Kuğulu Park etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kuğulu Park etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Haziran 2013 Cuma

Kuğulu Parkı Forumu Notları - 20 Haziran


20 Haziran tarihli forum, bir önceki günkü forumun özeti ile başladı.

Direniş hareketlerine dair ortak bilgi oluşturma gerekliliği vurgulandı ve Facebook'ta Ankaradirenişforumları sayfasında paylaşılması önerildi.

Direnişin mahallelerde yavaşladığı iddia edildi ve parti örgütlenmesine katılınması önerildi.

Olayların Gezi Parkı'na indirgendiği söylendi.

Gönüllü muhabir olarak canlı yayın yapanlara şüphe ile yaklaşılıyor; sivil polis olup olmadıkları soruluyor.

Direniş hareketleri sivilleşmeli; farklı direniş metotları geliştirilmeli.

Halihazırda birbirinden kopuk direnişler için ortak iletişim yolları bulunmalı.

Forumlar somut öneriler getirmeli ve bu öneriler paylaşılmalı.

İnisiyatiflerin ve forumların devamının gelmesi istendi. Özellikle çatışmada bulunanların zarar görmemeleri için daha pasif ve düşünsel eylemlere kanalize edilmelerinin gerekli olduğu belirtildi. Semt pazarları aracılığı ile ulaşılamayan gruplarla iletişim kurulması önerildi.

Komiteleşme ve temsilciler ile tüm ülkede yayılım sağlanmalı.

Üniversitelerde kişisel görüşlerimizden bağımsız sivil oluşumlar sağlanmalı.

Evleri basılarak gözaltına alınan 26 kişiye yöneltilen suçlama okundu.

Ethem Sarısülük'ün 2004 yılında PKK ile ilişkilendirildiğine dair iddialar üzerine kanıta rastlanmadığı ve polisin de yanlış istihbarat ile yönlendirildiğine dikkat çekildi.

Özellikle sosyal medyada seksist ve faşizan söylemlerle karşı karşıya olduğumuzun ve her kesime açık olamamızın gerektiğinin artı çizildi.

Kuğulu Park'ın iletişim açısından merkez olmaması gerektiği belirtildi.

Çalışma gruplarıyla internet üzerinden etkin bir yol izlenebileceği ve detaylı raporların siteye yüklenebileceği belirtildi.

Konuların daha önceden belirlenmesine ve konular ile ilgili ön bilgilendirme yapılmasına dair öneride bulunuldu.

Dijital ortamda bir meclis kurulması önerildi.

Olayların artık geri dönülmez bir noktada olduğu ve forumların her platformda ve parkta yapılması; parti, meslek odaları, sivil toplum kuruluşlarında vs. örgütlenmenin gerektiği vurgulandı.

AKP'nin seçim propagandalarına başladığı belirtildi. Miting benzeri organizasyonların düzenlenmesi gerektiğinin altı çizildi. Olaylardan bihaber halkın bilgilendirilmesi istendi.

CHP'de, bu partidekilerle başedilmesi daha kolay olduğu için birleşilmesi önerildi.

Olayların başında hazırlıksız olan ancak şu anda organize olan hükümete karşı daha organize hareket edilmesi gerektiği belirtildi . “Sopaya karşı organize; havuca karşı bilinç.”

İnsanlara ulaşmanın yolunun sanat olduğu belirtildi ve direniş tiyatrosu, korosu, yazarlık atölyesi kurulması ile özellikle sokak çocuklarına ulaşılması önerildi.

Medyanın Akdeniz Oyunları gibi etkinliklere dair haberler ile olayları gizlediği belirtildi.

Mum yakma eylemine çağrı gerçekleştirildi.

Polise karşı durmak için meydanlarda durulması gerekildiği ve pasif direnişin yetersiz olduğu belirtildi.

Sadece kemalistlerin olduğunun varsayıldığı söylendi ve burada Kürtler, eşcinseller ve sosyalistlerin de olduğu ve daha kucaklayıcı bir dil kullanılması gerektiği vurgulandı. 

Polis şiddetinin unutulmaması gerektiği vurgulandı.

Forum fikrinin güzel olduğu belirtildi ancak direnişin farklı yöntemlerle (Kızılay'dan Taksim'e yürüyüş, uluslararası destek) devam etmesi önerildi. Polis şiddetinin kayıtlarının hesabının sorulması talep edildi. Esnafın bu süreçte hatalı yönlendirilmesinin engellenmesi gerektiğinin altı çizildi.

Boykot uygulanması gerektiği belirtildi.

Ethem'in cenazesinde taşınan Kürtçe pankarta yönelik protestoların önüne geçilmesi gerektiği söylendi.

Haberlerin farklı dillere tecüme edilip yayılması gerektiği vurgulandı.

Halkın örgütlenmesi ve kahraman beklenmeden, kahraman yaratılarak devam edilmesi gerektiğinin altı çizildi.

Hastanedeki arkadaşlara sahip çıkılması ve sosyal medyada doğrulanmamış bilgilere dikkat edilmesi gerektiği vurgulandı.

AKP seçmeninin ciddiye alınması gerektiği; aksi takdirde tepki yaratacağı belirtildi.

** Toplumsal Birlik Platformu'nun basın açıklamasının okunduğu söylendi.

Öne çıkan konularla ilgili daha uzun sürelerin ayrıldığı platformların olması ve insanlara ulaşmak için yeni metotların (ör. mektuplar) geliştirilmesi gerektiği belirtildi.

İstanbul'dan gelen bir kişi, süreç boyunca çıkan sloganların t-shirt, atkı vs. ile yaygınlaştırılması gerektiğini söyledi.

Şikayetlerin her şeye rağmen yargıya taşınması gerektiği belirtildi.

En azından AİHM'ye gidilebileceği ve baronun bu yönde çalışmaları olduğu söylendi.

Demokratik hak arayışlarının sürmesi gerektiği söylendi.

Karşıt görüşlerle kurulacak diyaloglarda soru sorulma metodunun etkiyi artıracağı söylendi.

Medyaya gerek olmadığı, hepimizin medya olduğu; iktidar sosyal medyayı yasaklasa dahi insanlara ulaşılması gerektiği belirtidi. Seymenler ve diğer parkların aktif olarak kullanılması önerildi.

Ezilen halkın yanında olunması ve sosyal sorumluluk projelerinin geliştirilmesinin gerektiğinin altı çizildi.

Zamanında sokakta yapılan direnişler sonucu birçok travma yaşandığı söylendi; şu anki direnişlerin yaz mevsiminde parklarda gerçekleşmesinin avantaj olduğunun altı çizildi.

%10 barajının oyların mevcudiyete yansımasını engellediği söylendi.

Zamanında şiddet içeren eylemlerde bulunularak kaybedildiği ve şu anki pasif direnişin örnek olacak nitelikte olacağı belirtildi.

Bir katılımcı, sürekli aydınlık için bir dakika karanlık eyleminde gitar çaldığı için yargılandığını söyledi.

Kuğulu'nun yepyeni bir dünya haline geldiği ve bunun sürdürülmesi gerektiği söylendi.

Hükümet politikalarının doğaya zarar verdiği öne sürüldü.

Alkol konusuna dikkat edilmesi gerektiği belirtildi.

Polisin kullandığı orantısız güce vurgu yapıldı.

occupywallstreet.net sitesinin yazı beklediği belirtildi.

Hukuka aykırı davranılmadığı; sivil platformlarda iddialı isimlerin kullanılması gerektiği vurgulandı.

AVM'lerde video yayını yapılması; yazlıklarda afiş ve t-shirtler dağıtılması önerildi.

Facebook'ta AKP sayfasında direnişe karşı tutuma ve Ethem Sarısülük'ün ölümüne dair spekülasyonlara müdahale edilmesi gerektiği belirtildi.

Hareketin artık siyasal olduğu; bu tür ortamların uzun sürmeyecek olmasına karşın hükümetin kararlarının takip edilmesi ve bunlara karşı tepki gösterilmesi gerektiği belirtildi.

Bu hareketin tabandan çıktığı, insanların seslerini duyurması istedikleri ve önemli olanın bunu sandığa yansıtmak olduğu vurgulandı.

Mücadelenin cehalete karşı olduğu ve bireysel olarak halka inmek gerektiği belirtildi.


** M. Luther'in konuşması

** Bingöl'deki tecavüz vakası unutulmasın.

** Ahmet Gürata Pazar günü 15.00'te konuşacak.

20 Haziran 2013 Perşembe

Kuğulu Parkı Forumu Notları (19 Haziran)

Kuğulu Park 1. Forumu Notları
Direnişin sürdürülebilirliği problemi:
Direnişin şu zamana kadar etkisinin, yöntemi gereğince zaman içinde sönümleneceği hatırlatıldı ve sürdürülebilirliği konusunda çalışmalar yapılması gerektiği vurgulandı. Bunun üzerine söz alan bir konuşmacı, eylem biçimlerinin çeşitliğinin bunu sağlayabileceğini söyledi. Bu fikre bütün forum katılımcıları destek verdi. Başka bir konuşmacının ‘direnişin sürdürülebilirliği’ üzerine ayrı bir oturum yapılması fikri de herkes tarafından onaylandı.
Örgütlenme biçimleri:
Bazı konuşmacıların ‘hareketin büyümesi’ kavramını tekrarlaması üzerine, başka bir konuşmacı söz alarak, başka yönlenimlerinin de düşünülmesi gerektiğini ve belki de küçük yapılar olarak kalan yerel örgütlenmelerin bir koordinasyon ile büyümesi değil, sağlam bir iletişim ile birbirlerinden haberdar olmasının olumlu olabileceğini söyledi. ‘Büyüme yerine yayılmayı’ öneren konuşmacı, bu konunun ayrı bir oturumda değerlendirilmesi ve hatta bir çok farklı oturumda çözümlenmesi gerektiğini vurguladı. Forum bu fikri onayladı.
Cinsiyetçi, ırkçı, ayrımcı söylemlerin dışlanması:
Eylemler boyunca bir çok kişinin ve grubun, bir diğerinin söyleminden rahatsız olabileceği durumların oluştuğunu ancak bu zamana kadar bir kaç durum haricinde barışçıl şekillerde sorunsuz olarak atlatıldığı hatırlatıldı. Bir başka söz alan konuşmacı, hareketin sürdürülebilirliği için, bizi birbirimizden ayıracak her türlü söylem ve davranışın dışarlanmasının önemli olduğunu vurguladı. Herkes bu görüşe katıldı. Başka bir konuşmacı, kimsenin askeri olmak istemeyen veya bir kişiye duyulan öfkeyi belirtirken eylemin bir parçası olan başka kişilere saldıran slogan ve yazıların dışarlanması gerektiğini vurguladı.
Hareketin bir lider beklentisi olmalı mı?:
Forumda bu soru etrafında görüş bildirenler farklı düşünceler bildirdi. Bir grup konuşmacı, örgütlenme biçimlerinin bir gereği olarak liderliğin olması gerektiğini ancak bunun bir kişi olmasına gerek olmadığını belirttiler. Bir platformun da lider konumunda olabileceği eklendi. Bunun karşısında farklı örgütlenme biçimlerinde belirgin ve etkin bir lider konumu olmadan da hareketin var olabileceği ve yaygınlaşabileceği üzerine fikirler bildirildi. Karşı görüş sahiplerinin birbirlerine de hak vermesi ile hareketin olası örgütlenme biçimleri üzerine ayrı bir oturum yapılmasına karar verildi.
Bir eylem biçimi olarak boykot:
Söz alanlardan bir kişi, boykotun şu anda önemli bir eylem olacağı ve yakın bir zamanda yaygın bir boykot sürecinin başlaması gerektiğini dile getirdi. Bu konuda fikir birliği sağlandı. Bu fikri destekleyerek konuşmasına başlayan bir diğer konuşmacı, sosyal medyada yaptığımız boykotun görsellerini bir şekil paylaşarak eylemin etkinliğinin arttırılabileceğini dile getirdi. Bütün forum bu fikri onayladı. 
Azınlınlık hakları ve eşitsizlerin eşitliği:
Bir konuşmacı, bu hareketin yönleniminin gerçek demokrasi olması gerektiğini vurguladı ve süreç boyunca azınlık haklarının hayati bir konu olarak savunulması gerektiğini vurguladı. Forum katılımcıları bu fikre destek verdi. Ayrıca hareketin bir neticesi olarak eşitsizlerin eşitliği olması gerektiğini dile getirdi.
Mücadele kültürünün noksanlığı:
Konuşmacılardan biri, kendi üzerinden verdiği örnek ile, mücadele kültürü noksanlığı olduğunu dile getirdi. Bu durumun gün geçtikçe değiştiğini ancak kalabalık bir kitle olarak bu eksikliğin hızla giderilmesinin zor olduğunu vurguladı. Bu durumun bir çok kişi için geçerli olduğu, katılımcılardan gelen destekten anlaşıldı. Bir başka konuşmacı bu fikri desteklerken, bunun politik farkındalığın artması için bir motivasyon olabileceği yönündeki umutlarını bildirdi. Bütün forum bu umutları paylaştığını belirtti.
Direniş alanında alkol kullanımı:
Her ne kadar bir çok kişi direniş alanında alkol kullanımına karşı çıksa da, alkol kullanımını yasaklanmasının karşı çıktığımız uygulamaların tekrarı olacağı konusunda fikir bildirildi. Böylece dikkatli ve önemli kararların bazı durumlarda hızlı verilmesi gereken eylem alanında alkol tüketimi konusunda eylemcilerin özdenetimlerine güvenilmesi gerektiği ancak herkesin birbirine konu ile ilgili uyarı yapma hakkı verdiğini kabul etmesi gerektiği konusunda hem fikir olundu. Agresyona ve tutarsız davranışlara neden olacak durumlarda, kişiler eylem alanının dışına çıkarılacaktır.
Polis şiddetinin unutulmaması:
Günlerdir yaşanan ve birçok arkadaşımızı kaybetmemize yol açan polis şiddetinin unutulmaması, unutturulmaması ve bilmeyenlerin bilgilendirilmesi yönünde fikir birliğine varıldı. Medyanın artık çokta ilgilenmediği gaz saldırıları veya polis eliyle fiziksel şiddetin insan bedeni üzerinde etkisinin, insanların zihnindeki etkiye bağlı olmadığı, hala ölümcül olduğu konusunda hatırlatma yapıldı.
Travma desteği duyurusu:
Ankara Üniversitesi’nde öğretim üyesi olan bir katılımcı, her türlü şiddete maruz kalmış eylemcilerin travma desteği ihtiyacı olabileceğini vurguladı. Kendisinin ve öğrencilerinin hem alanlarda hem de enstitülerinde bu desteği gönüllü olarak vermeye hazır olduklarını dile getirdi. İletişim bilgilerini ayrıca Kuğulu İnisiyatifi’ne veren hocamız, yaşananların kalıcı etkilerinin olabileceğini ve alınacak desteğin önemli olduğunu söyledi.

Kuğulu direnişi hakkında eleştiriler:
Konuşmacılardan bazıları, Kuğulu Direnişi’nin konumu ve hareket içindeki yeri açısından daha etkin ve daha örgütlü olması gerektiğini vurguladı. Ankara’daki diğer eylem alanları ile iletişiminin zayıf olduğu belirtildi. Bunu geliştirmek için çalışmalar yürütülmesi gerektiği vurgulandı. Herkesin onayını alan bu görüşün karşısında söz alan Kuğulu’da kalan bir eylemci, polis şiddeti ve baskısının bazı çalışmaları yürütmeyi zorlaştırdığını ve kampa halk katılımının beklenenin altında olmasından çalışmaların hızlı yürütülemediğini hatırlattı. Kuğulu’da kalan eylemciler bu görüşü desteklediklerini belirttiler. Bir an önce Ankara’daki diğer ilçe veya mahallelerdeki oluşumlarla iletişim arttırılması için çalışmalara başlanmasına ve Cumartesi günü (22 Haziran) Ankara’nın her yerinden gelen oluşumlara sohbet çağrısında bulunuldu.
Yaşasın Türkiye'nin Gençleri:
Özellikle yaşça büyük konuşmacılar, konuşmalarında, bu hareketin içinde olan gençlerden daha önce böyle birşeyi başarabilecek potansiyeli göremedikleri için özür dilediler ve tam destek verdiklerini söylediler. Bir konuşmacı, konuşmasını 'Yaşasın Türkiye'nin Gençleri!' diye noktaladı ve bütün forum alkışlarıyla bu söylevi destekledi.