9 temmuz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
9 temmuz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Temmuz 2013 Pazar

Sinop Forumu Notları (9 Temmuz)

FORUM KONUSU: GEZİ PARKI DİRENİŞİNİN SİNOP’a YANSIMALARI
Tarih:09.07.2013

4 Kişilik bir Moderatör grubu (Zeki K., Türkan D., Özlem Z., Derya E.)
Konuşma süresi: 3 dakika

Açılış konuşması: 31 Mayıs 2013 tarihinden buyana İstanbul Taksim Gezi parkında başlatılan direniş; Siyasal iktidarın kolluk güçleriyle faşist baskılarla bastırmaya çalışması; Ankara, İzmir, Eskişehir, Hatay, Mersin başta olmak üzere yurdun bütün yerellerine yayılmasına neden olmuştur. Eylem ve etkinlikler Sinop’ta da 1-2 Haziran tarihinden itibaren Gezide uygulanan faşist polis baskısı nedeniyle başlamış, 21 gün aralıksız tüm Türkiye’de devam etmiştir. Belli bir süre ara verilmiş ve üç gündür tekrar eylem ve etkinlikler başlatılmıştır. Bu akşam burada / Barış MANÇO parkında Gezi Direnişini Forum formatında değerlendirerek devam etmekteyiz.

Forum işleyiş şekli anlatıldı.… ilk söze bir kadın arkadaşla başlayalım.
Şerife T.: Grev alanlarında büyüdüm. Denizlerden Mahirlerden öğrendim direnmeyi. Yaşam alanlarımıza, özgürlüklerimize müdahale var. Yılmayalım. Gezide Duran adam, kırmızı tişörtlü kadın simge oldu. Ethem, Abdullah ve Mehmet şehitlerimiz.
Selahattin Erdem: Konuşma sonunda Sesli alkış önerdi. Kabul edildi.
Sinan Raci E. ( Em. Öğretmen): Hiçbir şey 31 Mayıs öncesi gibi olmayacak. 80-90 lı gençleri alınlarından öpüyorum. Forumlar devam edebilir, yerel konuları görüşebiliriz. Nükleer konularını işleyebiliriz.
Emrah B.: Geziyi tartışmak yerine biz Sinop’ta neler yapabiliriz ile ilgilenmek zorundayız. Gezinin bize ihtiyacı yok. 

Bu forumlardan artık bir şeyler çıkartılmalı ve tek bir söylem çıkmalı.
Bundan sonra biz bir lider oluşturmalıyız.

Cem K.: Biz bir ortak yanlışa direndik ve direnmeye devam etmeliyiz. Forumların en güzel yönü kişilerin birebir görüşme olanağı bulmasıdır. Sosyal medyada görüşmenin mantığı yok. Forumlar haftada bir yapılmalı. Gerze Direnişine, orada nöbet tutarak katkı sunabiliriz. Bir forum da orada yapabiliriz.
Emrah B.: Sinop’un yerel sorunları…. Kadın sorunu…. Kıyı kanununa göre deniz kıyılarından giriş ücreti alınmaması gerekir. Sahilleri kullanırken ücretsiz kullanmanın yollarını bulmalıyız.
Ziya E.: Emrah’ın söylemlerine katılıyorum. Sinop Halkı sahillere ücretsiz girebilmelidir. Halkın kumsalına girişi ücretsiz olmalı. Trafik ışıkları yok, Üst geçit- alt geçit yok. Bir sonraki foruma herkes 5 kişi getirsin. Burada çoğalalım.
Halil ( Öğrenci) : İnsanların meclislere ihtiyaçları vardı. 90 ların genci olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Her türlü sorunu burada tartışabiliriz.
Ayhan K.: Şu an hep birlikte Gezi ‘ye destek vermek gerekir ..
Tarık Y.: Biz 90 lı gençler direnişi 60 lı-70 li abilerimizden öğrendik. Sinop’ta yapılan işler ilerisi düşünülmeden yapılıyor. Denizlerimiz güvenli değil. Giden canlının ardından kimse ses çıkarmıyor.
Barış B. ( Öğr.): Gezi konusunda ulusal TV kanallarının olumsuz yayınlarını izliyoruz. Fikri mücadelenin öne çıkmasını öneriyorum. Salona gerek duymadan anlatabilmenin önemini kavramalıyız. Tayyip’in ortaya attığı “Milli İrade” nedir. Kendisine oy vereni korumaya almayı Erdoğan’dan öğrendik. İnsanları oy kullanmaya teşvik etmeliyiz. Temizliğe önce kendi evimizden başlamalıyız. Çöpleri temizlemek…..
Özgür K.: Hükümet sol kesimi ( muhalefeti) yok ettiği için dikta rejimi uygulamaya başladı. Teorik bilinçlenmeye ihtiyacımız var.
Selahattin G. (Em. Öğr.) : Herkes hangi yıllara ait olduğunu soruyor. Ben bu günün genciyim. 68- 78- 90 ların gençleri kendi dönemlerine ışık tutuyorlar. Gezi direnişiyle tekerleği yeniden icat etmeyeceğiz. Direnişi, tekerleği nasıl ilerleteceğimizi bulmalıyız. Samimi ve açık olmalıyız.

İnsanlık tarihinde gelişen çok fazla olaylar vardır. Önemli olan o olayları bu gün en iyi şekilde öğrenebilmeliyiz. Açık konuşmalıyız. Kendi kendimizi yönetmeyi bilmeliyiz.
Gezi parkında Devletsiz yaşayabilmeyi öğrendim. Farklı kültürlerden, Farlılıklarıyla gelenler dayanıştılar. Paylaştılar, birlik oldular. Biz oralı- buralı değil Dünyalıyız. Beraber yaşamayı öğrendim. 
Sinop’un sorunları Karadeniz’den; Karadeniz’in sorunları Türkiye’den farklı değil.
Forumlarda Türkiye genelinde somut birşeyler çıkmalı, mahalle meclislerinde de bu konular tartışılabilmeli.Forumlarda; kadın sorunları, gençlik sorunlar nelerdir tartışılabilmeli.
Kurtulursak eğer, Tek başına değil birlikte kurtulacağız.
Ne yapmak istediğimizi bilmeliyiz.

Melih…. ( 25 yaşında Üniversite mezunu): Hayatım boyunca meydanlara inmedim meydanlara inenlere de iyi gözle bakmadım. İzmir Gündoğdu meydanında tesadüfen bulunduğum sırada Polis vahşetini gördüm ve bende meydanlara indim. Gezi parkında insanlarla otururken polise pasta ikram eden vatandaşa polisin gaz-su sıkması üzerine alanlardayım. Eskişehir ve Ankara meydanlarında bulundum. Farklı ideolojilerden olanlar saygılı ve kibar dayanışma içerisindeler. Tek başına iktidar olanlar hep mağduriyet söylemlerinin arkasına saklandılar. İktidarın mağduriyet noktasına gelmesi engellenmeli. Duygusallığı bırakmalı, din sömürüsüne karşı çıkmalıyız.
Ertuğrul Ahmet K. ( Urfa / Birecik) : Devletsiz bir ülke yaşayamaz. Kirli enerjilere ihtiyacımız yok. Deniz kirliliği yüzünden balıklar ölecek. Nükleer- termik Santrallerin oluşmasını önleyecek stratejiler geliştirmeliyiz.
Ziya E.: Forumda çok güzel şeyler olacağını düşünüyorum.
Zeki K.: Sinop’taki 35 yıllık yaşamımın 31 yılını Enerji işkolunda yönetici olarak geçirdim. Enerji ihtiyacımız yok. Arz fazlamız var. Elbette yenilenebilir enerji üzerinde çalışmalıyız. Elbette enerji çeşitliliğimiz olmalı, ama bu termik ve nükleer olmamalı. Az önce sözalan Ertuğrul arkadaş “Gezide AVM yapılırsa Sinop’ta Termik ve NS zorunlu olarak yapılır” dedi. Kesinlikle bu kirli enerjilere ihtiyaç yoktur. Bu santrallerin yapılması halinde Avrupanın enerji çöplüğü oluruz. Gerze’de yapılması düşünülen Termik Santral için gerekli olan yakıt/ kömür Sibirya’dan ve Güney Afrika’dan gelecek. Bu madenler geldikleri yoldan denizi kirletecekler. Deniz suyunun 0,5 derece artması bile denizde yaşayan balık türlerinin değişmesine yeterlidir. Bu balıklar yenir mi? O bilinmiyor. Aynı Santraller Doğayı ve tarım alanlarını da kirletecektir.
Özgür B.: Gezi den sonra nereye evirilmeliyiz. Gezide gaz yemiş aç kalmış insanlar buradaki konuşulanlara ne der. Sorunları çözmek konusunda nasıl bir alternatif oluşturulmalı. Buradaki insanların organik / samimi bağ kurmaları gerekir. Kolektivizm oluşturmalıyız.
Bülent K.: Fabrikalarda çalışan işçilerin sömürülmelerinden bahsetti. Yerel problemlerle uğraşmak yerine Polis vahşetine uğramış insanlar konuşulmalı. Genç İşsizler konusunu gündeme taşıdı.
Özlem Z. : (Emrah’a hitaben) kadın olarak ne zaman konuşacağımıza biz karar verelim.
Özgür K.: İktidara yürümek önerim. Benim talebim siyaset yapmak. Ve ortak alanlarda buluşmalı. Forumlara hazırlıklı gelinmeli. Bir forumda Gerze’de yapmalı.
Türkan D.: Kadın konuları üzerine söylemler var. Sinop/ Erfelek’te kadın cinayetleri yaşandı. Kadın haklarını anlatmalıyız. Kadın sorunlarını birlikte paylaşmalıyız.
Şule B.: Gezi parkında olan olaylara karşı doğru davranmalıdır.
Meltem G.: 3-5 ağaçla başlayıp iktidara başkaldırıdır Gezi.. Gezide gençler vardır, Sendikalar yoktu. Sonradan katıldılar. Siyasi partiler önce sahip çıkmadılar eyleme… Sistem değişmelidir, artık kendimizi temsil etmeliyiz. Ve somut birşeyler ortaya koymalıyız.

Din, dil, ırk farkı gözetmeksizin biraraya gelebilmeliyiz.
Sinan Raci G.: Gezide eli palalı saldırganlar serbest, kasklı gençler tutuklu…. Direniz bir günde olmaz. Haftalara yaymalı.
Halil İ.: Tekel, ODTÜ, Roboski, Reyhanlı eylemleri olmasaydı gezi yaşanmazdı. Gezi bu eylem ve etkinliklerin ürünüdür.
Selahattin G. (Em. Öğr.): Forumların formatı budur. Birbirimize yanıt vermek yerine işimizi konuşmak gerek.
Özgür B.: Hükümeti gezi ruhuyla kilitledik.
Eren K.: Gezi, Birikimdir, AKP’yi sorgulamaktır. Yasal terör polis gücüdür. Ölenlerimizin hesabı sorulmalıdır. Geri dönülmez bir yoldayız. Sistemi değiştirmek gerek.

İstanbul’dan katılan bir arkadaşının mesajını okudu; Sokakta sesinizi duyurun.
Bilge Şimşek D.: Barış Süreci ile ilgili olarak Sinop’ta yaşanan bir ( 18 Şubat) linç terörü var. Bu sırada Linç edilmek istenen Mv. lerinden Sırrı Süreyya Önder Gezide en öndeydi. Sinop bu utancı gezi direnişine topyekün katılım sunarak gidermelidir. Ve ilk seçimde AKP’yi devirmek için CHP desteklenmelidir.
Faik E.: Halk Meclise yürümelidir.
Çağdaş: Sinop Sorunlarıyla ülke sorunlarını ayrıştırmamalıyız. Forumlarda seçimler ile ilgili olarak konuşmadan %10 barajı aşağıya çekmenin yollarını bulmalıyız.
Tan: Foruma katılanların Türkiye gündeminden haberdar olması beni mutlu etti. Kalabalıklaşmak için çalışmalıyız. Ülkemizde kör medya var. Gezi bir uyanıştır.

Kendi kendimizi yönetebilmeliyiz.
SONUÇ YERİNE:
Moderatörlüğün Değerlendirmesi: Yaklaşık 2 saatlik forum sürecinde değerlendirilmesini istediğimiz konuları konuştuk. Karar altına alınmasını istediğimiz konu başlıkları şöyle:
• Forumlar hangi zaman dilimi içerisinde tekrarlanacak,

• İnternet ortamında tartışma yapılıp yapılmaması,
• Yerel konuları nasıl değerlendirmeliyiz?
• Gerze direnişinin desteklenmesi,
• Teorik çalışmalar/ tarih gözden geçirilmeli mi?
• Gez den başlayarak tartışma nereye evrilmelidir?
• Genç işsizler / Taşeron işçileri sorunları değerlendirilmeli.
• İletişim grubu/ komitesi kurulmalı mı?
• Forumun adı ne olmalı?

Her forumda bir sonraki Forum tarihi v gündemi belirlenecek.

İletişim grubu/ komitesi bir sonraki forumda oluşturulacak,
Diğer forumlarla iletişim grubu oluşturulmalı,

12 Temmuz 2013 Cuma 

Saat 21.30 da Uğur MUMCU parkında toplanıp 22.00 da Barış MANÇO parkında forum.
Konu: Gezi Parkı konusuna devam edilecek…
SİNOP ÇAPULCULARI FORUMU

YÜRÜTMESİ

12 Temmuz 2013 Cuma

Zekeriyaköy Forumu Notları (9 Temmuz)

Aramızdan bir arkadaşımızın kooperatifleşme ile ilgili konuyu dinlemek üzere Abbasağa’daki forumda olduğu bilgisi verildi.

Yeni gelen arkadaşlarımıza daha önceki forumlarda tartışılan ve öncelikli olarak kabul edilen konular hakkında kısa bir bilgi verildi;

-Foto safari çalışması başlatılacağı,
- Sağlık sorunlarına dikkat çekmek için organ bağışı kampanyası başlatılacağı,
-Sandık güvenliği konusunda bilgilenilip çalışılacağı,
-Doğa tahribatına dikkat çekecek eylemler gerçekleştirileceği…

1-Katılımcımızlarımızdan biri,  bazı kimselein forumlarda tartışılan konuların ve problemlerin hemen çözülemediği ve işlerin yavaş gittiği konusunda endişeler taşıdığını gördüğünü söyledi. Yarın sonuç almanın mümkün olmadığını, 3 yıl sürecek sabrımızın olup olmadığına cevap vermemiz gerektiğini söyledi. “Bu kuşak, bu gelir grubu yeteri kadar sabırlı değil, olabilecek mi?” dedi.

2- Aramıza ilk defa katılan bir katılımcı, gezideki gençlerin endişelerine kulak vermek, onların yanında olmak gerektiğini söyledi. Onları burada aramıza katabilmenin gerekliliğini belirtti. Belgrad ormanında konuşlansalar biz de Gezi’deki gibi lojistik destek sağlasak iyi olur diye düşündüğünü söyledi. Ayrıca tüketimden gelen gücümüzü kullanmanın önemine, harcanılan her kuruşun kime gittiğine bakılması gerektiğine dikkat çekti. Kendi fikirlerimize uygun olan yapıdaki insanlarla çalışılması gerektiğini düşündüğünü söyledi.

3-Bir katılımcımız,  Melis Alpman’ın çok yakın zamanda Belgrad ormanlarıyla ilgili yazı yazdığını, bu itibarla kendisiyle iletişim kurmanın doğru olacağını söyledi.

4- Mimar, öğretim görevlisi bir katılımcımız, Mimarlar Odası İst. Şb. Bşk.’nın Zekeriyaköy bölgesi ve çevresindeki sorunlarla ilgili görüşmek üzere hazır olduğunu belirtti. Alternatif medya, yazılı basın tüketiminin, paylaşımının önemine dikkat çekti.

5-Bir katılımcımız varyantın girişine forumun afişinin yapılıp asılmasını önerdi, bir diğer katılımcı diğer bütün reklam panolarının yanında yer almasın diye itiraz etti. Bir diğer katılımcı görünür olmak için forumun mekanını değiştirmeli diye önerirken bir diğeri mevcut ortamın lojistik olarak (oturma alanları, elektrik, film gösterimi için uygunluk, vs.) daha uygun olduğunu söyledi.

6- Foruma dikkat çekmek için varyantı kapatıp yürüme eylem önerisi geldi.  Forumla eylemi karıştırmamak gerektiği söylendi. Afişin yaptırılıp nöbetleşe yarım saatlik sürelerle iki kişinin varyant başında tutması önerisine sıcak bakıldı.

7-Katılımcılarımızdan biri, bu arada Melis Alpman’la haberleştiğini ve Melis hanımın konu ile ilgili forum adına bir yazı beklediğini söyledi. 3 arkadaşımız konu ile ilgili görevlendirildi.

8-Bir katılımcı, Taksim Dayanışması üyelerinin göz altına alındıklarını, evlerinin usulsüz olarak arandığını ve bu süreçte onlara destek olunması gerektiğini söyledi. En önemli sosyal mecra facebook, twitter’da bu insanlarla ilgili haber ve dayanışma bilgilerinin paylaşılmasını, hukuksuzluğun yayılması için tweet, retweet yapılmasını rica etti.

9-Bir katılımcı Ekümonopolis filmini izleme kararını hatırlattı, Pazar gününün hedeflenmesine karar verildi. Filmin uzunluğuna dikkat çekildi, birkaç kerede izlensin denildi. Bir katılımcımız gerekli hazırlığı yapacak.

10-Bir katılımcı Tophane’de eski tütün deposunda Anadolu Kültür İnisiyatifi’nin 7-8 fotoğraf sanatçısının kentsel dönüşüm ile ilgili sergi açtıkları bilgisini paylaştı, çevre duyarlılığını geliştirmek isteyen herkese sergiyi tavsiye etti.

11-Bir katılımcı bizim gibi düşünmeyenlere nasıl ulaşılacağının önemli olduğunu, sonumuzun Mısır, Suriye gibi olmasını istemediğini belirtti.

12-Katılımcımızlarımızdan biri, Türkiye’nin siyah ve beyaz şeklinde olduğunu grisinin olmadığını söyledi. Haber kanalları sahiplerinin aynı zamanda birçok alanda faaliyet gösterdikleri için devlete, ihalelere ihtiyaçlarından dem vuruldu. Çapul TV, Halk TV gibi alternatif yayın organlarına destek konuşuldu.

13-Bir başka katılımcımız daha önce söylenenin aksine çalışanları kendimiz gibi seçmektense farklı olanları ikna etmenin, kazanmanın öneminden bahsetti.  “Soru işareti oluşturabildiğimiz bir kişi bile önemli” dedi.

14-Taksim’de yeryüzü sofralarına katılan arkadaşlarımız geldiler ve meydan ile İstiklal caddesi arasındaki farkları, İstiklal’deki coşkuyu, birlikteliği, heyecanı, paylaşımı bizleri kıskandıra kıskandıra anlattılar. Hoşlarına giden bir slogan: Kapitalizme ihtar, yaşasın iftar!

15- Uskumruköy, Kilyos, Gümüşdere’li esnaf, bakkal, pazarcılar ile alış-veriş destekli iletişim tekrar konuşuldu.

16-Bir katılımcı, polislerin psikolojik olarak ne durumda olduklarını merak ettiğini, bu eylemler sonrasında bazılarında Vietnam sendromu bile olabileceğini söyledi. Bunun üzerine bu süreçte gözaltına alınmış bir arkadaşımız polislerin kendisine “sendika kurmak istiyoruz mesela, bize niye destek olmuyorsunuz” dediklerini, kendisinin de siz kurun, biz destekleriz dediğini anlattı.  17 polis intiharı, 1500 kadar polis hakkında İçişleri bakanlığı tarafından soruşturma yürütüldüğü bilgilerinin dolaştığı söylendi.

17-Bir katılımcı, forumları canlı tutmak ve ilgiyi sürekli kılmak için; farkındalık, bireysel ya da toplu eylemleri desteklemek kararları alarak devam edelim dedi. Diğer forumlarda sürdürülebilir, hayata geçirilebilir eylem planları yapıldığını söyledi. Bu ortamda  yaşam gustosu, creative zekası yüksek sanatçıların bulunduğunu, yakın çevremizi haberdar etmemiz gerektiğini söyledi. Somut eylem önerileri:   Siperdeyiz. Yaşadığımız coğrafyada bir flora var. Çevremizdeki ağaçların Latince ve halk dilinde isimleri, bu coğrafyada kaç adet oldukları, bu kıyım devam ettiği takdirde yok olacaklarını yazdığımız sticker’lar yaptıralım, her yere yapıştıralım. 

T-shirt yaptıralım, önüne forum logomuzu, arkasına ağaç isimleri yazalım, sokağa çıkalım. Veya üzerinde “ÇED raporu nedir?” yazan T-shirtler yaptıralım, merak uyandıralım, sorgulatalım. 
Bu öneriler çok destek ve alkış aldı...

18-Olimpiyat komitesine 3. Köprünün ÇED raporu ile ilgili hazırlanacak dilekçe hatırlatıldı. Katılımcılarımızdan biri bu komiteyle çalıştığını, dilekçemizi kendisinin ulaştırabileceğini söyledi.

19-Bazı forumlara temsilci gönderilmesi tekrar görüşüldü, Perşembe günü kararlaştırılacak.

20-Sandıklarda görev alma konusu tekrar gündeme geldi. Daha önceden deneyimi olan bir katılımcımız genel prosedürlerle ilgili bilgi verdi. Kendisinin seçmen sandığının belli olduğunu önümüzdeki 6 ayda sandıktaki isimlerin (300) adresini ziyaret edeceğini, göz teması kuracağını ve sonra seçim sandığının başında doğru kişilerin oy kullandığından emin olacağını söyledi. Zaman kısıtından dolayı biran önce başvuru yapılmasına karar verildi. İsteyenler Perşembe günü isimlerini bildirecekler, aramızdan bir kişi hepimiz adına CHP Sarıyer ‘e gidip (parti adına değil, genel anlamda görevli olmak üzere) başvurularımızı yapacak.

Bir katılımcımız yine güzel bir hatırlatma ile toplantıyı sonlandırdı:
Meydanı boş bırakmak
Meydanı boş bulmak
Kalın sağlıcakla,
3. Katip ...

Şişli Merkez Forumu Notları (9 Temmuz)

- Belediye ile iletişimi sağlayan arkadışımız parkın arka kısmındaki

otoparkın yeşil alana dönüştürülmesi konusunda yetkililerle görüştüğü bilgisini verdi. Araziyle ilgili iki proje olduğunu ancak arsanın değerinin çok yüksek olması sebebiyle belediyenin bu bedeli karşılayamacağını belirtti. Bölgede başka bir alan tespit ettiklerini
duyurdu.

- Basın-yayın komitesindeki arkadaşımız forumuzu duyuran çıktıların

alınmadığını ve dağıtımda aksaklıklar olduğunu söyledi.

Forumu anlatan afişlerin daha fazla olması gerektiği belirtildi.
- Tanıtıma dair neler yapılacağı konuşuldu. Pazar günki panayırda

çekilen görüntülerden klip hazırlanması kararlaştırıldı.

- Ayrıca forum öncesi mahallede yürüyüş yapılıp yapılmaması tartışıldı.
Bazı katılımcılar çevre halkının gürültü yapılamasına tepki 

göstereceğini belirtirken, bazı katılımcılar da ramazan ayıyla ilgili
çekincelerini dile getirdi.
Perşembe günü sessiz bir yürüyüş yapılarak parka gelinmesi
kararlaştırıldı.

- Bir katılımcı Taksim'de düzenlenen yeryüzü iftarının çok etkileyici

olduğunu ifade edip, parkta bir iftar düzenlenebileceği fikrini ortaya attı.
Böyle bir etkinliğin forum günü yapılmasına itiraz edildi. Her ayın ilk pazarı yaptığımız panayırın iftara dönüştürülmesine karar verildi.

- Tatavla forumundan konuk olarak gelen arkadaşımız çalışmalarını
aktardı... Birbirine yakın olan iki forumun bazı ortak etkinlikler düzenleyebileceği önerisini getirdi.
Gündemde ilk olarak Kazova işçilerini ziyaret var.. İşçilere ziyaretin birlikte yapılmasına karar verildi.

*Bugün Taksim Dayanışması'nın toplantısına katılacak arkadaşımıza

aktarması için bazı sorular soruldu.
Boykot listeleri konusundaki sıkıntı aktarıldı. Ve kimi ne için boykot
ettiğmizin ayrıntılı olarak açıklanması istendi. Direnişçilere yardım
eden esnafın ikinci seferde polis baskısıyla kapılarını kapattığı, 
kimseye haksızlık yapılmaması gerektiği ifade edildi.

Taksim Dayanışması konusundaki eleştiriler dile getirdildi. Platformun tarafsızlığını yitirip yitirmediği konuşuldu. Gaz adam festivalıyle ilgili eleştiriler aktarıldı.

İnsan hakları ihlalleri, gözaltılar ve ölenler için her cumartesi
yapılan eylemlere katılmaya devam edilmesi gerektiği görüşü dile
getirildi. Bazı katılımcılar konuşma ortamında kalınması gerektiğini
söyledi.

Genel gündeme dair bir diğer konu da seçim sistemiydi. Seçim sisteminin değişmesi gerektiği konuşulurken, bir arkadaşımız seçim sonuçlarının sayılması yönteminin kaldırılması gerektiğini dile getirdi.

Sahte oy pusulaları, ölen insanlara gelen seçim kağıtlarıyla ilgili
herkesin nüfus müdürlüklerinde kendi kütüğünü kontrol etmesi gerektiği, gelmeyen seçmen kağıtlarının peşine düşülmesi gerektiği konuşuldu.
----KARARLAR----

1- Bir sonraki panayırı iftar şeklinde gerçekleştirilmesine karar

verildi.

2- Belediyenin iftar çadırında ilan dağıtmak...
3- Forum öncesinde parka birlikte yürümek: Perşembe günü saat 21.00'da
Apex Tıp Merkezi'nin önünde toplanılarak kocamansur sokaktan parka yürünecek.

---GÜNDEM ÖNERİLERİ---
1- Seçim yaklaşıyor,, belediye meclis üyeleriyle biraraya gelinmeli mi,
foruma davet edilerek onlar dinlenebilir mi?
2- Foruma belli isimlerin davet edilmesi konuşulacak.
3- Ortanca parkını ziyaret // Tatavla Forumu'yla cuma günü Kazova
işçilerine ziyaret...
4- Esnaf üzerinde çalışma yapılması...
5- Sanatsal etkinlikler düzenlemek için belli grupların toplanması...
6- Yerel basında nasıl yer alacağız? Tavrımız ne olacak?
7- Forumda usul konusunda sıkıntılar yaşanıyor. Bazı kurallar
belirlenmeli,, bu konuda deneyimli bir arkadaşımız sunum yapabilir?
8- Yasa tasarıları hakkında bilgi edinilmesi ve haberimiz olmadan
meclisten geçirilen yasa tasarıları ele alınmalı...

Abbasağa Parkı Tüketim Kooperatifi Sohbeti Notları (9 Temmuz)

BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ TÜKETİM KOOPERATİFİ (BÜKOOP)
 DENEYİM AKTARIMI VE SOHBET

ABBASAĞA PARKI
09/07/2013

  • Öncelikle BÜKOOP kısa bir giriş yaptı. Bu sohbetin amacının BÜKOOP’taki deneyimimizi aktarmak, paylaşmak ve mahalle kooperatifleri fikrinin tohumlarını atmak için katkıda bulunmak olduğu vurgulandı. Alternatif bir ekonomik ve sosyal model olarak kooperatifin kısaca tanıtılacağı, neden kooperatif kurulduğu ve nasıl işlediğini, üreticilerle ilişkilerin kısaca aktarılacağı ve sonra sohbete geçileceği söylendi.
  • BÜKOOP’un kurulmasına dair ilk fikir tohumları 2008 (???) yılında atıldı. O yıl, Çiftçi-SEN Başkanı Abdullah Aysu’nun Türkiye’de tarımın ve küçük çiftçilerin içinde bulunduğu zor koşullar, gıda üretim, dağıtım ve tüketim sistemindeki ciddi sorunlara dair yaptığı konuşmaları dinledik. Ve tüm bunlara karşı biz neler yapabiliriz diye düşünmeye başladık. 8-9 ay kadar bir süre kafa yorduk, tartıştık. Üniversitede Eğitim-SEN’deki örgütlüyüz. Çiftçiler tarafında da Çiftçi-SEN var. Tüketicilerle üreticiler arasında ilişkilerin koordinasyonu için de Tohum İzi Derneği var. Bu iki örgütün de dayanışması ile şehirde bir tüketim kooperatifi kurmaya karar verdik. Böylece 2009 yılında BÜKOOP kuruldu. Köylüler de üretici kooperatifi etrafında örgütlü olacak ve bu sayede üretici-tüketici arasında yeni bir gıda ve dayanışma sistemi kuracaktık. Bu kararı aldık. İlk önce yola bir üretici kooperatifi (KİBELE) ile başladık. Daha sonra başka üretici kooperatiflerinden de ürün alarak devam ettik.
  • Kooperatifimizin işleyişinde küçük çiftçilerle aramızda bir güven ilişkisi var. Biz, onların koşullarına uyuyoruz. Üreticilerle fiyat pazarlığına girmiyoruz. Ürünlere biz kefiliz. Her ürünün gönüllü bir ürün sorumlusu var tüketici kooperatifinde. O ürüne dair üreticiden tüm bilgileri alıyor, ürünün takibini yapıyor, üreticiyle ilişkileri kuruyor. Tüm çalışmalarımız gönüllü yürüyor. Kasada fiş kesmekten, ürün takibi yapmaya, ürün satışına, defter tutmaya ve üreticiyle ilişki kurmaya kadar…
  • Kooperatif kurarken derdimiz neydi? Şehirde yaşayan insanlar olarak egemen tüketim sisteminin içinde kendimizi kıstırılmış ve alternatifsiz hissediyorduk. Süpermarketlere giderek daha çok mahkum olan, yediğimiz gıdanın nereden geldiğini, nasıl üretildiğini, üreticinin yaşam ve iş koşullarını tanımadan, bilmeden bir yaşantı sürerken buna karşı neler yapabiliriz diye düşünmeye başladık. Buna karşı yerel bir çözüm aradık ve o sırada beraber kafa yorduğumuz kişilerle yerelimiz üniversite idi. Küçük çiftçiler, Çiftçi-SEN ve üretici kooperatifleri ile iletişimimiz vardı. Onlardan birçok şey öğrendik, bu soruları ve düşünceleri geliştirmemizi sağladı. Onlarla ilişkilerimiz sayesinde kooperatif kurarak, farklı bir üretici-tüketici ilişkisi geliştirme fikri ortaya çıktı. Amacımız da hem tüketiciler olarak daha iyi, güvenilir, adil, şeffaf ve sağlıklı gıdaya erişebilmek hem de bu üretimi gerçekleştiren küçük üreticilere destek olmaktı. Varolan gıda ve tarım sisteminde çok zor durumda olan ve yok edilmeye çalışılan küçük çiftçiliğin yaşam mücadelesine destek vermekti. Üretici-tüketici dayanışma ilişkisine dayalı alternatif bir sistem oluşturmak istedik. Bu ilişki sadece ekonomik değil aynı zamanda sosyal ve politik bir ilişkilenme şekli oldu.
  • Kooperatife fındık sağlayan üretici Emin Bey: Türkiye’de 80 darbesi bilgi aktarımını sekteye uğrattı. 80 öncesi Köy Koop’lar da  Halk-Koop’lar da çok güçlüydü. Sendikalarla beraber darbenin ilk kapattıkları oldu kooperatifler. Sonra Köy-Koop’lar yeniden kuruldu ama marketlerle çalışmaktan dolayı çok zarar ediyorlar. Fisko-Birlik de gitmiş durumda. Tüm bunlar yüzünden üretici ve tüketici kooperatiflerinin kurulması, beraber dayanışma içinde olması çok önemli. Şehirde okullar ve işyerlerinde ve sitelerde örgütlenmek daha kolay, mahallelerde kooperatif biraz daha zor olabilir.
  • Aslında kooperatif kurmak çok da zor değil. Belli bir mevzuat var, ona uymak gerek. Apartman yöneticiliği gibi aslında. Mahalle bakkalı da buna katılabilir.
  • Teknik bazı zorluklar olabiliyor. Ürün talebini iyi tahmin edebilmek gerek.
  • Bu kısa girişten sonra sohbet sorularla ve cevaplarla devam etti.
  • Kooperatif için illa ki bir adres lazım mı? Ve mutlaka ürün stoklamamız gerekli mi? => Evet adres mutlaka gerekiyor. Yani kooperatifin mutlaka küçük bir oda da olsa bir yeri olmalı. Stok da gerekebilir. Ama bu duruma ve ürüne göre değişir. Bazı ürünleri üretici de sizin için stoklayabilir. Ortak olmak içinse (kooperatif üyelerine ‘ortak’ deniliyor) bir sefere mahsus bir ödeme gerekiyor, 100TL.
  • Üretici seçimindeki kriterler nedir?
ð    Küçük çiftçi olması şart. Ayrıca örgütlü olması (kooperatif ya da sendika) önemli bir önceliğimiz. Ama bunlar tek başına yeterli değil. Ürün sorgu formumuz var, bu formda üreticilere ürünlerini nasıl ürettiklerine, işlediklerine dair sorularımız var. Hangi tohumu kullandığından, varsa ilaç kullanımına kadar.
·         Fiyatları nasıl belirliyorsunuz?
ð    Kooperatifin kar etmesi asıl amacımız olmadığı için, kendini döndürebilmesini sağlayacak fiyatla satıyoruz. %20 kooperatif payı koyuyoruz ürün için üreticiye ödeden ve nakliyeye harcanan kısmından sonra. Bu pay da kooperatifin sabit masrafları için gerekiyor. Eğer hacim artarsa kooperatif payı yüzdesi de düşebilir.
  • Neden büyütemediniz bu çalışmayı, yani neden birçok kooperatif daha oluşmasını, bunun yayılmasını sağlayamadınız? Bu bir tercih miydi yoksa zaman mı olmadı? Bir de mahallelerde kooperatif kurma girişimi olursa organizasyonda yardım eder misiniz?
ð    Başta bir yayılma planı vardı aslında Eğitim-SEN şubeleri üzerinden. Ama kooperatif çalışması bizim için de çok yeniydi. Kooperatifi devam ettirebilmek için günlük gerekli çalışmalar ve sorunlar vardı, onlara yoğunlaşmak durumunda kaldık. Fırsat bulamadık. Deneyim ve bilgi paylaşımına, dayanışmaya açığız.
ð    Tüketim Kooperatifleri Birliği var. Onunla iletişime geçilebilir. Ayrıca 7 kooperatif bir araya gelip yeni bir birlik kurabilir. Çok avantajlı oluyor birlik olmak.
  • Üretici fiyatı kendi mi belirliyor? Aynı ürünü birkaç farklı üreticiden alıyor musunuz? Ödemeler nasıl oluyor üreticiye?
ð    Biz üretici ile pazarlık yapmıyoruz verdiği fiyatla ilgili. O ne derse kabul ediyoruz. Güveniyoruz. Ve bununla övünüyoruz biz. Ama Üzüm-SEN Başkanı Adnan Abimiz bize anlattı. Biz yine de üreticinin tüm emeğinin karşılığını vermiyormuşuz. Bu sistemde ne yazık ki fiyat yine tekellere ve egemen tarım sistemine göre belirleniyormuş. Küçük üretici kendi ailesinin emeği ile üretim yapıyor ve aile fertlerine ödeme yapılmamış oluyor. Sigortası için ödeme yapılmıyor vs. Gerçekten o gıdanın tüm bu masraflarla beraber gerçek fiyatını ödemeye kalksak çok daha yüksek bir rakam çıkarmış ortaya. Bize “Siz o gerçek fiyattan satabilir misiniz üniversitede bu gıdayı?” diye sorduğunda sustuk kaldık tabii. Zor bir konu bu. Ancak çok fazla sayıda böyle kooperatif olursa egemen sistemin dışında bir fiyat ve sistem belirleme şansımız olabilir belki.
ð    Tamamen aynı ürünü farklı üreticilerden almıyoruz, rekabet yaratmıyoruz. Sadece mesela farklı türde zeytinler varsa o zaman farklı üreticilerden alabiliyoruz.
ð    Üreticilere ödemeyi bazen peşin bazense satıştan sonra yapıyoruz. Ama ödemeleri asla fazla geciktirmiyoruz. 30 günü geçmiyor.
  • Katılımcı bir tüketim kooperatifi modeli uyguluyorsunuz anladığım kadarıyla. Tüketicilerin, üreticilerin yaşam ve iş koşullarını tanıması, katılması da önemli sanırım. Bu konuda deneyimleriniz, tarlada gönüllü çalışma sistemi gibi sistemleriniz var mı?
ð    Evet, bu çok önemli. Farklı bir üretici-tüketici ilişkisi açısından. Bu konudaki (tarlada gönüllü çalışma) deneyimimiz henüz kısıtlı. Birkaç deneyimimiz oldu. İznik’e zeytin üreticimizi ziyarete gittik ve bir gün onunla beraber zeytin topladık mesela. Bunun dışında da birkaç ziyaretimiz daha oldu.
  • Fiyat pazarlığı hiç mi yapmıyorsunuz yani?
ð    Üreticiyle ilişkimiz güven üzerine kurulu. Birinci tercihimiz kooperatifler ile çalışmak. Fiyatı belirlemeyi üreticiye, kooperatiflerine bırakıyoruz. Muadil ürünleri aynı anda tutmuyoruz. Yani süpermarket zihniyetinin dışında kalıyoruz.
  • Yorum: Organik gıda dediğimiz şey de çok masum değil. Şirketleşmiş bir yapı var. Organik tarım yapan üreticilerin kooperatifleşmesi önemli. Ben bu konuda çalışıyorum.
  • Ürün kalitesi ve güvenliğini nasıl denetliyorsunuz?
ð    Üretici ile birebir yakından ilişkilenmek çok önemli. Bizim için bu aslında bir “denetleme” değil. Ürün takibi ve güven ilişkisine dayalı. Daha önce bahsettiğimiz ürün sorgu formu var ve her ürün için ürün sorumlusu var. O sorgu formundaki tüm soruların üreticiler tarafından yanıtlanmasını sağlıyoruz. Ürün sorumlusu, üretici ile yakın ilişkide oluyor, gidip üretimi yerinde görmek de bunun bir parçası olabiliyor. Üretici ile birbirimizi yakından tanıma ilişkisi kuruyoruz. Tabii burada üretici örgütlerinin (kooperatif, dernek ya da sendika) işlevi ve önemi var. Örgüt sayesinde üreticiler de bir güven ve takip sistemi kuruyor birbirleri içerisinde. Bir kooperatif varsa örneğin, kooperatifin sözü ve verdiği teminat önemli. O kooperatifin içinde bulunan üreticiler için de bu teminat çerçevesinde üretim yapmak önemli oluyor. Sonuç olarak küçük üreticiler ve onların üretim aşamalarıyla ile yakın ilişki içinde olmak güven sisteminin önemli bir parçası.
ð    Türkiye’de çok fazla zirai ilaç kullanımı var. Ve denetleme yok denecek kadar. Ama bir üretici kooperatifi söz konusu olunca bunu didikleyebiliyor, sorguluyor üretici üyelerini.
ð    Organik sertifikasyon günümüzde fazlasıyla ticarileşmiş bir sektör. Buna karşı da dünyada yeni bir hareket var: Katılımcı Garanti Sistemleri. Burada bir şirketin verdiği sertifika baz alınmıyor. Aksine, Katılımcı Garanti Sistemi’nde üreticilerle tüketiciler kendi güven mekanizmalarını ve sertifikalarını (asla para ödenmeyen sertifikalar bunlar) oluşturuyor. Denetlemeden ziyade birbirini tanıma, güvenme, şeffaflık ve katılımcılık üzerinden yürüyen bir mekanizma. Biz de bu doğrultuda yol alıyoruz, bu sistemi oluşturuyoruz kooperatif ile.
ð    Yani aslında bu sistemin temelindeki güven ilişkisi çok önemli. Ve bu güven ilişkisinin mümkün olduğunu, oluşturulabileceğini aslında en güzel örneğiyle Gezi Mücadelesi süreci ve deneyimi öğretti bize.
  • Bakkallar da katılabilir dediniz. Onlarla işbirliği nasıl olabilir? Bakkalı dışlayan bir sisteme nasıl dönüşmez bu çalışma?
ð    Şu anda BÜKOOP mahalle bakkallarına karşı bir sistem geliştirmiş değil. Kampüste de zaten bir market ya da bakkal yok. Kantinler var. Onların da bizden aldıkları ürünler olabiliyor. Ayrıca okulda Tarlataban Kolektifi var. Okulda oluşturdukları bir tarlada üretim yapıyorlar. Onların ürettiği domateslerden yapılan doğal domates soslarını kooperatifte sattık örneğin.
  • Mali ve finansal sorunlar var mı karşılaştığınız? Ve bu sorunlara yönelik bir sistem geliştirdiniz mi?
ð    Hesaplarımız ve ölçeğimiz şu anda küçük olduğu için büyük sorunlarla karşılaşmadık. Döndürebiliyoruz sistemimizi. Mesela ürünlere için oluşacak talebi tahmin edebilmek önemli bir şeydi mali açıdan kontrollü olabilmek için. İlk başta bunu sağlayabilmek için önce talepleri toplayıp ona göre üreticiye sipariş veriyorduk. Sonra yavaş yavaş her ürün için aşağı yukarı talep belirlenmiş oldu. Buna göre hareket eder olduk. Bu zamana kadar herhangi bir sorun da olmadı ürünün elimizde kalması gibi.
  • Mahalleli de kooperatiften alışveriş yapabiliyor mu, ortak olabiliyor mu?
ð    Merkezileşmemek ve yerellik önemli. Mahallelerde kendi yerelliklerinde, kendi ihtiyaç ve koşullarında kooperatifler kurulması önemli. Biz de bunun için dayanışmaya ve paylaşıma açığız. Ama dileğimiz her yerelin kendi örgütlenmesini kurabilmesi. Biz üniversite yerelinde oluşturduk bunu ama her yerde çoğalması dileğimiz. Bunun için buradayız.
  • Aslında tüm bu deneyimle beraber pasif tüketicilikten aktif tüketiciliğe geçtik. Gıdamızın nasıl üretildiğini, üreticisini tanıyan, seçebilen, bunlar üzerine düşünen, üretici ile ilişki kuran tüketiciler haline geldik.

Londra Forumu Notları (9 Temmuz)

Grup raporlari:
Ceviri grubu www.translatingtaksim.com uzerinde calisiyor. Diger gruplarin ceviri taleplerini de karsilamaya hazir.
Hukuk grubu: 5 Temmuz’a kadar olan gozaltilar ve tutuklamalarla ilgili istatistiklere ulasildi. Yardim olarak:
  • Olenlerin aileleri, yaralilar ve gozalti/tutuklularin yakinlari ve avukatlariyla temasa gecilmeli.
  • Gozalti ve tutuklulara kisisel ve ya London Gezi olarak mektup gonderilebilir.
  • Olan ve olacak (toplu) davalara buradan takip ekipleri olusturulmali (buradaki akademisyenler, avukatlar, sendikacilar) ve oraya heyet gonderilmelidir. Heyet olusturmak icin ne kadar zamanimiz var bunu ogrenmeliyiz.
  • Reflex tepkileri olarak tutuklamalar oldukca internet uzerinden / brosur olarak bildiriler yayinlayabiliriz.
  • Grubun yardima ve baska calisanlara ihtiyaci var.
Politika grubu:
  • The Guardian’a verilecek ilan icin yeterli paranin toplanmasi icin gunu uzatmaya calisacaklar 2 hafta kadar. Su an £3000+. Yeterli para toplanamazsa aralarinda yazar ve sanaticlarin da oldugu 100’e yakin bir grubun metin calismasi var, onlarla ortak The Times gazetesine ilan verilecek
  • Ingiltere hukumetine verilmek uzere hazirlanan imza kampanyasi devam etmekte: http://epetitions.direct.gov.uk/petitions/51112
  • Tatil donemi baslamadan, Londra’daki butun forumlari bir araya getiren bir forum duzenlenmeli. Olasi tarihler konusuldu, diger gruplarla konusulduktan sonra aciklanacak. Gezi deneyimi olanlari dinlemek onemli ama forumun gundemi yine forum tarafindan belirlenmeli.
  • Butun duyurularin ayni yerde toplanmasi icin hatirlanmasi kolay bir cati-websitesi hazirlanacak
Film grubu: belegesel yapma calismalari devam etmekte. Daymer Festivalinde £380 toplanti. Goruntuler toplaniyor. Calismalara devam.
Bilgilendirme grubu: ilk atolye calismasi: IT ve sosyal medyanin kullanimi uzerinde: grup olarak google uzerinden anket, dosya paylasimi, mahremiyet, etkin kullanimi vs.
Performs grubu: simbol sorunu, kimlik porblemleri, ustlemesi, matematik sembolleri ile anlatmak. Projeyi bitirdik sayilir, yer ve zaman lazim. Cadirli-fotografli-fiziksel yani olan bir performs hazirlanmakta. Yakinda detaylar verilecek.
Forumlararasi Forum icin fikirler:
  • Konu / agenda belirlemektense, kullanilan dil / gezi’ye nasil baktigini / kimliklerinizi konusalim.
  • Gidenler ne gordu onlari anlatinca sekterlik olmadigini gosterecek zaten. Hareketi enine boyuna anlamak lazim.
  • Dialog platform olusturmak / dayatmalari bile dinleyebilmek lazim. Forumdan once on gorusmeler yapilacak.
  • Konusmacilar ve konular onceden belirlenmemeli – orada belirlenmeli. Occupy NYC’de de gundem belirlenmesi ilk 10 dakikada yapilan birseydi. Facilitation kurallari var, herkes kac dakika konusabilir / konusamaz.
  • Birlesik forum’a hicbir bayrak getirilmesin.
  • Turkiye’deki forumlarda manifesto dagitiliyor. Nasil bir dil kullanmasi gerektigini belirten
Forum disindan bir aktivite: bir grup arkadas bir smart phone app uzerinde calisiyor, bu gibi forumlarda kullanmak icin. Fikir sunma, yorum yapma, hava durumu tespitini kolaylastirmak icin. Adi: Sonraki Adim. Yakinda hazir olacak.
CALISMA / EYLEM onerileri:
  • Forum icin bir Kim Kimdir Listesi lazim. Gruplar grup emaillerini herkesle paylasabilirler simdilik, kisisel emailler olmasa da. Butun Forum icin bir grup emaili lazim.
  • Bu forum adina MPlerle temasa gecilmeli, randevu alinip goruslmeli. 1 paragraflik bir bilgi gonderilmeli, az ve oz. All Parliamentary Group on Turkey bir giris yolu olabilir. Grubun detaylari: http://www.publications.parliament.uk/pa/cm/cmallparty/register/turkey.htm
  • Turkiye’deki Ingiltere Baskonsolosu bahcelerine dusen gaz bombasinin resmini tweet etti. Onun yoluyla da parlamentoya ulasilmaya calisilabilir.
  • Turkiye kokenli belediye basklanlari, MP adaylari ve Baroness Ece Hussein ile temasa gecilmeli
  • Bu forum adina Amnesty International ile gorusulmeli ’a ve bunlari destekleyen butun
  • 3-4 metrelik bir anit, malzemeler / ekipman – gaz maskeleri ve baretlerden, hep beraber yapacagimiz bir anit, gezi’nin hikayesi. Yabancilar icin kucuk bir ekran, burada yapilan filmler kullanilacak….bana gaz maskesi / baret lazim.
  • Bir grup kendi hazirladiklari posterleri bir kac cafeye dagitmis ve asmislar.
  • Ingiltere toplumlarina yonelik sticker design edildi, yayilmasi lazim.  Matbaa taniyan var mi? Var. Gruplar icinde konusulacak.
  • Butun gruplara oneri: Gorseller hazirlanirken siddeti one cikarmak yerine, coklugu / halki gosteren goruntuler olsun. Siddet goruntusu insanlarin gormezden geliyorlar.
  • Ekunamopolis belgeselini gosterelim. DVDsi var. Yer bulunacak.
  • Burada yasayan kendi toplumumuzu bilgilendirmeliyiz – basin ve radio yoluyla.
  • BBC ya da baska benzeri kurumlarin onunde forumlar duzenleyelim.
  • Bisikletlerimizle kornalarimizla posterlerimizle gezelim – mesela Dalston’dan Liverpool Street’e
  • Atolye calismalari icin Gik-der, Daymer, 1000 cicek acsin dernekleri yer saglayabileceklerini soylediler.
  • Basinla ilgilenecek insanlar olmali. Bunlarin ‘yerlesik/kemik’ bir grup olmasina gerek yok. Her eylem icin farkli kisiler calisabilir ama her eylemin bir basin grubu olmali. Yapilanlari duyurmaliyiz hem Turkce/Kurtce hem Ingilizce basina.
  • Grup disi yazismalarda (Basin, politikacilar) en fazla 1 sayfa oz olarak yazilmali. Daha fazlasi okunmaz.
  • Hayat TV Londra Gezi forumundan canli yayin yapabilir.
Genel Forum:
  • Eski aliskanliklardan kurtulup birbirimizin sozunu kesmeden konusmaliyiz.
  •  Herkes istedigini soyleyebilir, digerlerine saygi gosterdigi surece.
  • Istanbul’daki forumlar da fikir sahiplerinin etrafinda toplanan gruplar olarak calisiyor (orada bulunan birinin gozlemi)
  • Neden bu/su yapilmiyor degil, ne yapalim denen bir forum olmaya devam etmeliyiz.
  • Tartisirken dilimiz hierarsileri / ayrimciliklari uretiyor bazen….Gezi’deki gibi farkliliklari kabul edip birliktelik cikarmamiz lazim.
  • Forum sonuca odakli calismali ama kendimizi de ifade edebilmeliyiz.
  • Bilgi yukseltmek lazim. Bir aylik bir proje, buradaki kimlikleri bilgileyelim. Birbirimizi taniyalim, degisik kimliklerden tedirgin olmayalim.
  • Forum islerken tekrarlari onlemek icin gecen haftaki gibi duvara asilan buyuk kagitlara notlar yazilmali gruplar / aktiviteler hakkinda.
  • Merkezi bir yerimiz olmadigi icin ancak forumlarda / gruplar arasinda gorusebiliyoruz. Merkezi bir yere bir cadir kurabiliriz. Hergun birilerinin oldugu us gibi birsey.
  • Buraya ya da baska bir konuma surekli yenilenen notlar / afisler de asilabilir, gelen gecen de gorsun diye.
  • Forumda tartisma olunca da eylem yapilmis oluyor. Konusarak bir amaci gerceklestirmek lazim. Tutanaklari tutarken ozet olarak gecelim.
  • Muzigin eylemlerin bir parcasi olmasina dikkat etmemiz lazim.
  • Direnise Izmir’de katilmis biri: Gezi’nin en buyuk faydasi empati kurmayi ogretmek oldu.
  • Ilerideki organizasyonlarda Conway Hall, Red Lion Square, near Holborn – da kullanilabilir ama onceden rezervasyon sart. BuHall bir cok progressive grubun toplandigi bir yer London Gezi ile de ilgileneceklerdir.
  • Istanbul’daki forumlara katilan biri: orada degisik kimlikleri / gorusleri tartismak problem olmuyor. Zaman zaman geriliyor. Moderator yonetiyor. Hava durumu oluyor. Bir problem cikmiyor.

Ankara Çayyolu Üç Fidan Parkı Forumu Notları (9 Temmuz)

- Forum saat 21:00 civarında yaklaşık 70 kişi ile toplandı.
- Başkent Dayanışması, 12 Temmuz Cuma günü Atatürk Orman Çiftliği’nde forum çağrısı yaptı. Atatürk evi önünde 40 adet örgüt ve çeşitli odaların desteklediği bir eylem yapılacak. Büyük şehir belediyesinin hiçbir hukuk kuralını tanımadan yaptığı plan değişiklikleri, çiftlikten geçirilen otoyol, yine hiçbir yasal düzenleme yapılmadan ihale bile edilmeden inşa edilen başkanlık sarayı protesto edilecek. Katılmak isteyenler  ya Cuma günü saat 18:30 da Kızılay YKM önünde buluşacak ya da saat 19:00 da AOÇ Atatürk evi önünde toplanacak.
- Antikapitalist Müslümanlar grubunun forumumuza davet edilmesi konusunda; katılımın yüksek olduğu bir gün mü yoksa diğer günlerde mi davet edilmesi gerektiği konuşuldu. Bir katılımcımız, “LGBT, Ankara’daki  Feministler ve engelliler gibi azınlık grupları da çağırmayı düşünüyoruz. Çoğunluğun hep üstün olmasından şikayet ediyorsak, o sorunları yaşayanlardan bilgi almalıyız.” dedi.

- Bir başka katılımcımız, “ Bu bir başlangıç olmalı. Küfür olmadıkça, faşizm propagandası yapılmadıkça birçok insanı davet edeceğiz.” dedi.
- Forumumuza davetlerin Salı-Cuma günleri mi yoksa başka bir gün mü yapılması konusu gündeme geldi. Söz alan kişiler Çarşamba günü olması görüşünü dile getirdi. Ancak Salı ve Cuma günleri daha kalabalık bir kitleye hitap edildiği için bu günlerde davetlilerin gelmesinin daha uygun olacağıyla ilgili görüş birliğine varıldı. Antikapitalist Müslümanlar’ın önümüzdeki Salı ya da Cuma forumumuza katılmaları düşüncesi kabul edildi. Onları tanımak ve tanıtmak adına Üç Fidan Parkı’nda bir iftar yapılması konusu konuşuldu.
-  Forumumuzun yapacağı etkinlikler konusu tartışmaya açıldı. Film ve belgesel gösterimi ve benzeri etkinliklerin sadece parkımızda mı yoksa bütün Çayyolu’na hitap edecek şekilde mi yapılması konusu gündeme geldi.  Forumumuzda sanat becerileri olan kişilerin bu becerilerini forumlarda sergilemelerinin forumlara renk katacağı dile getirildi. Etkinliklerde belediyeden destek alınması fikri ön plana çıktı ancak bazı katılımcılar bu fikrin forumun ruhuna aykırı olduğu görüşlerini dile getirdi. Yapılacak etkinliklerin direniş ruhuna paralel eylemler olması gerektiği,  forumun ana amaçlarına uygun olması gerekliliği ve bölge ve çevreye sahip çıkılıp bu doğrultuda etkinlikler düzenlenmesi konusunda görüş birliğine varıldı.
- Gezi direnişi tutukluları serbest bırakılana kadar her gün saat 18:00 da Kızılay’da toplanılacağı, isteyenlerin bu toplantıya katılabileceği duyuruldu.
- Her Cumartesi saat 18:00-20:00 arası Güvenpark’ta kadın forumu yapılacağı duyuruldu.

- “Gerilla Bahçeciliği. Rastgele yerlere tohum, çiçek ekiliyor. Bunu yapma fikri ODTÜ’den çıktı. Yarın akşam 21:00’da yapılacak.” duyurusu yapıldı. 
- Forumumuzun faaliyetlerini duyurulması konusunda Evrensel gazetesi ile görüşüldüğü, gazetenin forumumuzun faaliyetleri konusunda bilgi istediği ve forumumuza katılmak istediği bu konuda haber yapmak istediği belirtildi. Evrensel gazetesine forumumuz ilkeleri, başlangıçtaki durumu ve şu anki durumu hakkında bilgi verilecek. Forumumuzun faaliyet ve duyurularını Evrensel gazetesi kanalıyla yapabileceğimiz ayrıca diğer basın yayın organlarına da forumumuz hakkında bilgi aktarmamız gerektiği  konusu görüşüldü.
- Yerel yönetimlere dikkat çekmek isteyen bir katılımcımız “Forumun bir ana amacı olmalı sonra bunu müzik vs. ile destekleyebilirsiniz. Belediye meclislerinde birkaç saniyede karar alınıyor ve çok büyük yolsuzluklar yapılıyor. Yaşamkent’teki Kıbrıs Şehitleri Hatıra Ormanı’ndaki 40 fidan kafe yapılacak diye söküldü. Film gösterimi yapılacaksa süsleme olarak yapılabilir ama ana amaçtan şaşılmaması gerekir.” diyerek Büyükşehir ve Yenimahalle meclislerini izlememiz gerektiğini belirtti. 
- Bir katılımcımız Porto Alegre kentinin yerel yönetimi örneğini anlattı. “Porto Alegre ve Fatsa karşılaştırmasını isteyenler internetten yapabilir. Bir kere seçim yasasına, %10 barajına karşı çıkmak gerekiyor. İsrail’in bir kentinde, seçilenler kendi başlarına karar alamıyorlar. Önce tartışıp sonra internette oyluyorlar. Konuyu bütün yurttaşlara açıyorlar ve insanlar mail yoluyla görüşlerini iletiyorlar. Kanalizasyondan eğitime, sağlığa, her konu görüşülüyor. Biz tabi burada uyutuluyoruz. Porto Alegre ile ilgili “Bir Demokrasi Deneyimi” adlı kitabı öneriyorum, internette bulabilirsiniz. Bu arada muhtarlar bütün yurttaşları çeşitli konuları görüşmek üzere toplantıya çağırabilirler.” dedi.

- Bir katılımcımız da “Bir an önce halk meclislerini oluşturmalıyız.” dedi.      
- Daha sonra serbest kürsüye geçildi ve malum parka tuvalet yapılması konusu bir türlü bitmek bilmedi J

Kuzguncuk Forum Notları (9 Temmuz)


Gündemin okunması ile toplantı açıldı. Forum kuralları hatırladı.

BİR ÖNCEKİ TOPLANTIDA ALINAN KARARLARIN TAKİBİ

FANZİN ÇALIŞMASI :
Fanzin çalışmaları hakkında bilgi verildi , yayınlanan haberimiz ve kuzguncuk postası ile ilgili bilgiler aktarıldı. Kuzguncuk Postası dağıtıldı.

YOGA ÇALIŞMASI :
Kuzguncuk Bostanı'nda Pazar günü 10:00 'da büyükler için yoga
Çarşamba Günü sabah 10:30'da 10 yaş üzeri çocuklar için yoga duyurusu yapıldı.   Katılacakların mesaj veya mail aracılığı ile iletişime geçmeleri bildirildi. direnkuzguncuk@gmail.com.

FORUM SAAT ve GÜN DEĞİŞİKLİĞİ :
Ramazan Boyunca Salı – Perşembe 21:30 Kuzguncuk Bostanı forum hatırlatması yapıldı

DEPREM TATBİKATI GRUBU: Gelişmeleri bildirdi, bu konuda bir arama kurtarma ekibiyle bilgi alışverişi yapıldığını, önümüzdeki süreçte daha net şekilleneceği belirtildi.

BOSTANDA SERGİ GRUBU: Bostanla ilgili eski fotoğraf  ve özellikle yerlileri tarafından yazılmış öyküler var ise bekliyoruz denildi. Duyuruyu yaptıktan sonra ilgilenenler oldu. Bizim istediğimiz sadece bu işi biz yapalım  değil. Biz istiyoruz ki kuzguncukta insanların iş üretmeleri, insanların gönül rahatlığıyla bu gruba katılıp fikirlerin olgunlaşabileceği bir ortam yaratmaya çalışıyoruz. O yüzden katılıma açıktır.  bostan.kamusal.sanat@gmail.com a mail gönderebilir katılmak isteyenler.

DİGER FORUMLARDAN HABERLER : Kuzguncuktan Biri : Daha önce doğancılar ve icadiye forumlarında bulunan katılımcımız, deneyimlerini aktardı. Yerel konuların ağırlıkta olduğundan bahsetti, okulları imam hatibe dönüştürme çalışmaları ve yeşil alanların katledilmesiyle ilgili bilgiler verdi. Üsküdar’daki diğer forumlara izleyici gönderilmesini önerdi. Karşılıklı forum alışverişi olmalı.

Kuzguncuktan Biri : Ramazanda iftar sonrası insanları dışarı çıkartmak herkesin isteği, bu anlamda icadiye forumunda , birlikte sokaklar arasında  yürüyüş kararı alındığını bildirdi.


Kuzguncuktan Biri : Kuzguncukta kurulan bostana destek istendi, sarıyerden bir arkadaş taşıyabildiği kadar gübre getirmiş, suyumuz var , elektrik  biraz sorun. Çevremizde bu konuda yardım edecekler var ise bostana hertürlü destek için duyuralım .

Kuzguncuktan Biri : Beylerbeyi’nin stadına yapılan yazılama hakkında bilgi verildi. Spor kulüplerinin bağımsız olması gerektiğinden bahsedildi.
Kuzguncuktan Biri : 2007 yılında , iki tane vatandaşımız AHİM’e gaz dolayısıyla başvurmuşlar  ve ceza verildi. Emsal teşkil edeceğini düşünüyorum. Devletin bu konularda yeterli araştırma yapılmadığını konun Ahim’de sonuçlandığını görüyoruz.
Kuzguncuktan Biri : Ben İTÜ’lüyüm , itüde mezuniyet töreninde 100 kişi taslı sopalı mezunlara saldırdılar. İtüde bu konuda ciddi bir  protesto da oldu .
Kuzguncuktan Biri : Kanuni hakkımıza ilişkin bazı açıklamaları var, bunların bir şekilde açık olarak yazması gerekli. Diren kuzguncuk sayfasında da yayınlanabilir . 5 maddenin herkese paylaşılması gibi.

Bu konu bir sonraki forumda haklarımız var başlığı altında , hukukçu bir arkadaşımızın bilgilendirilmesi ile sunulacak.

Kuzguncuktan Biri : biz cumartesi günü toplanırken, avukatların bir kararın fotokobisini çıkararak bize verdiler. Polis herhangi bir basın açıklaması yapamazsınız,cünkü bize müracat edemezsiniz dedi. Milletvekilleri valiyi aradı, valiyle görüşülürken hiçbir müdahale olmadı, vali geri dönüleceğini açıkladı. Vali ben size dönücem dedi 1 dk bile geçmeden , toma su sıkmaya başladı , o sırada bir çok kişi göz altına alındı.
Sorgusuz sualsiz vatana götürüldü,  ilk önce adli tıpa götürülmedi.  Bayrak satan 5 cocuğu olan bir abimiz de , bir sürü kişi de hiçbir suçları yokken içeri alındılar.

Kuzguncuktan Biri :Alican zaten göğüs hastasıydı ve ağrısından duramıyordu, hukuk öğrencisi , o adam içerde ve metriste. Bayrak satan abimiz yardıma muhtaç durumda.

Kuzguncuktan Biri : ilk kez geliyorum, kuzguncukta yaşıyorum,diger forum gündemlerden öte  bu  yaşananlar çok daha feci. 1, 5 ay öncesine kadar umutsuzluğa gömülmüştük , kızım 18 yaşında ve taksime gidiyor, tutamıyorum. Bunları hiç hayal edemezdik. Bu yapılanlar edilenler karşısında çok kıymetli bir süreçteyiz, bunu da çok iyi kullanmak lazım.  Taksim olayları anormal bir potada herkesi topladı. Dolayısıyla ivmenin düşmesinden korkanlardanım. Bunu çoğaltmak lazım.  Elinde palayla adam dışarıda, bu toplantıların içeriği gündeme yoğunlaşmalı

Kuzguncuktan Biri : Dün ben gezi açılışa katılanlardanım, herkes gelemezmiş, gelenler çocukların salıncakta sallanmasını engelliyormuş diyorlar. Ben gittiğimde salıncakların etrafında herhalde 30 polis vardı ama çocuk yoktu. İnsanlar toplanmaya başladılar, 7 ye doğru, hiç kimse müdahale düşünmüyordu. Sonra kordonlar oluşmaya başladı, sonra pasaportlu geçiş gibi geçiş noktaları oluşturulmaya başlandı.  8 de sonra müdahaleler başladı. Tomalarla su sıkmaya başladılar. Bugün yine açıldı gezi parkı,gelen yine geldi.  protestolar var yine. İftarda müdahale olamıyor tabi.

Kuzguncuktan Biri :Ben de açılıştaydım yani açılayamandaydık , ben güvenmediğim için hazırlıklı gitmiştim. Misafirlikten misafirliğe giderken bile ne olur ne olmaz diye taşıyoruz. 82 anayasısını savunur olduk, 82 anayasasındaki maddeleri bari uygulasınlar diyoruz.  Dün daha da ileri gidip taksim dayanışmasının temsilcilerini birebir gözaltına aldılar ve gece de evlerine baskın yaptılar. Bu aslında bir yerde devletin bir mesajıydı. Devlet hala bir sürtüşme arıyor, bugün ramazanın ilk günü olmasaydı biz yüksek ihtimalle bugün forumda değil de taksimde olurduk. Acaba taksim dayanışması cok mu abartıyor, amacından saptı mı eylemler falan diye tartışmalar oluyor, bence tam tersi, taksim dayanışması devletin gerçek yüzünü sürekli ön plana koyuyor. Bu hareketin bir şekilde sıcak kalması lazım.

Kuzguncuktan Biri : Şu an bizi taksimde istemelerinin sebebi taksimin manhattan’e dönüştürülüp, sadece parası olanın veya hakkı yeten insanlara açılmasıdır. Galiba istenen budur.

Kuzguncuktan Biri : Ben avukatım, olması gerekenlerle ilgili , tutukluluk göz altılarıyla ilgili ve haklarımızla ilgili ,biraz bilgi verip yarın bunu detaylandırabilirim. 

Kuzguncuktan Biri : Benim haklarım nedir, böyle bir duruma maruz kalırsam, ben telefon edebilme gibi bir hakkım var mı.
Kuzguncuktan Biri: Ankara Barosu bir kılavuz hazırla paylaşabiliriz. .
Bir sonraki forumda konu başlığı olarak devam edilecek.

Kuzguncuktan Biri : Bu foruma 3. Defa katılıyorum, burada konuşulan herkese ve her şeye sonuna kadar hak veriyorum. Kendimce aşamadığım bir şey var, aklımızdan , kalbimizden ,vicdanımızdan, insanlığımızdan başka hiçbir şey yok. Bu konuda çok yalnızız. Başka da kaybedecek hiçbir şeyimiz yok. Kalbimiz cok acıyor , bu gezi olayları başladığından beri kalbim hepsine ayrı ayrı acıyor, ağıt yakıyor.  Bu ülkenin yasaları bizler için bir şey söylemiyor, istediğimiz kadar a maddesi, b maddesi ,c maddesi diyelim, bizim imdadımıza yetişmiyor. Bu ülkenin vicdanını, bu ülkenin ahlakını, bu ülkenin değerlerini bitirmişlerdir. Bütün çabaları budur. Oradan bir vicdan bir şey beklemeyin. Yalanla besleniyorlar ve yok etmeye çalışıyorlar. Bir şey beni ağlatmıştır, Mustafa balbayın bir yaşında oğlu alt bezini karısı değiştirdiğinde ben bunu hücreme götürmek istiyorum demiştir, ve gardiyanlar müsaade etmemiştir, onun kokusunu alacak. Biz hangi hukuktan, hangi adaletten, hangi yasadan dem vurabiliriz
ki .

Kuzguncuktan Biri : Olayı sıcak tutma konusuna katılıyorum, hatta daha fazlasını istiyorum. Antikapitalist Müslümanlar bugün yeryüzü sofralarını kurdu , o olaya nasıl katkıda bulunabiliriz onu düşünelim. 29 gün daha devam etsin.. neler yapabiliriz.

Kuzguncuktan Biri : hiç bu kadar ötekileştirilmedik. Önümüzde yerel seçimler var , yine çok oy alacaklar ama demokrasi azın hakkını korumaktır. Yılgınlığın, bezginliğin artık dibe vurduğu bir zamanda bunları korkunç kıymetli buluyorum. 1,5 ay önce biz bunu hayal edemezdik. Ben umutsuzluktan bıktım, burada olmayı burada sizlerle olmayı, bunun daha da artmasını çok iyi bir şey olarak görüyorum. Yılgınlık yok.

Kuzguncuktan Biri : Cumartesi günü taksime gitmek üzere kadıköyden vapura bindik, vapurda karaköyde iner inmez taksime yürüyüşe geçer geçmez hemen arkamızdan 3 adet ses bombası atıldı, yokuşun başında. Biz daha ne olduğunu anlamadık, herkes korktu yukarı doğru kaçmaya başladı, yanımızda turistler çocuklar yaşlılar herkes vardı. Evlerden bir tanesinden gaz bombası atıldı. Herkes dağıldı, aşağıda da polis bekliyor. Herkes bireysel olarak taksime ulaşmanın yollarını denedi, ben kendi adıma kabataştan firuzağaya geçtim, Firuzağada polis saldırdı,gaz bombaları, tanımadığım insanlarla cafeye sığındık, sonra cafeleri basmaya ve maske gözlüklüleri  almaya başladılar . biz ordan da çıktık yanımda 2 kadın , 1 turist kadın ve çocuğu ile firuzağadan inerken tophaneye doğru 100 kişilik bir ekip başbakanın adıyla sloganla yukarı doğru çıkıyordu , yanımızda 1 kişiyi linç ettiler , arkadaşlar ne yapıyorsunuz yapmayın böyle şeyler diyen birini, ve hiçbirşey yapamadık.  Görüntü almaya çalışan beni yürü git diye tehdit ettiler, aşağıya doğru inerken sözlü tacize uğradık.

Kuzguncuktan Biri : Dün vali konuşmasında, halkan destek istedi, esnaftan destek istedi bu bir zayfılık gösterisiydi. Aynı zamanda polisin kendi içlerinde yayınladıkları yerlerde özeleştiriye geçtiler. Kendi yeminlerini yüksek sesle söylediler. Ben bunu bir özeleştiri olarak görüyorum. Ben öyle yorumladım.
Kuzguncuktan Biri : Beyoğlu esnaflarından dü biz gezicilerden değil, polisin gazlardan bıktık valinin dedikleri doğru değil şeklinde bir şey yayınlandı.
Kuzguncuktan Biri : Polislerin yaklaşık 15-20 tanesinden şu cümleyi net birşekilde duydum, insanım bana polis gözüyle bakmayın, ben görevimi yapıyorum, biliyorum itaat etme durumum yok ama ben burada ekmek parası kazanıyorum. Kızmayın ama onlar da vahim durumda, onlar da insan.

Kuzguncuktan Biri : Şu argüman bizleri tatmin etmemeli, ekmek parası için bu işleri yaptıklarını söyleyen bir arkadaşların, arabalarına kapattıkları kız arkadaşlarımızı, annelerimizi kardeşlerimizi mütecaviz durumlara sokmalarına biz ne diyeceğiz.  Bu argüman ya da bu savunma biçiminin hiç yaşadığımız bu reel hayatla ilişkisi olduğunu düşünmüyorum. Bugün 270.000 emniyet çalışanımız var, bu yıl 520 bin olacak , türk ordusunun toplamı 600.000 burdan bir şey çıkarmamız lazım. Bir geri adımın olacağını asla ve asla düşünmüyorum. Vicdanı olmanın geri adımı olmaz ve insanlığı olmaz.

Kuzguncuktan Biri : Polise karşı hiçbir güvenim yoktur, çok arkadaşımız işkence gördü, bir çok kadın arkadaşımız tekmelendi. Bu ekmek parasını kazanıyoruz dedikten sonra , gözaltında yapılan taciz ve işkenceyi biliyoruz. Darbe anayasasını bile uygulamayan yeri geldiğinde her türlü faşizanlığı uygulayan devletin , bu yasalarını korumak, hakimiyetini gütmek için de parayla tuttuğu kişiler bunlar. Akp geldi 10 senedir başımızda, fakat bu ülkede daha öncede de faşizan uygulamalar yapıldı, devletin kendi bir yapısı var. Ben 89 doğumluyum, ama 90larda bilinir 17.000 tane faili meçhul oldu. Cumartesi anneleri eylemi vardır. Gözaltında kayıplar vardı. Şu an gözaltında kaybedemiyorlar, uzun tutuklamalar var. Devletin böyle bir yapısı var bu yüzden de söylemlerimizde karşı tarafı elimizden geldiğince meşrulaştırmaya çalışmayalım, karşımızda faşizm var bu kadar net.

Kuzguncuktan Biri : Gücü yalancı basından alıyorlar, bunun karşısında bizim seslerimizi dile getiren bazı medya kuruluşları var. Bunlardan başka bizim düşüncelerimizi kamu oyu olarak sunan yok digerleri bildiğimiz kanallar. Biz bu kanalları korumalıyız, bir güç var kendi başına oldu. Bir tgb olayı var. Böyle bir güç var. Böyle bir gücü de yönetim karşısına alıyor bunlar bizim karşımızdaki güç diyor. Biz demekki önyargılarımızdan ayrılıp nedir bunlar diye araştırıp öğrenelim.

Kuzguncuktan Biri : Forumumuzun başında belirtilmesi unutuldu sanırım, burada hep söylediğimiz bir şey var kesinlikle parti isimleri kullanmıyoruz, hepimiz farklı partilere dahil olabiliriz burada. Emin olun buradan 10 örgüt çıkar. Farklı görüşleri bir araya getirip, karşılıklı beraber ortak paydada buluşmak hedefimiz. Burada amacımız benim sizi kendi örgütüme çekmek, sizin başka bir örgüte beni çekiyor olmanız değil, burada biraradalığımız üzerinden devam edicez, her zaman söyledik, gezi ruhu zaten böyle bir şey.Gezi sürecinde herkes komple gidip bir partiye üye olacak ve her şey çözülecek diye bir şey yok , böyle bir şey olsaydı zaten bu günlere gelmezdik.

Kuzguncuktan Biri : Ben biraz neler yapabiliriz ondan bahsetmek istiyorum, internet kullanabilen arkadaşlar için olacak. Genellikle bir dezenformasyon söz konusu, karşı görüşlü arkadaşlar kendilerini cok büyük bir şekilde kafalarını kuma gömebiliyorlar. Alice harikalar diyarlarından çıkarmamız gerekiyor insanları, İMF borcu ödendi bazı şeyler döndü , bir cebimizden alıp diğer cebimize koymuşuz borcu haberimiz yok . Evimizden çıkmamız gerekiyor. Gri alan dediğimiz gazeteler var, yüksek tirajlı. Bu gazetelerinin haber siteleri var ve altında yorum kısımları var, yorum kısımlarına lütfen yorum yapalım. Buralara üye olup , yorum yapalım.

Kuzguncuktan Biri : İmparatorluk sonrası kurulan bir devlet olmasından ötürü biz aslında büyüktük, garip bir psikolojik dururumuz var. Bu konuda da biz daha da büyüyebiliriz, devletimiz iyi olsun, devletimiz şöyle olsun gibi bir tutum da var. Öncelikle kendimize bi bakmak lazım, ben ötekiler için ne istiyorum, kendim için ne istiyorum. Talep kelimesi bence burada önemli. Şu andan itibaren de etmeye başladık. Talep etmeliyiz. Hukukcu arkadaşa da biraz önce söyledim , bizim haklarımız ne , talep etmeye başladık. Onlardan daha önceden bir şey talep etmiyorduk. Daha yükseltmek lazım bu talebi..

Kuzguncuktan Biri: iki senedir kuzguncuktayım, hollandadan geldim. İlk geldiğimde türkiyede beni en çok şaşırtan şey %10 barajınız var burada, %10 baraj olan bir devlette demokrasi imkansız  bir şey, bu örnekle ilgili tam olarak araştırmadım ama hollandaya baktığımda,1 milletvekili  231 tane oy aldığı zaman 1 sandalye oluyor, gerçek demokrasi dediğimiz zaten yok burada. En büyük sorun bence türkiyede %10 barajdır. Hollandada hayvanlar partisi vardır 3 tane milletvekili vardır , 600.000 oy almışlardır hayvanların haklarını koruyorlar. Demek ki böyle bir parti imkansız türkiyede. %10 baraj kalkmalı.

Kuzguncuktan Biri: Bu kadar bağımsız adayla grup kurulabiliyorsa %10 baraj yavaş yavaş kalkıyor demektir, halkımız bunun caresini bulmuş.

Kuzguncuktan Biri: Ben yeryüzü sofrasına 1 pide ve ayranla gittim, sofralar çok güzeldi, galatasaraydan başladı taksim toma’nın önüne kadar.  Tomanın önünden sofraları devam ettirmek istediler ama polis izin vermedi. Gezi parkının bir tarafında da belediyenin iftarı vardı. Sofralarımız çok güzeldi. Saraydan biri çıkıp size tatlı verebilir miyiz dedi, saraydan geliyor diye kimse istemedi, sonra saray daki cocuk iftardan sonra tekrar geldi, ya ben size çay tatlı vereyim mi  dedi, bunlar benden saraydan değil dedi. Çayı aldık. 

Kuzguncuk bostanı ile ilgili bir eylem listesi hazırlanmıştı, o paylaşıldı. Halk nasıl direndi ayrıntılı paylaşıldı.
Yedikule bostanıyla ilgili bilgi paylaşımı yapıldı.
3. köprü eylemiyle ilgili bilgi paylaşımı yapıldı.
Yeryüzü sofrasıyla ilgili bilgi paylaşımı yapıldı.  

Çapul Tv, nin gerçekleştirdiği , çapulcular meydanına katılımcı olarak giden arkadaşımızdan duyurular aktarıldı.
Yeryüzü sofralarına katılım gösteren arkadaşlar  deneyimlerini aktardı.

Takas, armağan çemberleri ve ekolojik konularda  bilgilendirmeler ve deneyimlerinin aktarımı için SEDA bir sonraki forumumuzda bizlerle olacağı kararlaştırıldı.   

Boykot hakkında boykotlistesi.com sitesi önerildi.  

Mahalle iletişim grubu ilk toplantısını yaptı, görüşler, öneriler forumla paylaşıldı. Amaç sosyal medyadan sadece yapılan duyuruları mahallelerde de duyurmak. Önümüzdeki hafta, sinema gösterimi önerildi. Kabul edildi. Mahalle iletişimi grup içinde çalışma yaparak bir sonraki forumda paylaşacak.