gerekli ekipmanı kim sağlayabilir.
İlk olarak, nöbette duranlar ne yapmalı?
-         Forum olarak ortak bir bildiri karara aldık. Masaya koyabiliriz.
-         Basılan ekipmanlardan  bulundurabilir.
-         Bazı afişleri koyabiliriz. İsteyen alır, yapıştırır.
-         Forum inisiyatifi hakkında bilgi verebilir.
-         Müzik olabilir.
Biz ne yapıyoruz sorunun cevabını vermeliyiz.
Boykotla ilgili konuşmak istiyorum. Pazartesi günkü serbest kürsüde biraz konuşmuştuk. Atölye çalışması yapmaktan konuşmuştuk. Sonrasında, direnişe destek vermeyen ve veren gruplar, bunların desteklenmesi vb. konularda çalışmamız oldu. Benim düşüncem,  sermaye seçimi yapmaya çalışmak yerine tüketim alışkanlıklarımızı değiştirmeliyiz.
En basitinden;  ekşi sözlükte bu konuda çok farklı başlıklar var. #tüketmiyorum #tüketiyorum gibi başlıklara bakılabilir. Gezi’den önce de “Ortak Kullanım Hareketi” var. Bunu araştırabilirsiniz, çok eski bir oluşum.  Uygulanabilir başlıklar:
-         Sigara tüketimiz: 3 aydır sigara içmiyorum. Hem sağlık açısından hem de maddi açıdan çok mutluyum. Bırakmak zor belki ama sarma sigaraya geçebilirsiniz.
-         Alkol tüketimiz: Dünyadaki en pahalı içkiyi tüketiyoruz. Ne kadar uygulanabilir bilmiyorum. Trakya’da
-         …
-         …
-         GSM tarifeleri: Ben bu tarifeleri anlayamıyorum. Herkes için de zor olduğunu düşünüyorum. Kullanmadığımız birçok şeye para harcamak yerine, aylık harcamalarımıza bakarak en uygun tarifeye geçebiliriz. Ben destek veririm.
-         Toplu taşıma: hem çevre duyarlılığı açısından hem de maddi açıdan çok önemli. Arabasında olanlarla birlikte hareket etmeye çalışın.
-         Dışarda yemek yemek: Yemeğinizi evde yiyin.
Bisiklete binmek çok güzel bir öneri ancak hem bisiklet yolu yok hem de sürücüler buna göre eğitilmemiş. Öncelikle belediyeye baskı yapabiliriz örneğin.
Duyduğuma göre, meclis kararıyla ehliyetler değiştirilecekmiş adam başı 100 lira para verilecekmiş. Yeni ehliyet almayalım!
Kimsenin itirazı yoksa, buradaki herkesin imzalayacağı bir dilekçeyi belediye iletebiliriz.
Bununla ilgili diğer gruplara da entegre olabiliriz.
Bizim altyapımız buna müsait değil.  Daha önemli konularla uğraşmalıyız.
Altyapı müsait olmasa da sokaklarda var olarak, kendimizi göstererek bu konuda yönetime baskı uygulayabiliriz. Bisiklet gruplarıyla iletişim içinde olanlar varsa forumdan sonra 5 dakika konuşalım.
Perşembe akşamı bisikletlilere katılıyorum. Göztepe’den Kartal’a gidiyoruz. Bisiklet yolu olmasa da biz ara yollarda gidebiliriz. En önemlisi sürücülerin eğitilmesi.
Bu listeyi yarın da bekletelim. Farklı katılımcılarla genişleyebiliriz.
Bilgiye çok rahat erilebiliyoruz ama bu bilgili üretenler dezenformasyon yapıyorlar. Bunu aşmaya başladık. Artık yalanları görebiliyoruz. Hiçbir şey göründüğü gibi değil.  Bize anlatılanlara, toplumu şekillendirmeye çalışan medya kuruluşlarına inanmayalım. Kendi sözümüzü söylemeli, sesimizi duyurmalı, etrafımıza anlatmalıyız. Tayyip Erdoğan yıllardır gözümüzün içine baka baka yalan söylüyor çünkü buna ihtiyacı var. Gezi direnişi geri çekilmiş olabilir ama artık parklardayız. Dayanışmayı devam ettiriyoruz.
Kutlama! Parti! Topçu Kışlası ve yayalaştırma projesi iptal edildi! Diğer taleplerimizin de takipçisi olalım
Ekosistemi ve doğayı mahvetmeleri beni çok üzüyor. Ama yavaş yavaş gözümüzü alıştırıyorlar. Bağdat caddesindeki ağaçlar 2 mt.’ye kadar budanacaktır. Bazı ağaçlar için böyle bir şey yapılması mümkün değildir. Ormanların içlerine girip, yavaş yavaş buduyorlar, çalıları yok ediyorlar. Sonra aradan ağaçları kesiyorlar. Sonra da 2B ilan ediyorlar. Herkesin öncelikle bahçemizde kesilen çalı formundaki bitkilere, ağaçlara itiraz etmiyoruz. Belediyeler iş yapmış görünmek için ağaçları buduyor. Her sene ağaç budanmaz. Fidanlıklarımız kapatıldı, ağaç ithal ediyoruz. Onlarla böcekler geliyor, onları nasıl yok edeceğiz diye düşünüyoruz. Birçok endemik bitkiler yok oluyor… Bunlara da duyarlı olmalıyız.
“Olimpiyatları neden istemiyoruz” karşı bir video hazırlayabiliriz.
3. köprünün adı tartışılıyor. Biz de belki böyle bir şey yapabiliriz.
3. köprü barış köprüsü bile olsa kabul edilemez.
Aristo insanı politik hayvan olarak tanımlar. 18. yy Avrupa’sı buna dayanarak, aydınlandırmasını bu temellere dayandırmıştır. Vatandaş-burjuva kavramını yaratırken buna dayanmıştır. Aydınlanmanın 2. Aşaması ise Marksist ve anarşist aydınlanma, insanın sosyalliğine vurgu yaptılar ve sınıfları tanımlayıp değerlendirdiler, toplumu böyle anlatmaya çalıştılar. 20. Yy sonlarına doğru aydınlanmanın yeni bir aşaması başladı ve bu bence ekolojidir. Bu kavramın ortaya çıkması ve politikada yankı bulması birçok şeyle bağlantılıdır. Aydınlanmanın ekolojik evresinde çok önemli filozoflar ortaya çıkmıştır. ABD’li filozofun kitabının adı “Özgürlüğün Ekolojisi”dir. Bu kitapta ben şaşırtan ifade: Bu toplumda bütün üretim süreci bir bütün olarak düşünüldüğünde bir aspirin fabrikası, çikolata fabrikası ve nükleer santral karşılaştırıldığında, doğaya karşı yıkıcılığı arasında hiçbir farkı yoktur.
Çevreyi korumak için iyi yönetimler ve yöneticiler olması gerekiyor.  Biz bunun için ne yapılması gerektiğini konuşmalıyız. Bunun için eğitimli vatandaşlar olmalı ve bunlar doğru yöneticileri seçebilir. Eğitim şart olduğu için eğitimin parasız ve eşit olmalı. Tıpkı sağlık gibi eğitim de paralı… Toplumumuzun içinde bulunduğu duruma bakmalıyız. Biz eğitimli, şanslı insanlar olarak bunu nasıl değiştirebiliriz diye düşünmeliyiz. En kapitalist ülkeler de bile eğitim ve sağlık parasızken bizde neden böyle? Bunlar için ne yapabiliriz? Bunların geri planlarına bakmalıyız. Bunu değiştirmek için çok büyük sorumluluk yüklenmeliyiz. İhtiyaç sahiplerine nasıl yardımcı olabiliyoruz?
Seçimle ilgili geçen hafta seçim sırasında sandıklarda görev almalıyız diye konuşmuştuk. Bugün bir chp’li ile görüştüm. Gönüllü olarak görev alınamayacağını söyledi. Alınsa bile hiçbir söz sahibi olunamadığını, itiraz hakkı olmadığını söyledi.  Sırf seçimlerde görev alabilmek için bir partiye üye olup ertesi gün istifa edebilirsiniz dedi. Seçim sonuna kadar orada olunmalı. Gençler erken çıkıyor. Seçim sonuçlarıyla ilgili oynamalar bunlara rahatça müdahale edebiliyorlar.
Mecliste olan bir parti olması gerekmiyor, seçime giren herhangi bir partinin sizin adınızı müşahit olarak bildirmesi gerekiyor.
Sandık meselesinin bu park için önemli bir meselesi olmaması gerekiyor. Buranın kesimi zaten bu konuya duyarlı. Bunu Sarıgazi ilçesi için konuşabiliriz.
Büyük partilerle görüşülüp onların bir sistem oluşturmasını isteyebiliriz. Her sınıftan çıkan oyları bu sisteme yükleyebiliriz. Bunu bütün Türkiye’de kurabiliriz.
Seçim bittikten sonra her sınıfın kapısına sonuç yazılıyor. Bu listeleri alabiliriz.
Sandıklarda dururuz ama o sandıklardan desteklediğimiz partilere “evet” çıkmasını sağlamak üzere çalışmalıyız.
Bizim mahalli inisiyatif olarak en çok önem vermemiz gereken şey mahalle muhtarlarıdır. Bizim siyasi bir duruş olarak muhtar adayları göstermeliyiz. Muhtarlık seçimleri bağlamında, Göztepe’ye komşu olan bütün mahallelerin muhtarlıklarıyla da ilgilenmeliyiz.
Muhtarlık meselesi önemli. Bunu bütün parklar gündemine almalı. Bu daha birleştirici bir yaklaşım olacaktır. Belediye başkanı hangi partiden olsun tartışmasından daha birleştiricidir. Yerel yönetimin ve demokrasinin başladığı yerdir.  Muhtar adaylarının kendini tanıtmasını istemeliyiz. Bürokrat mı onlar yoksa doğrudan demokrasiyi yeşertebilecek insanlar mı? Bizden birileri de çıkarabiliriz, adaylar gelip kendisini tanıtsın. Bunun için bir forum düzenleyebiliriz. Kendini gezi direnişiyle kendini ifade etmiş muhtar seçmek çok önemli. Kalıcı sonuçların elimizde olmasını sağlarız.
Öneri: hemen buna dair bir karar alalım. Kendi muhtar adayımızı çıkaralım mı? Bu kararı alırsak, parklar arası koordinasyon toplantılarında konuşabilir.
Parklar arası koordinasyon toplantısı (Erdoğan)> bugün yoğurtçu Parkı’nda bütün parkların 1-2 temsilcisi vardı. Parkların genel hali bizimkinden farklı değil. Çoğu komite-komisyon oluşturamamış durumda. Parklar arası bir e-posta grubu kurulması kararlaştırıldı. Fikirler ve sıkıntılar hakkında haberleşmek adına. Örneğin bir eylem yapılacaksa nasıl organize edilip karar alınacağı gibi konular için…

23 Haziran 2013 Pazar

Selamiçeşme Özgürlük Parkı Toplantı Notları (21 Haziran)

Erdal/Siyaset Bilimci

Siyasi partiler yasası değişmeli. Mevcut partilerin bu hassasiyeti dikkate alması için STK’laşmalı ve manifesto hazırlanmalı.



Mine/Kimyager

İtalya 5 Yıldız Hareketi’ni incelemeliyiz.



Erkek/Yazılımcı

TC Kimlik No’su ile seçim sistemi kurgulanırsa fazla oy pusulası gibi sorunlar da ortaya çıkmaz.



Meltem/Emekli

Kendi aramızda örgütlenebilip kendi adaylarımızı çıkartmalıyız.



Erkek/Şair

Özgürlük Parkı’ndaki forumu duyurmalıyız.



…/…

AKP seçmenine ulaşıp kendimizi anlatmalıyız



.…/…

Elimizden alınanları geri almak ve korumak için yola çıktık. Acele etmeden yola devam!



Burak/Bilgisayar Mühendisi

Seçim sistemi ve kullanılan yazılım ile ilgili bilgi verdi.



Gizem/…

Park sayısı artırılmalı. Kamusal alan kullanımının ne olduğunu bilmiyoruz. Tabandan somut hareketler yapmalıyız. Kamusal alan kullanımı artırılmalı.



…/…

Örgütlenmeliyiz. Parklar arasında bir üst yapı oluşturulmalı. Karşımızdakiler örgütlü.



Mehmet/İnşaat Mühendisi

İktidarın oy oranını azaltmalıyız. Polis teşkilatından yeniden bir düzenleme yapılmalı. Suçluların yargılanmasının sağlanması için baskı oluşturmalıyız. Yeni oluşum mevcut muhalefetten ayrı düşünülmemeli. Doğuda AKP’nin sahtekarlıkları anlatılmalı. Kendi aramızdan vekil çıkarılmalı.



Kadın katılımcı/…

Biz örgütlüyüz zaten. Apolitiğiz demeyelim artık. Yerelde kendi vekillerimizi çıkartmalıyız. Baskı unsuru olacağız. Yerele yönelmeliyiz.



Emin/Taksi şoförü

Önce muhtar adayı olmalıyız. Ondan sonra belediye başkanı çıkarabiliriz. Faşizme karşı kitlelerle parklarda çoğalmalıyız. Seçim kaybedebiliriz ama umudumuzu kaybetmemeliyiz.



Erkek katılımcı/…

STK, parti falan derken olayın özünden uzaklaşıyoruz. Gezi Parkı örgütsüzdür. Yerele gitmek değil, yerelin bize gelmesini sağlamalıyız. Biz iktidara mı yürüyoruz yoksa iktidara karşı bir duruş mu sergiliyoruz? Bunun cevabını bulalım önce.



…/…

Biz ne yaşıyoruz? Önce bir onu düşünelim. Dertlerimizi anlatabileceğimiz bir platform oluşturmalıyız. Komşularımızla konuşalım önce.



Sinem/…

Örgütlenme budur. Biz zaten örgütlüyüz. Sokağa çıkmaktan vazgeçmeyelim. AVM’lerde piknik yapalım.



Uğur/…

Kısık ateşte bu durumu koruyalım.



Işıl/…

Örgütlenme kelimesinden korkmayalım. Biz yatay örgütlendik. Öncelikle siyasi partileri açıkça uyaralım. CHP’ye baskı yapıp, “Bu Gezi’nin kahramanı kadınlar” diyelim. İtalya parlamentosunda vekiller kırmızı giyip meclise geldiler; buradakiler bunu bile yapmadılar. Milletvekili seçimlerinde %40 kadın oranı ve %10 barajının inmesini talep edelim. BDP düzen partisi olmaktan çıkıp Türkiye partisi olmalı. MHP’ye oy yok! Sokaklarda gaz yiyenler milletvekilleri olmalı.



Selahattin/…

2009’dan beri bu gidişatın durması için kendi çapımda savaş veriyorum. Bu hareket evirilecek. Siyasi parti yasası değiştirilmeli ve %10 barajı indirilmeli. 6,5 ayda baskı unsuru devam etmeli ve dinletilmeli. Oy verenler iyi düşünmeli!



Janet/…

Örgütlenmek için belediyeden kapalı alan talep etmeliyiz. Ayrıca mahalle örgütlenmeleri olmalı. Bir piknik yaparak bu sağlanabilir.



Ecehan/…

%10’u düşürmek şart! Hepimiz oy kullanmalıyız.



Burak/…

Bu parklardan temsilciler çıkarılmalı. Bu temsilciler, parkların sesini duyurmalı.



Beril/…

Web de bir forum hazırlanmalı. Alınan kararlar tartışılmalı. Pasif direnişe devam etmeliyiz. Medyaya gündem olmalı. Bunun için örneğin, direnişle ilgili görselleri günlük hayatımızda vücudumuzda taşıyarak direnişi diri tutmalıyız. Her gün bir yeni bir soru (?)



Burhan/Şair

Kendimizi anlamaya ve toparlamaya çalışan devrimci bir hareketiz. Bir örgütlenme biçimi olarak “mahalle meclisi”nin öneriyorum.



Kadın katılımcı/…

Sokak hareketinin sokaktaki iktidar ve muhalefetini devam ettirmeliyiz. Farklı fikirlere kendimizi ifade etmeliyiz.



…/…

Seçimlerde sandık görevlisi olmalıyız. Bunun için bir dilekçe yazmak gerekiyor. Önümüz kış bu direnişin kışın da devam edebilmesi için kapalı mekanlar da ayarlamalıyız. Kapalı alan olarak Nazım Kültür ve Kazım Koyuncu kullanılabilir; CKM için görüşülebilir.



Onur/…

Kürt hareketinin tecrübelerinden ve pratiklerinde faydalanmalıyız. Bostan yapılması konusunda ısrarcıyım.



Mert/…

Gezi Parkı evrensel bir manifesto çıkartmalı. Yargı ve benzeri konularda değiştirilmesi ve düzenlenmesi istenen hususlarda bir kararlar dizisi oluşturulmalı.



Soner/…

Objektif bir medya oluşturulmalı.



Cavit/…

Biz de 1 Mayıs Mahallesi’nde bir forum yapacağız. Onun için diğer forumları gezip neler konuşulduğunu dinlemeye geldim. Bu yatay örgütlenme partilere baskı oluşturmalı. Önce birbirimizi anlamalı, sonra da örgütlenmeliyiz.



Volkan/…

Neden sistem içinde örgütlenmeye çalışıyoruz? Çok farklı gruplar var ve bunların aynı çatı altında olmalarını bekleyemeyiz. Dün akşamki forumda konuştuğumuz sokaklarda top oynama fikrini destekliyorum!



Savaş/...

Sessiz kalmamalıyız. Ufaktan örgütlenmeliyiz. Etrafımıza konuşmalıyız, anlatmalıyız. Bizi hafife alıyorlardı. Öyle olmadığımızı anladılar ama bunu bir şekilde yeni gündemlerle unutturmaya çalışacaklar. Buna izin vermeyelim.



Cem/…

Biz halkız ve güç bizde! Boykota katılımı artırmalıyız. Biz tüketiciyiz! Gücümüzün farkında olalım. Direniş ekolojik sebeple çıktı ama bunun altında yatan ekonomidir.



Pınar/…

Bir ajanda/gündem belirlemeliyiz. İktidarın dilini kullanmaktan vazgeçelim. Önümüzdeki Pazartesi “Neden buradayız?” ve “Ne talep ediyoruz/istiyoruz?” sorularının cevabını çıkaralım. Toplantı notlarını tutanın notu :)



Evrim/Şehir Plancısı

Özgürlük Parkı’ndaki toplantılarımızda şu ana kadar herhangi bir gündem belirlenemedi. Henüz diğer parklar kadar forum havasına bürünemedik. Belli başlı tekrarlanan talep/istekler var. Öncelikle bunları sıralamak gerekirse:

‐ Örgütlenmek. Bir oluşum haline gelmek ve bir çatı altında toplanmak.

‐ Parklar arası koordinasyonu sağlamak.

‐ Siyasi oluşum haline gelmek ve kendi adaylarımızla seçimlere katılmak.

‐ %10 barajının düşürülmesi/kaldırılması için baskı yapmak.

‐ Boykotu yaygınlaştırmak ve büyütmek.

‐ Sivil itaatsizliğe devam etmek.



Katıldığım 2 günden anladığım kadarıyla yukarıdaki taleplere ilişkin konuşulanlara yönelik olarak somut 4 öneri var:

1. Çevremizle konuşarak parktaki foruma katılımı artırmak

2. Göztepe’deki boş bir arazide (yerini bilenler var) bir bostan oluşturmak

3. Sokaklarda top oynamak

4. AVM’de piknik yapmak



Bu noktada korsan olarak önerilerim ve dileklerim:

1. Öncelikle, parktaki forumu daha canlı hale getirmeliyiz. Bunun için pazartesiden başlayarak, yeterli ışığın sağlanması için yanımızda gerekli ekipman getirmek; pasta börek de olur tabi ki:)

2. Diğer parklarda konuşulanları okuyarak gelmek ve okuyamayanlar için kısa bir özet yapmak

3. Bir (1) gün öncesinden gündem belirleyerek çözüme yönelik tartışmalar sürdürmek ve kararlar alıp diğer direnişçilerle paylaşarak yol almak

4. “Örgütlenmeliyiz” demekten vazgeçmek. Zaten örgütlendiğimizi ve örgütlü olduğumuzu fark etmek

5. Siyasetin ve iktidarın dilinden uzaklaşmak ve amacımızın ne olduğuna karar vermek: İktidarı mı istiyoruz yoksa zaten bizimken elimizden alınanları geri alarak daha da fazlasına talip olmayı mı?

6. Direnişim sönümlenmemesi için çabuk çabuk uygulanabilir, herkesin katılabileceği eylem kararları almak.



Toplantı bitiminde çay/kahve ve konuşmaya devam etmek amaçlı kalan küçük bir grupta en sonra Pınar’ın da önerdiği:‐ Biz neden buradayız?

‐ Ne istiyoruz? sorularının çok net bir şekilde açıklığa kavuşturulması gerekiyor. Bunu bu Pazartesi cevaplayıp konuyu kapatmalı ve ilerlemeliyiz. Eksik/hatalı isimler/meslekler varsa ve gecikme için lütfen kusuruma bakmayın. Dün Taksim’de olduğum için anca tamamlayabildim. İlaveten, sokaklardaki ve meydanlardaki protestolara katılımı sağlamalıyız.Taleplerimizin arkasında olduğunu tekrar tekrar göstermeliyiz.

İlaveten şu adrese göz atmalıyız (bilenler olabilir): http://subjektif.org/2013/06/gezi-parki-protestolari-zaman-cizelgesi-ve-sokagin-istekleri/

Twitter’da #OccupyGeziManifestosu hashtagi altında talepler sıralanıyormuş. Bireysel ve park olarak biz de buraya yapmak eklemek istediklerimizin bir listesini oluşturabiliriz.



Bakamayanlar için 6 Haziranda güncellenen liste şu şekilde:

• Taksim Projesi iptal edilsin. Gezi Parkı ‘Park’ olarak kalsın.

• Tabiat Kanunu tasarısı meclis gündeminden çekilsin.

• Gösteri hakkı yasal güvence altına alınsın.

• Demokrasi seçimden seçime olmasın: Yerel katılımcılı demokrasi sürecine geçilsin. Kentleri ilgilendiren kararlar için kent meclisleri aktif hale getirilsin, şehir sakinlerinin fikirleri göz ardı edilmesin.

• Seçim barajı düşürülsün.

• Seçimlerin güvenliği garanti altına alınsın, en kısa sürede dijital seçim sistemi altyapısına geçilsin.

• İnternet filtreleri kaldırılsın.

• Alkol yasağı, kamusal alanlarda türban yasağı gibi halkın yaşam tarzını değiştirmeye yönelik yasaklar kaldırılsın.

• Haber alma özgürlüğü uluslararası standartlara uygun biçimde yorumlansın.

• Medya sansürü yasadışı ilan edilsin.

• Zorunlu askerlik kaldırılsın.

• Askeri mahkemeler kaldırılsın.

• Türkiye’deki ABD askeri üsleri kapatılsın.

• Tutuklu öğrenciler serbest bırakılsın.

• Milliyet, etnik köken, ten rengi, cinsiyet, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğine dayalı her türlü ayrımcılık son bulsun.

• Çağdaş bir nefret suçları yasası hazırlansın ve uygulansın.

• Ülkenin dört bir yanında süren doğa katliamı son bulsun.

• Çevre ve hayvan hakları güvence altına alınsın.

• Nükleer santral, termik santral, ya da baraj projelerinin hayata geçirilmesi planlanan yörelerde yerel referandum yaıplsın.

• Baraj projeleri için hazırlanan Çevre Etki Değerlendirme raporlarını Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca sertifika verilmiş şirketler değil bağımsız bilim kurumları hazırlasın.

• Gezi, Taşkışla, İnönü Stadı, Dolmabahçe ve Maçka Parkı koruma altına alınsın ve şehir parkı haline getirilsin.

• Bilim, üniversite, sanat özgür bırakılsın.

• Anadolu’nun kültürel mirası koruma altına alınsın.

• Din hanesi nüfus cüzdanlarından kaldırılsın.

• AVM’ler yerine doğa tarihi müzeler, botanik bahçeleri, sanat galerileri inşa edilsin.

• Taksim bir semboldür: Taksim her tür barışçı toplantı ve gösteriye açık olsun.

• PVSK, TMK, TCK, CMUK düzenlemeleri demokratikleştirilsin.

• İfade özgürlüğü uluslararası standartlara uygun biçimde korunsun.

• AKM yıkılmasın, restore edilsin.

• Türkiye Ermeni Soykırımı ile yüzleşsin.

• Devlet Hrant Dink cinayeti ile, Roboski ile, Reyhanlı ile yüzleşilsin.

• Devlet Tiyatroları, Devlet Opera ve Balesi kapatılmasın.

• Devlet tüm din ve mezheplere eşit mesafede dursun.

• Yaşam tarz ve tercihleri yasalar çerçevesinde koruma altına alınsın.

• Suriye’ye tehdit sona ersin, Suriyeli sığınmacılar sınırdan uzak güvenli bölgelere yerleştirilsin.

• Polis şiddeti sona ersin. Şiddete eğilimi olan polisleri polis teşkilatından ayıklayacak düzenlemeler yapılsın.

• Sivil örgütlenmenin önü açılsın, sendikalaşmak kolaylaştırılsın.

• Gelir adaletsizliği sona ersin.

• Azami ücret, asgari ücretin 10 katını geçemesin.

• Başbakanlık örtülü ödeneği kaldırılsın.

• Siyasi şeffaflık sağlansın. Kürsü dokunulmazlığı hariç tüm dokunulmazlıklar kaldırılsın.

• Yeni anayasa yerine 1961 Anayasası modernize edilsin.

• Kanunun üstünlüğüne riayet edilsin ve yasal olmayan tutuklamalar sona erdirilsin.

• Maden rezervleri millileştirilsin.

• TPAO petrol arama ve çıkarma konusundaki tek yetkili kurum haline getirilsin.

• Tüm kamu kuruluşlarının gelir ve giderleri, mali raporları halka açılsın.

• Kamunun devlet bünyesindeki ihaleler, yatırımlar ve teşviklere dair tüm mali verilere ulaşımını mümkün kılacak düzenlemeler yapılsın.

• Başbakanlık dönüşümlü hale getirilsin: siyasette ‘parti lideri’ egemenliği bitirilsin.

• Tutuklu asker ve gazeteciler adil bir şekilde yargılansın. Yargısız tutukluluk süreci aylar, yıllar sürmesin.

• Kürtaj yasası geri çekilsin.

• Yeni havalimanının hizmete girişi ile beraber Yeşilköy Havalimanı arazisi park haline getirilsin ve kamuya açılsın.

• Temel bilimler desteklensin.

• Çağdaş bilim etiği dışında kalan davranışlar ile ilgili denetimler sıkılaştırılsın, bu tip davranışlarda bulunan akademisyenler korunmayıp meslekten ihraç edilsin.

• Cinsiyetçi eğitim sistemi yeniden şekillendirilsin.

• Çocukların eğitim, sağlık ve adalet gibi haklarından faydalanmalarını teminat altına alan yasaların hayata geçirilmesi için adımlar atılsın.

• Eğitimin tüm basamaklarında güncel ve bilimsel eğitim verilsin.

• Din ve ırka dayalı olumlamalar eğitim sisteminden çıkarılsın.

• Vatan, bayrak, devlet gibi kavramlar eğitim sistemi ve anayasa içerisinde ‘kutsal’ olarak anılmasın.

• Genetiği değiştirilmiş organizmalar barındıran gıda ürünlerinin etiketleri bu bilgiyi yansıtacak şekilde işaretlensin.

• 27 Mayıs’ta başlayan direniş boyunca gözaltına alınanlar serbest bırakılsın ve hiçbir adli kovuşturmaya izin verilmesin.

• Siyasete aktif katılımı önleyen her tür engel kaldırılsın.

• Toplantı, gösteri ve yürüyüşlere ilişkin her tür yasaklama kaldırılsın, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının gereği yerine getirilsin.

• Halk sivil toplum örgütleri Türkiye’deki denetim mekanizmasına dâhil edilsin.

• Beşiktaş’taki başbakanlık ofisi taşınsın, iskele halka açılsın.

• Fikirleri, halkın haber alma özgürlüğüne olan katkıları nedeniyle tutuklu olan gazeteciler serbest bırakılsın.

• Meslek örgütlerinin meslek alanlarıyla ilgili yasal düzenlemelerde aktif rol oynaması sağlansın.

• Faili meçhullerin hesabı verilsin, suçlular adalete teslim edilsin.

• Emek sömürüsü sona ersin: işçi sağlığı ve güvenliği, esnek mesai saatleri gibi konularda, çalışanların hak ve özgürlüklerini koruyacak kalıcı önlemler alınsın.

• Yerli ve küçük sermaye teşvik edilsin, tekelleşmenin önüne geçilsin.

• Benzin, alkol ve tütüne uygulanan astronomik vergiler düşürülsün.

• Güvenli doğum kontrol yöntemlerine erişim reçeteye bağlı olmasın, temel korunma yöntemleri sağlık ocaklarından temin edilebilsin.



Lütfen bunları okuyalım ve gerekli gördüğümüz eklemeleri yapalım.



Bu daha başlangıç! Mücadeleye devam!

Dayanışmayla,

Evrim



Selamiçeşme Özgürlük Parkı / Kadıköy Istanbul

İnternet adresimiz: http://www.ozgurlukparki.com

Facebook Grup: https://www.facebook.com/groups/direnozgurlukparki

Facebook Sayfası: https://www.facebook.com/selamicesmeozgurlukparki

Twitter: https://twitter.com/ozgurlukparki