Etiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Etiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Temmuz 2013 Pazartesi

Etiler Forum Notları (4 Temmuz)

4 Temmuz 2013 Etiler Forum toplantısı.
Misafir konuşmacı: Cem Gürsel AKP’nin son 10 yılkı ekonomi politikası hakkında konuşacak.
Ekonomi, işletme öğrencileri ve boğaziçi ekonomi akademisyenleri hazırladı. Dünya bankası, istatistik kuruluşu ve imf datalarını kullandık.
Genelde gezi direnişi çıktığından beri akp’nin her zaman söylediği şey, biz ekonomiyi düzelttik, bu yüzden bize saldırmaya çalışıyorlar gibi bir tutumu vardı. Biz de 2002’den beri neler oldu, 1960’tan beri gelen datalarla karşılaştırdık. Genelde bu yanılgı, ve bu yanılgı nasıl yaratıldı onun üzerine konuşacağım.
Gayrisafi Yurtiçi Hasıla’nın yükselmesi ve gelir dağılımının eşitlenmesi konusuna çok odaklandılar. Yani en fakirle en zengin arasındaki gelir dağılımı birbirine yakınlaşmaya başladı dediler.
Dünyada 2001’de çıkan bir kriz var 2009’da amerikada çıkan bir kriz var. Bu noktada pek çok ülkede keskin bir düşüş var. AKP’nin geldiği 2002 yılı, 2001 krizinden sonraki yıldır. Her zaman krizden sonra yukarı doğru bir trend görüyoruz. Bu bir şans. Bir de Kemal Derviş sözkonusu. 2001’de banka özelleştirmeleri ile Kemal Derviş türkiye ekonomisin çok daha yüzer bir hale getirdi. Dünyadaki ekonomi iyiye giderse, türkiyede de iyiye gider. Yani neo-liberal bir ekonomi politikası yapılıyor. Bu bankaların özelleştirilmesi ile oldu.
Kemal Derviş yurtdışına giderek AKP’nin danışmanı olarak devam etti.
Evet, GSYH arttı, fakirle zengin arasındaki fark azaldı, fakat gerçekten neler oldu. Çünkü ekonomiyi sadece rakamlara bakarak yorumlamak doğru değil. Çevremizdekilere bakalım. Benim gördüğüm, herkesin çalışma saatleri artıyor, koşullar kötüleşiyor, evet kazandığımız para artıyor, ama alabileceğimiz şeyler artıyor mu.
2001’de banka özelleştirmesi ile bankaların %40/50’si yabancı firmaya satıldı. 5 milyar dolarlık bir banka var, ben bunun 2,5 milyarlık kısmını 4 milyar dolara satın alıyorum. Bu bankanın ederini yükseltiyor ve borsayı şişiriyor. Bu giren sıcak para, 2001 ve 2009 krizinden sonra amerika ve avrupa sürekli ekonomileri batan ülkelere sıcak para basmaya başladı. Yabancı  firmalar türkiyeden bu parayla banka aldı, bu paraların hepsi ihtiyaç  kredilerine, özel sektör kredilerine dönüştü. Biz kredi ve kredi kartı kullanıyoruz, daha fazla kullanıyoruz. Devlet verilen kredilerden vergi alıyor. Ben kredilerimin faizlerini ödüyorum, ama o para yurt içinde kalmıyor, yurtdışına gidiyor. Olan şey, aslında Türkiye’ye giren paradan çok daha fazlasını harcamaktayız. AKP geldiğinden beri cari açığımız, 3 katına çıktı. (Türkiye’ye giren ve çıkan para). Şu an cari açığımız 350 milyar dollar. Türkiye olarak kazandığımızdan daha fazlasına harcıyoruz. Nereye? Kentsen dönüşüme harcıyoruz. Inşaatta inanılmaz bir rant var. Inşaat sektörüne giren para, yatırıma dönüşüyor.
Sadece bankalar özelleştirilmedi türkiye’de, türkiyenin çok daha para kazanan pek çok şey özelleştirildi. Demir çelik fabrikaları, çimento fabrikaları. Yani inşaat sektörüne hizmet eden pek çok firma satılarak kısa surely kar edildi, sonra buraya gelen
Imf’ye 5 milyar dollar ödendi, fakat bizim hala pek çok borcumuz var, ve bunlar büyümeye devam ediyor. Ve cari açığımız arttıkça bud a büyümeye devam edecek.

Kısacası devlet kendi borcunu, halkına ve özel sektöre geçirdi. Kendi elindekini sattı, kısa vadede para kazandı, ve biz kredierle hak olarak bu borcu üstlendik.
Inşaat sektörü orta vadeli bir sektördür. Kısa sürede hızlı patlama yaratır ve ekonomiyi hızlandırsa da, ekonomi iyi gidiyor dedirtse de, ev bittikten sonra o üretim bitti, o harcadığımız para hiçbir işe yaramayacak. Biz yine bankadan kredileri alacağız, yine bu paraları yabancı firmalara döneceğiz.
Bunun dışında nişaatta daha inşaat bir sıkıntı  daha var. Insanlar eve barınak olarak değil yatırım olarak da bakmaya başlıyor. Bunda bir sıkıntı yok, fakat inşaat sektörü  sürekli patladığında, bu evlerin değeri bir anda düşecek. Bizim daha önceden yüksek fyiatlarla aldığımız evleri çok daha düşü  fiyata satmak durumunda kalacağız. Biz sahip olmadığımız paraylal özellikle ev yatırımlarını bir sürelik durdurmak gerekiyor.
Inşaat sektöründen sonra AKP’nin üzerinde durduğu ikinci bir konu var: Turizm.
Ben antalyalıyım, turizm dedikleri, orada otel sahibi dışında altta çalışana hiçbir şey kazandırmayan bir system. Biz çok fazla özelleştirme yapıyoruz, bunlarla borçlarımızı  kapatıp bi kısmıyla yatırım yapıyoruz. Bunlar uzun vadede sürdürülebilir yatırımlar değil. Nedir? Inşaat ve turizm yatırımları. Turizmden anladıkları, otel yapmak.
10 yılda 40 milyar dolarlık gelir oldu. Ama neleri özelleştirdik ona bakmak lazım. Mesela türk telecom’u özelleştirdik.
2010’da türk telecom’un getirdiği kazanç  2,5 milyar dollar kazandı, %40’ı suudi arabistanlara 6,5 milyar dolara satıldı. Yani 5-10 yılda kendini döndürecek. Bu kadar üyük bir yatırmıda çok hızlı döndü. Bu kadar büyük bir gelir yurt içinde kalmalıydı.
Çimento fabrikaları fransaya
Çelik ingiltereye
Şu anda limanların hepsi (15 limanımızın 6’sı  özelleştirildi).
Kısacası akparti ekonomisine baktığımızda, ponzi game diye birşey var. Tefeciden borç alıyor, başka bir tefeciden borç alıyor, bu ponzi en son kendini kanadalı  bir hapishanede buluyor. Biz biraz bu durumdayız.

Kısacası, ekonomi iyiye gidiyor diyenlere kısaca açıklamaya çalıştım.
Borçlar ödendi: 5 milyar ödendi, 175 milyar dollar daha borç var, ve artmaya devam ediyor.
GSMH artsın diye herşeyimizi satıyoruz ve özelleştirdik. Bankadan tutun inşaat sektörüne kadar. Paranın artıyor olması  undandır. Çalışma şartları da iyileşmiyor. Beyaz yaka artık mavi aka olmuştur. Çalışma saatleri olsun, ücretler olsun, iyileşmiyor.
Borsa düşüyor deniyor, harekette 80 puandan 70 puana düştü deniyor. Öncelikle, borsa şu anda şişkin halde. Özelleştirilme yapıldığı zaman normal ederinden daha fazla para verirsin ve oşirketin varlığı daha büyük görünür. Borsa bir algı yönetimidir. Bizim paamız var, üzerine yatırım yapıyoruz diyince, bu borsayı yükseltir. Borsa yükselince, spekülatörler devreye girer.
Türkiye’ye gelen paranın hepsini yatııma harcıyoruz, kazandığımızdan daha fazla yatırıma harcıyoruz, bu şu demektir: borsa şişiktir. Bu gayet normal bir trend.
Son olarak kişisel tavsiyem: şu anda bankalar üzerinden zaten bu ekonomi oyunu oynandığı için, biraz daha dikkatli olalım, sahip olduğumuz parayı harcamaya çalışalım. Mümkünse ihtiyaç kredisi almayalım. Birşeyler satın almaya ve tüketmeye çalışmayın. Takas marketi çok destekliyorum.
Soru: Devletin bazı harcamaları vary a, 10 yılda. Ve kendi istatistiklerinde 600 milyar dollar gibi bir açık vermiş gözüküyorlar. Bu para nereye gitti? Tam olarak nereye gitti, ben onu bulamadım.
Cevap: Türk istatistik kurumlarının verilerine biz çok güvenmiyoruz, daha çok dünya bankası ve imf datalarından baktık. Çünkü istatistik kurumunun verileri hep sabunlanmış oluyor. Ama şöyle birşey var, paralar kaybolabiliyor. Ama ben bir araştırayım, size bilgi veririm. Şunu biliyorum, mesela inşaat konusunda rantlar sağlanırken, oraya gidecek kaldırım, yol ve inşaatın verileceği firma da kendi yandaş firmaları oluyor. Inşat firmaları yeşil sermaye. Benim de babam makina mühendisi ve inşaat sektöründe çalışıyor, onlar ihale verirken sürekli  bir bahşiş alınıyor. Kısacası kentsel dönüşümde firmanın yaptığı paraya devlet de teşvik veriyor.
Soru: Paraların nereden gleip nereye gittiğini hepimiz bilmeliyiz. Özelleştirilen tüm praların veya dışarıdan gelen tüm paraların. Başbakanın oğlunun bir gemisi vardı, ikinci gemisi oldu, uçağı oldu. Hiç sormaya gerek yok, bu paraların nereye gittiği bellidir.
Cevap: POS makinesi de oğlunun.
Bu AKP’Ye özel bir konu değil, 80 sonrası  tüm hükümetlerde bu böyle.
Kesinlikle katılıyorum.
Sayıştayın yetkileri neden budandı ona bakmak lazım. Nerede olduğunu bulamayabiliriz, ama niye bulamadığımızı  anlayabiliriz. Sayıştay çok önemli bi kurum ama yetkileri budandı.
Soru: dünyanın ekonomisi yavaş yavaş  düeldikçe türkiyeye gelen sıcak para artık ufak ufak gidecek.
Cevap: Şu anda bir refah çağındayız çnükü  refah çağındayız çünkü 2009 krizinden çıktık. Fakat liberal ekonomideyi ve bütün kapılarımız açık, bu para gidebilir. Politik kısmına girecek oluruz, tayyip erdoğan nereden isterse bahane buluyor. Poitika tamamiyle bir algı yönetimi, biz de onun bir bahanesi olabiliriz.

Inşaat sektörü bir yatırım değil, tüketim sektörüdür. Bir baraj inşaatı değildir.

Soru: Kişi başına düşen milli gelirin artması  ve alım gücü arasındaki ilişki, ve bizlere açıklanan enflasyon rakamlarıyla ilişkilerini açıklayabilir misiniz? Enflasyon rakamı  gerçekten milli gelirin tüketime yansıyan kısmını açıklayan bir rakam mıdır?
Cevap: GSYH’nın enteresan bir kısmı şu: ya genelde totelden bakılıyor, zaten özelleştirmeler üzerinden yükseldi. Diğer durum da kişiler üzerinden bakılıyor. Bizim ekonomi hocamız da dedi ki, aileler üzerinden baksak (haneler) durumun ne olduğu ortaya çıkar. Böyle bakınca durum çok vahim. AKP’nin şimdiye kadar olan hükümetlere gore çok daha iyi politikası  oldu. Sıcak para akarken enflasyonu control edebildi. Ekonomide büyüme diyoruz ama işsizliğin düşmesi lazım. Bizde ekonomi büyüyor ama işsizlik azalmıyor.
Jinny katsayısı diye bir katsayı var, en zenginle fakir arasındaki gelir eşitliğini hesaplayan, 0’la 1 arasında bir rakam. Bunun hesaplanması akp zamanında değişti ve tüm ülkelerde düştü. Krizlerden sonra da düşer. Akp bunu kendi üzerine maletti.
Soru: Ben izmirde beymen mağazasında çalışıyordum. Bzim portföyümüz son 2 senedir diyanet işleri çalışanları  oldu. Biz kota usulü çalışıyoruz. 5-6 tane karataş imamı  geldi. Çok ciddi bir alışveriş yaptılar. O gün kartları  yetmedi. O gün 6 tane kart çıkarttı, ve kendisine ait olmayan kartlar. Diyanet vakfının bize vermediklerini onlara veriyorlar.
  • Redhackin rakamlarında egemen bağışın devlet büyüklerine verdikleri hediyeler. Ben de onları merak ediyorum.
  • Enflasyonu sahipleme konusunda bu hükümetin daha başarılı olduğunu söylediniz. Merkez bankasının bir hedefi vardır. Son 5-6 yıldır bu hdef tutturulmamıştır, hedefin üzerinde gittik. Bu ancak işsizlik düşerken kabul edilebilir. Ama bizde işsizlik de düşmedi.
Soru: Biz birey olarak neler yapabiliriz?
Cevap: tabii karşılıklı konuşabiliriz. Insanların tüketim konusunda bilinçlenmesi, kredilerini geri ödemeleri gerektiğini anlamaı gerekiyor. Bizim en büyük sorumluluğumuz tanıştığımız insanlara bunu anlatmak.
Takas marketler oluşuyor. Daha az tüketmek için böyle adımlar atmalıyız. Mahalleden ilçeye çıkarak büyüyeceğiz.
  • AVM’lerin lükümet için öneminden konuşmak istiyorum. Neden bu kadar önemli? Az once 600 milyar dolarlık para nerye gitti diye bir soru sordunuz. Bir avm’nin yatırım maliyeti yaklaşık 100-150 milyor euro. Bununla 1500-2000 kişiye istihdam sağlayabilirsiniz. Dönüp 1500-2000 kişiye istihdam sağlayacak birşey yapalım deseniz, çok daha büyük yatırımlar gerekiyor. Avm’ler ile çok ucuza istihdam sağlayıp işsizlik rakamlarını düzeltiyorlar.
  • Çok güzel bir ulufe alanı. Eş-dost akraba herkse mağazaları dağıtabilirsiniz. Ben bir avm yöneticisiyim, ondan evvel de çapulcuyum. 15 avm yönetiminden sorumluyum. Bunlar perde olarak ciddi olarak duruyor. Arka tarafta oynanan oyun çok farklı. Ben bir çapulcu olarak her türlü eylemi desteklerim. Ama orada da bir istihdam var.
  • Şu an zaten surada olmuş birşeyi satın alma üzerine yapılan bir yatırım var. (istihdam yaratıcı birşey değil) para üzerinden para kazanmaya yönelik bir yatırımdır ve uzun vadede getirisi yoktur. Ama kısa vadede para arttırır.
  • Tamamiyle takas ekonomisine dönmenin gerçekçi olduğunu düşünüyor musunuz? Tüm dünya kapitalist ekonomisiyle dönüyor. Tüm türkiye takas ekonomisine dönse, 1980’den sonra kapitalizme bağlanmış bir ülke, etrafındaki tüm ülkeler böyleyken gerçekten yaşayabileceğini düşünüyor musunuz?
  • Biraz para hakkında konuşalım. Para, zaten takas ekonomisinde değer temsilidir. Ve şu anda bu para dediğimiz şey nasıl elde ediliyor? Dünyayı tüketiyoruz, bunun karşılığında bir paraya sahip oluyoruz. Aslında düşünerek olursak 100 yıl önceki 100 dolar olsun, 100 sterlin olsun, çok değerliydi. Para değer kaybediyor. Kısacası oyun, kim daha yavaş değer kaybediyor. Ben şahsen reformistim, bu şeylerin adım adım olacağını , organik olacağını düşünüyorum. Takas marketi sokağımda bbaşlatmak istiyorum. Ben hisarüstünde oturuyorum, bizim sokağımızda bu yıllardır zaten devam ediyor. Bunun genişleyebileceğine inanıyorum. Ama adım adım, görücez bakalım. Ama bunu yapmadıktan sonra geleceğimiz önümüzde dünya tükenecek, bizim elimizde kağıt paralar olacak. Takas ekonomisi değil, daha kapalı ekonomilere geçebiliriz.
  • Soru: ben bir işverenim. Kriz olduğunda işveren ya maliyetini düşürür ve krizi atlatır, ya dab en şu an toparlayayım, inovatif şekilde satışlarımı artırayım. Biz herşeyi üretemeyiz. Biz ilacı üretemiyoruz, GPS’i üretemiyoruz, biz o noktaya gelene kadar hayatta birçok şeyden mahrum kalırız, ben bunu bir kayıp olarak görüyorum.
  • Cevap: bence sorun hangi ekonomiye yöneldiğimize değil, hangi insanlıkta olduğumuzla alakalı. Zaten ekonomi de şu anda bu kadar rant mantıklı olmasaydı, biz de bu durumda olmazdık.
  • Soru: Kentli fakirlerle ilgili. 2002’de 2013’ekadar 10 sene. Asgari ücret olsun, kentli fakirler olsun, satın alma gücünün nekadar ilerlediğine dair bir bilgi var mı? Kredi kartına dadananlar genelde beyaz yakalılar. Burada herkes beyaz yakalılar.
  • Cevap: araştırıp söyleeceğm.
  • Ben alışveriş çok seviyorum. Çok şükür kazanıyorum, mezara götürmeye niyetim de yok. Ben harcamayalımdan ziyade, harcadığım paranın nereye gittiğini bilmem lazım. Benim para kazanabilmem için, birilerinin de harcaması gerekiyor. Ben satışçıyım. Ben paranın çevrilmei gerektiğini düşünüyorum. Bir de yatırım yapalım dedik, yapılan yatırımın da dönmesi gerekiyor, nereye yatırım yapalım. Üretime yönelik yatırım yapıyor olmamız lazım. Alışveriş yapıyor olmamız lazım, ama blinçli olmamız lazım. Takasa da inanıyorum. Bu yüzden paramı nereye harcayacağım konusunda önerilere ihtiyacım var.
Cevap: bn bu raporu geliştirip, parayı  kime verdiğimizde nereye gidiliyor konusunda bir araştırma yapacağım. Size katılıyorum.

Etiler Forum Notları (3 Temmuz)

3 Temmuz 2013 Etiler Forum (Sanatçılar Parkı)
  • Gazeteci gözüyle, ben şu an şu saatte beynimle Mısır’dayım. Mısır’dan girmek istiyorum. Çünkü bu kez bizi doğrudan doğruya pek çok boyutuyla etkileyeceğini düşünüyorum. Arap baharı sürecinde bizim açımızdan farklı bir durum vardı. Biz demokrasiyi yaşayan laik bir devlet olarak, islam dünyasındaki kitlelerin sokağa çıkarak düzeni değiştirme çabalarını, bizim gerimizden gelen bir gelşime gibi görüyorduk. Bizim de dünyanın da algısı böyleydi. O yüzden sonuçları bize yansısa da, bir şekilde bundan sıyrılmak daha kolaydı. Ama bu kez, bugün yaşadığımız olaylarda, zaten arap baharlarının çok çabuk düş kırıklığını dönüşmesi sonrası yaşanan olaylardaki sonuçlarıyla bize yansıyan boyutları 2 nedenle çok daha farklı. Birisi: 10 yıllık iktidar süresi boyunca iktidarımızın, siyasel islamın devreye girmesi ve dış politikaların devreye girmesi gibi bir boyut vardı. Zengin kuzey dünyası diyelim, simgesel amerikanın birinci derecede gücü ve kabaca emperyalizm güç odaklı diyelim, onların tek kutuplu dünya sürecinde, aydınlanma, çevre korunması, hukuk devleti düzenine ilişkin duyarszlıkların sürecinde, insanların yaşadığı sosyal damping soreci. 70-80-90 ve 20000’lerde insanlık adına bir geriye gidiş görüldü. Gelişmiş ülkelerin teorisyenlerine gore, hiç unutmuyorum birinci ırak mücadelesinde fransız bir teorisyen türkiyeye geldi ve dedi ki, artık zengin kuzey dünyasında bildiğiniz savşalar yok. Paylaşım süreçleri yoksul güney ülkelerinde ırklar ve dniler seviyesinde en altta kalmamak adına yaşanıyor. O zaman dieceksiniz ki körfezde amerika vardı, amerika havadaydı. Savaşın içinde yotu. Evet bu insanlık adına acı, ama, bunlar sitemin nefes alma süreci. Hemen arkasından sistemin ayakta kalabilmesi için, bu kez terörle savaşım adı altında o bölgelere direkt müdahele gördük. Ama asıl görmediğimiz, bu bütün yüzyılların kazanımlarının değerlerinin, standartlarının ayaklar altına alınmasıydı yani bir yalanla ırak’ın işgali yaşanıyor, bir başka yalanla Guantanamo yaşanıyor, bir bbaşka yalanla üretim ilişkilerinde geriye dönüş ve kanseri çoşturan yaaşanıyor. E bu zannedildi ki kuzey ülkelerine ulaşmıyacak. Ulaştı tabii. Amerikanın 11 eylülü mesela. Asıl görmek istmediğimiz en büyük bedeli, tüm kavramlarda karmaşa oldu. Bi bugün hepimiz bireylerin ve toplumların özgürleşmesinde kavramsal karmaşayı bilemeden yaşıyoruz. Felsefeciler, korkunç bir insanlık suçu işleniyor ve bu temel hak ve özgürlükler üzerinden işleniyor.
Bir örnek, tutsiler ve Ruanda örneği. Onlar çok masum. Bir gecede ruandada kaç kişinin ölümü, kavim ayırımı  üzerinden yaşandı. Çünkü sorun, püf noktası, anahtar tuzak, düzenin ayaklta kalması adına tuzak, ırklar dinler adına insanların birbirini kaybetmesi. Bugün mısırda iki tane meydanda yüzbinlerin çatışmadan nasıl iki meydanda toplanacak? Bunun olmasını  önleyecek kavram karmaşasını göremedik. Bizim buradaki bir araya geliş amacımız, bu ayrılıklarımızı korumak ayrı  birşey, ortak hareket etmek ayrı birşey. Ortak amaç, ortak hedefler gerektirir.
1980’li yıllarda enzo frizo diye bir sendika lideri dedi ki, bize dayatılan bu acımasız reçeteler uygulamaya devam edilirse, bırakınız bizim ülkemizde demokrasiyi, sendikal hakları, bizim ülkemizde çok yakın tarihte bizim iktidarımız kalmayacak.
Söylemeye çalıştığım şu. 80’li yıllarda bizim sendikal  demokrasi insan haklarıyla ilgili türkiye’nin hak gaspları artık uluslararası hukukların gündeminde bile değil. Çünkü onlar artık lüks. Çok çok gerilerde kuralsız bir damping sürdürme var. Hayatın her anlamında insanı odağa koymayan bir sistem var. Bunlarda bizim sisteme boyun eğmemiz ve kullanılmamızda iki tane veba mikrobumuz var. Birisi, bizim doğuştan gelen her türlü  kimliğimiz, ikincisi de sonradan inançlara bağlı olarak edindiğimiz kimliklerimiz.  Bunları toplumsal yaşamda bağlayıcı  olarak görmek, çağın vebası bu iki sorunda. Bugün mısırda yaşananların odağı bu.
Ben tito çocuğuyum, çok kültürlü bir ortamdaydım, yugoslavyada. Tito ölümüne yakın ecevite demişti ki, gelin balkanlar için ittifak yapalım, balkanlarda kan dökülmesin. Ama bu kan döküldü, ve avrupa birliği başrolü oynadı. Çünkü tek tek 2 milyoncuk devletler oldular. Çünkü avrupa birliği gelişmiş  kültürlerin çıkar ittifakıdır. Şimdi bize demokrasi diye yutturulan ve bizim de yaşadığımız travmada başrolde olan, bizim insan hakkı  olarak en doğal hakkımızın, bizi birbirimize kırdırmak için kullanılıyor olması. Insanlar faklı mezhepten insanları birbirini kesecek noktaya getirrek bu sistemi ayakta tutuyorlar.
Şimdi biz mesela 5 kişilik yönetim ekibi seçeceksek, burada kaç kişi türk, kaçı kürt. Özel nitelikleriizin ayırıştırıcı olmasına karşı durmayı öğrendik. Birlikte bir savaşım vereceksek, ortak değerlerden buluşarak olabilir. Bu bir beşiktaşı güzelleştirme, istanbulu yağmadan kurtarmak, bu ülkenin bütün vatandaşlarını gerçek demokrasi standardında yaşatmak, hangisi olusa olsun, hiçbirinde toplumsal örgütlenmede, bireysel kimliklerimizi ölçü almamamız lazım. Orada amaca yönelik ortak paydada buluşmamız gerekiyor. Ve emperyalizm bunu yapmıyor dikkat edin. Zenci obamaya tek bayrak tek din deniyor, ama bize federasyonlar,  ucu açık bir dünya sunulmuş oluyor. Bizim asıl savaşımız bu dünyaya karşı bir duruşu becerebilmektir. Biz ne yazık ki islam dünyasında da rol model olmak zorundayız. Biz yine onlar gibi mezhepler üzerinden örgütlenmeyle ilerleyebileceğimizi zannedersek, çok farklı bir noktaya geleceğiz.
3 yıl once yunanlı felsefe birliği başkanı  dedi ki, bizi yunan halkını mezhepler ırklar dinler üzerinden öyle bir noktaya getirdilerki, biz her an birbirimizi yunan, ortodok, türk olarak birbirimizi katledebiliriz. Yunanlı biri bu endişeyi taşıyorsa, bizim daha da dikkat etmemiz gerekiyor.
Soru: gezideki bu birlik duygusunu kaybetmemek için ne yapmak gerekir?
Cevap: tabii ki benim bir reçete yazmak gibi bir durumum yok. Geçmişi analiz etmek kolay, ama gelecek zor. Yaşanan her olaydan da ders çıkartmak gerekiyor. Yola çıkış ölçüüz, bütün farklılıklarımızla birlikte, her konuya yönelik ortak hedeflerden örgütlenmek.
Annemin buğdayı bol aşuresini sevmemde hiçbir sakınca yok. Ancak aşurenin buğdayı bol olur dersem bu bir dayatma olur. Bundan kaçınmak lazım.
Biz demokrasiyi deneyimledik bir şekilde. Bir biçimde tadına vardı, köyüne kadar. Oyunu verdi, suyunu aldı. Bu kazanımlar çok önemli. Bizi de faklı kılan bu. Ben taksimdeki dayanışmanın bu kazanımların sonucu olduğuna inanıyorum.
Soru: ortadoğudaki bu problemlerin, bizim islamda hıristiyanlar gibi papa gibi bir liderinin olmaması mı?
Cevap: tabii ki hıristian aleminin rönesans gibi pek çok kazanımı var. Bizde de anadolu aydınlanması var, onu da hafife almayın. Şunu da unutmamak gerekiyor, geriye gitmemek gibi bir şey de hiçbir medeniyette yok. Benim okulumda, sırplar, arnavut ve müslümanlar ilkokulda birlikte okuduysa ama sonra birbirlerini suyu zehirleyebildilerse... geriye gitmek mümkün. Dünyada da ötekiler ve biz diye travmatik bir vahşet yaşıyoruz.
Avrupa çok kültürlü bir yugoslavya istemediği için, once onları böldü parçaladı, şimdi alıyor onları avrupa birliğine.
Soru: Tito yugoslavyayı bir kuvvet altında birleştiriyor. Bugün bu durumda. O zaman o halklar barışmış mıydı, yoksa barışmış gibi mi yaşıyorlardı?
Cevap: ben bir çocuk olarak söyliyeyim, çok özgür ve refah içindeydik. Ortodoks yumurtalarını da beraber boyuyorduk, ramazanda sahura kadar birlikte de oturuyorduk. Bir özen vardı,  ırklar ve dinler açısından çatışma olmaması üzerine. Herkesin dilini sınırsız kullanma hakkı, kimliğini sınırsız (olabildiği kadar) kullanma hakkı vardı. Dahası bir anekdottur bu, tito’nun yaşlılığında, hırvat kökenli karısı bir hırvat generalin atanmasına torpil yapmış, karısını boşadı, mirasından mahrum etti, cenazesinden yasakladı, ki çok aşıktı. Bu ayrımı  engellemeye çalıştı, ama yetmedi.
Demeye çalıştığım, evrensel hukuk kurallarında bütün standartlardan vazgeçildi. O kurumlar bu standartlardan sapmadı, ama siyasi erkler ikiyüzlü iğrenç politikalar uyguladılar. Örneğin avrupa birliği 12 eylülü protesto ederken, almanyanın bu 3 yılda yaptığı yardım, türkiye cumhuriyetine 80 yılda yapılan yardımın 3 katıydı. Bilmiyorum anltabildim mi.
Tabii ki aydınlanma sürecinden geçmemiş ve şeriat gibi kuralları olan bir yönetimden çıktığınız zaman, vardığınız sonuçlar çok daha vahim oluyor. En azından şunu: ibadette bir diğerini öldürmesi gibi bir olay yaşanmıyor orada. Irakta son katliamlara bakın, başsağlığı çadırından başlayın, ibadette bir mezhebin diğerini cennete gidiş için öldürmesi yaşanıyor. Çünkü şeriatın mezheplere gore farklı yorumlamalarında, aydınlanmada geriye gidiş yaşanıyor. Insan hak ve özgürlükleri ve kadın hakları üzerinden anlatayım, buburka da olsa turban da olsa, bu kadın haklarıyla en ufak bir lişkisi olmayan, hakların katliamı sonucudur. Kadının baştan erkekle eş değil, ikinci sınıf insan olarak görülmesinin sonucudur. Ben kamu alanında kimliğin öne çıkmasının belirleyici olmasını...
Soru: yugoslavyada çocukluğunuzda herşeyin güzel olduğunu ve ayrıştırıcı tohumları söylediniz. Biz bir benzerini burada yaşıyoruz.  Bizim burada bu tohumların yeşermesini nasıl engellyebiliriz?
Cevap: bireysel özgürlüklerin kamusal Alana taşınarak “ötekileştirmek” tehlike.
Kamu alanında turban dayatma oluyor. Özel hayatan ayırdetmekse zor.
Kamu alanında bireyselliklerin öne çıkması  bu bölünmeyi yaratıyor. Bunu net olarak söyleyebilirim.
Medya ve sermayede inanılmaz bir korku var. Hükümetin önünde durabilecek hiçbir patron tanımıyorum. Oto sansür  çok yüksek.
Kabataştaki türbanlı kadına saldırı. Belediye bakanının gelini, görüntüü nasıl olmaz.
Gerçeğin ne olduğu değil, nasıl algılandığı  önemli.
Soru: televizyon kanalları gayet kepaze yayın yaptılar, fakat aynı gruplara ait gazetteler doğru yayın yaptılar.
Cevap: televizyon algı yönetiminde daha önemli bir araç. Özellikle onların %50’sini kontrol için. Aslında dünyanın her yerinde, birebir gazetecilerin refleksleri, daha insancıl oluyor. Bu bir insan olma, aydın olma refleksidir. Murdock grevlerinde yürüyüşe gelen gazeteciler, murdock’ın gazetelerinde çalışmaya devam ediyorlardı. Otosansürdeki kirlilik çok ağır ve bir ahtapot gibi, holding patronajının elinin girdiği bir yıldız gazeteci vardır. Çark böyle döner. Bizde iktidarların şantajı ve baskısı  da çok belirleyici.
Soru: Medya sonuçta ticari bir işletme. Bunun çözümü  ne? Nasıl bir çözümde bu tarafsız.
Cevap: tarafsız medya diye birşey olamayacak bu çağda. Dünyayı yönetme güçlerinin elinde bir çark olacak. Sermaye ne kadar büyürse, baskı o kadar artıyor. Bizim medyamızın farkı, 60-70-80’de türk medyası dünyadan daha hızlı  modern sürece geçti. Renkli baskı, toplumsal algılama, insani yatırım geriledi, sanayii yatırımı ilerledi. Dünya medyasını  kirleten türk medyası biliyor musunuz? Promosyonu da, deformasyonu da biz yarattık. Onlar bizi takip etti sonradan. Bu ne demek? Türkiye’de medya alabildiğine kirlendi. Çok garip bir şekilde bu son olayda ama tersine bir olay söyliyim. Oto kontrol oranı biraz daha az geçerli olduğu için, amerikan kaynaklı marka basın da ihtar aldılar. Yerli kökenliler daha kirli kaldılar. Dikkat ederseniz o günlük kanallara. Maalesef bu ayrım yaşandı.

Etiler Forum Notları (2 Temmuz)

2 Temmuz 2013
- Beşiktaştaki imar değişiklikleriyle ilgili epey konuştuk. Somut bir eyleme geçmek adına imza toplamaya başladık. Dileke hazırlandı. Herkesten destek bekliyoruz. Böylece forumumuzda somut bir adım da almış oluruz.
- 14 gündür buradayız. Çok güzel bir tesis, aşağıda bir tuvalet var, ilk günden beri örümcek ağları içinde. Burada bunca insan toplanmış, çok ilgisiz geliyor bana. Bütün bu muhalif oyları çantada keklik gördükleri için. Ama bu o kadar kolay değil. Bunu bilsinler istiyorum, o yüzden söz aldım.
- Etilerforum’daki çalışma grupları bir excel dosyası olarak post edildi. Oradaki projeleri inceleyelim, proje önerileri varsa buradaki kutuya önerelim. Rica ettiğimiz şey, teklif verenin inisiyatif de alması.
- Bu bir siyasi mücadele. Siyasi davranışlar, siyasi kanallar tarafından verilir. Ben bu foruma bir geldim, bir gelmedim, ola ki eksik birşeyler biliyor olabilirim. Ama geçmişten bu yana öğrendiğim şeylerden hareketle, bu hareketin bir siyasi kılıfının olması gerekiyor. Siyasetten kastım bir örgütlenme yanının olması gerekiyor, ve bu siyasi bir örgütlenme. Biraz evvel bir arkadaşla sohbet ederken, CHP ile ilişki kuralım diyorum, karşı çıkılıyor. Işçi partisi ile ilişki kuralım diyorum karşı çıkılıyor. Bu arkadaş da bu forumu yönlendiren biri. Ben merak ediyorum, siyasi bir tutum almadan nereye gideceğiz, bunu merak ediyorum. Bu konuda en yakın kuruluş, takdir edersiniz ki CHP. Ya da diğer siyasi örgütler de olabilir. Bir karar alıp ne yapılıcaksa ona gore hareket edilmeli. Benim iki önerim var: CHP’yi harekete geçirmekse, kaç tane CHP üyesi var aramızda? Benim önerim, ya hepimiz CHP’ye üye olup onu harekete geçirmeliyiz, ya da CHP’li arkadaşlar istifa ederek harekete geçirebilirler.
- birkaç somut önerim var. Olayların nasıl başladığını, bu tepkinin polis şiddeti ve varolan haksızlıklara karşı olduğunu biliyoruz. Ama anadoludaki halkın böyle bir erişimi yok. Internet kullananlar fazla değil. Akp’nin bir videosunu seyrettim. Kendi açılarından olayın nasıl geliştiğini anlatmışlar, tamamen düzmece. Bizim elimizde çok güzel videolar var, polisin attığı  gaz bombasıyla insanların kafasının kırılması. Biz bunu bir DVD haline getirip düzenli bir şekilde olayların nasıl geliştiğini sıralayıp, dvd’leri anadoluya yollayabilirsek. Iyi olur. Ikincisi, bazı insan hakları kuruluşları var, Amnesty international ingiltereden aldığım bir kart var. Insan hakları konusunda haksızlığa uğradığımız konularda böyle bir örgüte destek verip bu örgüt altındaki çalışmaları daha koordine şekilde olabilir.
- bugün boğaziçi forumundaydım. Günün konusu son 10 yılın ekonomisiydi. Bana ilginç gelen, borsa ilk günden beri %20 oranında düştü. Bizim dış borcumuzun kapandığı  söyleniyor ama imf’ye borcumuz kapandı ama toplam dış borcumuz arttı. Biz %17’lik çok ciddi faiz ödüyoruz, ekonomimiz gitgide kötüleşiyor.
- hasdal’da yatan askerlerimiz için her Cumartesi saat 13:00’da bir saat boyunca sessiz çığlık eylemi yapılıyor.
- siyasetin buraya taşınmasına ben şiddetler karşıyım. Siyasetle alakalı olduğunu düşünmüyorum. Bizler çocukluğumuzdan beri baskılı bir rejim içinde büyüdük, birey olamadık, ümmet olduk. Ben birey olunca milet olacağımızı düşünüyorum. Buraya isim olarak hiçbir partiyi sokmayalım. Biz yaş grubunmuz bence susalım, gençler ne yapacağını biliyor. Hiçbir değişiklik çok ani olmayacak. Artık cin şişeden çıktı, bence bu önemli. Biz şu an iktidarda söz ve hak sahibi olan insanlara baskı yapalım, onların birleşip adam gibi muhalefet yapmalarını düşünüyorum. Belediye seçimlerinden başlayalım. Bu partiler bize adaylarını göstersinler.
- biz şu an halk olarak bir güce sahip değiliz, fikirlerimiz, düşüncelerimiz, birlikte olma anlayışımız. Bizimle tabiri caizse bir savaş ama fikirsel bir savaş içindeyiz. Bu bir örgütlülükten geçer. Siyasi parti olabilir, örgüt olabilir, düşüncelerimizi harekete geçirecek bir örgüte ihtiyacımız var. Aynılıklarımızı harekete geçirerek bir kitle oluşturarak bir yerlere sığınmamız lazım diye düşünüyorum. Ikinci konum, yaşam haklarından başladık hayvanları da çok seviyorum. Burada sevdiğimiz köpekler bir vatandaşın şikayeti üzerine araştırıyoruz. Diğer forumlara da örnek olması açısından, burada olduysak eğer, çevre dostu olaak görüyorum izleri. Diğer forumlara da örnek olması açısından, armutlu gibi ekonomik anlamda kısıtlı  bir bölgemiz var, aramıza bir fon oluşturarak hayvanlarımızı  da koruyucu bir şekilde, hem besin, hem de pire kene tarzı şeylerin korunması için başlatalım diyorum.
- ben siyasete kötü anlamlar atfedilmesinden çok bıktım, alavere, dalavere, sadece menfaat olarak bakılmasından bıktım. Siyaset de güzel birşeydir, biz bu ülkede nasıl yaşayacağımızı konuşmaktır, kadın erkekler nasıl yaşayacaktır, aleviler, kürtler nasıl ayrılmayacaktırı konuşmaktır. Dolayısıyla siyaset sadece şu ihaleden bu kadar bilmem neyi aldık değildir. Eski yunana göre siyasetle uğraşırsanız ancak iyi güzel doğru bir hayat yaşayabiliyordunuz. Dolayısıyla burada toplandıysak, siyasete sahip olalım. Hesap verebilirlik istiyoruz, değişim talep ediyoruz. Bu siyasettir. Siyaset budur, bunu söylemek istemiştim.
- berkin elvan şu an yoğun bakımda, durumu ağır, ateşi düşmüyor. Hemen yanındaki trafik kazasından gelen bir çocuk var. Babası o iyileşirse benim kızım da iyileşir diye düşünmüş. Bütün parklarda bu akşam şu soruluyor: bir fon açıp onlara küçük yardımlarda bulunabilir miyiz? Olumlu-olumsuz birşeyiniz varsa ben bildirebilirim. (olumlu). Teşekkürler.
- dün bir arkadaş duyurusunu yapmıştı, bugün daha kalabalık tekrar duyurayım: birinci gazdan adam festivali. Gezi parkı süresince birçok basın kuruluşu yandaş basına gore daha halkın yanında olarak kendini gösterdi ve direnişe katkı  sağladı. Aydınlık, sol, yurt gazeteleri, yön radio ve birçok diğer basın kuruluşu da destek veriyor ve böyle bir festival düzenleniyor. Biraz da faşizme eğlenerek cevap veriyoruz, bu sefer de eğlenerek direniyoruz. Bulutsuzluk özlemi, feridin düzağaç, cem Adrian gibi sanatçılarımız da katılıyor. Hepinizi bekliyoruz. Biz gönüllü olarak Şişlide bildiri dağıtıyoruz bu konu hakkında. Katılmak isteyen veya etilerde de dağıtalım diyen varsa mutlaka bekliyoruz.
- ben ilk defa böyle bir foruma geliyorum. Ufak bir çocuğum ve aile hayatım var. Bu olaylar beni iş hayatımdan bile alıkoydu. Çok üzülerek bu ülkede demokrası  kalmamış. Çok fazla ayrışmayalım, şu ana kadar ayrışmaktan kaybettik. Licede de olaylar oldu, facebooktan bir sürü dışlayan tepkiler aldım. Bizi biraraya getiren vatanseverlik olmalı, milliyetçilik olmalı. Ben şu anda tutuklanırsam ne olacağını bilmiyorum. Ayrışmak yerine bizi bir araya getiren şeylerden konuşalım.
- çok katılamadım ama facebook sayfasından bazı şeyler yazıyorum. Bence forumun amaçları hedefleri nedir belirlesek, kısa orta ve uzun vadeli... birçok kişide forumun amacı olmadığı hissini hissediyorum.
- Biz çalışma gruplarını kuralım dedik, inisiyatif alınması lazım. Şöyle gruplar olsun bunu da başlatan ben olucam derseniz, biz bu grupları oluşturmaya başlayacağız. Şu an oluşmuş birkaç tane grup var, onları söyleyeceğim size. Bu iş uzun soluklu, bu momentumla yürüyelim. Mevcut olan gruplara katkı sağlayacaksanız lütfen gelin. Öncelikle eğitim grubu: bir yaz okulu projemiz var. Ünivresite sınavına girecek arkadaşlara teorik bilgiler, sanatsal bilgiler vs. Bir yaz okulu projesi. Hedef kitlemiz bu eğitimi ekonomik olarak haiz olmayan ailelerin çocukları. Şu an o datayı toplamak, mekan almak için koşuşturuyoruz. Belki defter kitap vs isteyeceğiz. Bu projede yer almak isteyen insanlarn illa ki eğitimci olmak gerekmiyor, iletişim konusunda, finansal destek konusunda gönüllü olabilirsiniz. O yüzden siz yeter ki bu grubun içerisinde birşey yapmaya çalışın. Gönülü öğretmenlere hala eksik var, şu an 4 kişiyiz.
- Kısa vadeli bir amaç belirledik. Biz kaldırımları  sahiplenme projesi aldık.
Burçak Ünsal ve Barbaros Şansal konuşması  ile başlıyoruz.
Burçak Ünsal, şu an istanbulun ortasında gurura söylüyorum ki, New York Times’daki ilanın verilmesi gerekiyordu, biz de verdik. Benim kuzenim ilk Gezi direniş grubundandı, çevrecidir. Ve kırmızılı kadına sıkılmasıyla gezi olayı bizim için şahsi bir olay haline geldi. Ertesi akşam yeniden çok ciddi bir polis müdahelesi oldu ve biz türk medyasından değil uydu kanallarından bunu takip ettik. Devlet gücüne karşı birey olarak hiçbir gücümüz olmadığından, tek care olarak kendimiiz sokağa attık. Biz de sakatlandık, biz de gaz yedik. Bu yüzden bu işin arkasında dış mihrak, faiz lobisi yok, çok büyük bir türk diyasporası var, kimse bundan utanmasın. TC kendi yönetimsel beceriksizliklerini olmayan diyasporalara uydurup halkı birbirine karşı kışkırtıyorsa, belki bunun da hesabını biz sorarız. Bu platformlar bizim için çok önemli. Bizim güven duyarak buraya gelip bunları söyleyebilmemiz çok önemli.
New York times olayından sonra neler oldu, milyonlarca insan tamamen başbakana olan sevgisinden dolayı oradaydı, uçak 5 saat bekledi, insanların gözünün içine baka baka spontanı gelişmiş birşey dediler. Neyse, indiği zaman başbakan ne dedi? Benim başörtülü kızkardeşim dedi. Sanki biz onun bir hakkına müdahalede bulunmuşuz.başkası olsa yargılanıp bilmem kaç sane yiyecek sözleri ne yazık ki zikretti ve gerçekle bağdaşmayan açıklamalar yüzünden biz bugün buralarda toplanır hale geldik. Bu muhalefet yüzünden insanla 30 gün boyunca gaz yediler, kendi davalarını mevcut muhalefete teslim edemediler.
Biz hala bir parti kuracağız diyemiyoruz, parti kuracağız diyenlerle birlikte çalışmıyoruz. Bu çok büyük bir avantaj sağladı. Otuz gündür yaptığımız konuşmalarla bugüne kadar takribi 2000 kişi ile birebir konuştuk. Toplamda 150 bin kişi kadar bir grupla aktif bir şekilde ortak çatı altında birleşme sözü aldık. Bizim bir manifesto yazmamamız, gruplamamamız bize bunu sağladı. Bundan sonra ne yapmak lazım? Grup parti veya platform altında bu hareketi bölmemek lazım. Ortak paydalarda bbir tutmak lazım. Devlet terörü, haber alma özgürlüğüne karşı bir olmak. Etnisite, din, inanç konusunda ayrışmamak.
Biz bunun eğitimden geçtiğini biliyoruz. Bizim ilkelerimizin meclise taşınması, bizim ilkelerimizin iktidar olması. Bunun için ne yazık ki 2 yıl gibi kısa vadeli bir plana ihtiyacımız var. Ben bugün bu planı ortaya koyacak durumda değilim. Fakat bir tek şey rica ediyorum. Lütfen buradaki herkes yerel seçimlerde bizzat sandık başına gitsin. Yaz da olsa, kış da olsa gitsin. Yerel seçimlerde bakarsınız akp’nin chp’ye üstünlüğü yalnız 5000 oyla oldu. Ben demiyourm bugün chp’ye gidin, belki derim. Belki yarın chp niye bu insanların muhalefeti chp’ye emanet etmediğini anlar, ama bunu ben dersem, en az yarı yarıya kadın milletvekili çıkartma, engelli, cinsel eğilimlere vatandaşlara, eşit söz hakkı verme şartıyla vereceğim. Yarın birgün bunu dersem, bana bir arkadaşınız, bir kardeşiniz olarak güvenin. Bu gezi parkının harekete geçirdiği oyların bir blok haline gelerek kazanılması gibi bbir şans var. Ben burada duygu sömürüsü yapmaya gelmedim, dikkat ederseniz çok net konuşuyoruz. Köprüden once son çıkış da diyebilirdim, demiyorum, duygu sömürüsü yapmıyorum.
Biliyorsunuz birtakım partiler çıkıyor şimdi, bunlara değer veriyoruz, ama bizim ihtiyacımız bu değil. Magna carta’dan beri 1000 yıl gecti, chp’nin tüzüğüne bakın sayfalarca manifesto var, bu neye yarıyor? Bu hareketin gücü tek bir yerde belli olur: sandıkta bu 500 bin oyu nereye birleştiriyoruz.
Şu anda iki kulvarda çalışmalarımız vrar. Bir tanesi dünya çapında kendi alanlarında uzman, ekonomistten sosyal direnişçiye, hukukçuya türkiyede yurtdışında var. Isteyen yurtdışında desin, nerede olursa olsun, sırf kökü dışarda diyecekler diye bizim bu değerlerden vazgeçesimiz yok. Bu insanlar ne yapacaklar? Bireysel silahlanmadan, eğitim reformuna, işsizliğe kadar sonuna kadar çalışacaklar. Daha sonra hazırlayacağımız bir web platformunda, bu gruba üye olan sizlerle, paylaşılacak. Bu noktada çoğulcu demokrasi devreye girecek. Fakat bize dayatılan plebisit şeklin de değil. Bu uzmanlar gelecek, kaynaklarını gösterecekler, sizlerin huzurunda video ortamlarında tartışılacak. Biz bunları oylayacağız. Bu şekilde programlar olacak. Aynı şekilde yarın öbür gün biz bunları CHP’ye de teklif ettik, burada bunları ilk söylemiyorum. Artık milletvekili aday adaylarının yarın öbürgün çıkacak bakan adaylarının, liyakat ve ehliyet durumuna gore, her bir delegenin internet üzerinden gizli oylarla seçilmesi lazım. AKP sadece kendi grubunu danışma grubu getirdi, vatandaşım adam yerine konuyorum diye seviniyor. Bu sevinecek birşey değli.
Şimdi bana diyecekler ki, etilerin göbeğinde lümpen bir grupsun, siz beyaz türksünüz. Ben bunu kabul etmiyorum. Fakat onlar yine de bize bu gibi saldırıları yapıyorlar. Eğer biz konuşmak istersek ve onlr bizi kabul etmezlerse, biz yine onlara ulaşırız. Belli iletişim yöntemleri var, biz ulaşırız. Niye isminiz yok diyorlar. 25-30 günde isim konmaz. Biz kapalı kapılar ardında boğaza karşı viski içen gruplar değiliz. Isim koymayı bile biz 1500 kişiye oylatıyoruz. Halkı ismi seçerken bile katmak istiyoruz. Millet hizmet istiyor, millet tercihine saygı istiyor. Gelip kimseye sünni alevi gibi dayatılmak istemiyor. Y generasyonunun ne istediğini biliyoruz. 45 dakika konuşmasını istemiyor. Zaten beni gorse kapatır gider. Biz bu yüzden 1,5 dakikalık videolar hazırlıyoruz.
Ben herhangi bir partiye çamur atmaya da gelmedim. Yerel seçimlerde birleşiriz, ne varsa. Fakat uzun vadede yapılacaklar belli. Kadınların durumu eşit olmalı. Seçilme hakkı verilmiş  de ne olmuş. Kadınlara cinayet, gazetecilere hapis, delimiş  durumda. Biz 7 milyon Y jenerasyonunu nasıl kazanacağız? Bugün kayıtlı  seçmenin oy kullanmayan %23’ünü nasıl kazanacağız?
Başarı şansımız var mı? %100 var. Yeter ki biz bu heyecanı kaybetmeyelim. Nasıl kaybetmeyeceğiz? Herkesin ilgi alanına gore yapabileceği bir şey var. Hayvanları mı korumak istiyorsunuz? Onu yapın. Sizden bir tek şey rica ediyorum. 8 ay dişinizi sıkın. Lütfen gelin oyunuzu kullanın, ve bu imajı kaybetmeyin.

Soru: Y kuşağını anlattınız ya, bizim bu kadar çok uzun anlatmanızı sevmediğimizi bile bile niye bu kadar anlattınız onu merak ediyorum. Bize takılan isimlere neden bu kadar takılıyoruz bilmiyorum, beyaz türk desinler, ne derlerse desinler, bu isimlerden ayrıldığımız zaman bir araya geleceğimizi düşünmüyorum. New York times’la ilgili, türkiye’deki iç basında yapamadınız da, neden amerikaya gittiniz, neden gittiniz? Avrupa’da olabilir miydi? Avrupada insane hakları mahkemesine başvuracağız ya. Bunları neden yapmadınız merak ediyorum.
Cevap: bugüne kadar kendi çabalarımızla toplamda 10 kişiyi geçmeyecek konuşmalar yaptık. Bugün bana 3. Defa bu kadar kalabalık bir gruba hitap etme şansı buldum. Bu yüzden herkse çok kısa cevap vermeye çalıştım.
Terminolojide beyaz türkler lafına niye takılıyorsun dedin. Biz zannediyoruz ki bizi başkalaştırmak için. Bunları  aslında bizim için değil, kendi taraftarlarını kemikleştirmek için yapıyorlar. Biz zaten başkalaşmayız. Bugün aslında çok büyük bir yas günü. Biz yılardır bir potada eridik. Onlar birtakım başkalaştırma terimleriyle, çok ciddi bir kesimi sana bana karşı kemikleştirmeye çalışıyorlar. Bunlar bu ülkedeki musevilerin de, lazların da, çerkezlerin de başbakanı değil mi? Niye yahudi lobisi gibi bir kelime ile vatandaşını başkalaştırıyorlar? Bu gibi laflarla bizi dışlayarak kendi taraftarlarını kemikleştirmeye çalışıyorlar. Bizim bu yüzden net bir şekilde reddetmemiz, en sert fakat barışçıl bir şekilde reddetmemiz lazım. Takibe de uğrarsak, artık birbirimize güveneceğiz.
Niye New York Times? Bu bir iletişim stratejisidir. Dünyada duyulması lazımdı. Akit’ten yeni şafağa, A haberden ulusal kanala kadar herkese çıktı. Biz bu yüzden new York times’da çıktık. Bu arada dünyada temel haklar için en hızlı toplanan para oldu. Bu ilanın en fazla oy vereni 2000 dolardı, çoğunluk 10 dolardı. Türkiye’deki insanların istedikleri zaman nerelere ulaşacağını göstermemiz gerekiyordu. Bu 16. Saatte her yerde çıktı.
Soru: burada 5-600 kişilik bir grup görüyorsunuz. Sayenizde, hergün gelin ne olur. Biz burada 25-30 kişilik bir grup var. Motivasyona dair önerileriniz nedir veya sizin çalışma grubunuz nasıl birşey yapıyor? Gülen cemaatinde bir çocuk 10 yaşından 18 yaşına kadar nasıl geliyor?
Cevap: Örgütçülükle ilgili. Ben onların tam bilmiyorum, yakından tanımıyorum. Türkiye’nin bir gerçeği var. Bugün mit kanununda ikinci değişiklik yolda. Siber suçlara karşı eylem planı diye birşey çıtı, artık insanın internet ve sosyal medyaya inanılmaz sınırlamalar getirme hazırlıkları var. Tüm yasalar insanlardan görüş alınmadan, torba yasalarla geceyarısı çekiliyor. Ben hukukçuyum, her gün resmi gazete okuyarak kendimi motive ediyorum. Gezi videosu seyredin, hacettepe tıpta insanların pankartlarıyla motive oluyorum.
Soru: öncelikle tebrik ediyorum, siz siyasete girmişsiniz. Burada sizin gibi siyasete girebilir miyiz, sizin etiler grubunuz olabilir miyim?
Cevap:benim siyasete gireceğim diye bir gündemim yok. Benim tek istediğim güvenli bir şekilde bunlaır türkiye’de söylemek. Ben kendi güvenliğimden şu an şüphe duyuyorum. Benim abim yurtdışında çalışıyor ve gelemiyor. Herkes bunu yapar, yeter ki yürüyün, yeter ki cesur olun. Tabii birlikte çalışabilizi, kesinlikle çalışabiliriz. Bizim zaten bir üyelik, giriş çıkma prosedürümüz yok. Benim e-mailim var. Ben size daha sonra e-maili yollayayım.siz ne kadar kendinizi mahalle örgütü olarak yaklaştırabilirseniz, o kadar iyi olur. Birlikte olmak, bir araya gelmek, suç değildir, yeter ki suç teşkil edecek birşey yapmayın, taş atmayın. Onlar size taş atabilir, siz cevap vermeyin, pasif olun, bir araya gelerek aktif olun.
Soru: yurtdışından birçok arkadaşım para yardımı yapmak istiyor. Onların para yardımı nereye yönlendirelim?
Cevap: örgütlü siyaset anayasal haktır. Kiminle çalıştığınıza, gündeme, faaliyetlere bakın. Bunlar demokrasiyi gerçekten yaşayabilmemizin bir gereği. Bunlar olmadıktan sonra biz liderlerin gösterdiği adaylara oy atmaktan başka birşey yapamayan koyunlardan başka birşey olamayız. Yurtdışıyla ilgili de bir bağış ve dernk lazım, onu detaylı olarak anlatayım size.
Barbaros Şansal bey’i rica ediyoruz.
Çok uzun konuşmıyacağım, yoğurtçudan geliyorum 15 bin kişi kadar yürüdük bugün. Bugün biliyorsunuz yıldönümü.Yarın öbürgün olası şeylerde diğer semtler buraya akacak. Küçük armutlu buraya gelecek, çok güvende zannetmeyin apartmanınızda kim doktor, kim nalburucu,öğrenmeye çalışın. Once mahalle güvenliğinizi, sonra toplu güvenliğinizi sağlayın. Kendi ötekileştirilmiş mazlumlar, truva atları çıkartıyorlar. Tanımadığınız insanları içlerinize sokmamaya çalışın gençler, çocuklar ve yaşlılar bu konuda hasar görebilirler. Parkları tabii ki tutun, tabii ki çalışma platformları oluşturun. Şöyler birşey var, 80 yıllık 9 devrime bakınca, bizi yeniden aydınlığa götüren tek bir çatı var. Atatürk yükselen bir merdiven olacak. Sağolun, varolun, seviyoruz hepinizi.
 Hangi partiden olursanız olun, siyasete girin .
Tarihte hiçbir saray adalet dağıtmamıştır. Sistem değişmektedir, tüm dünyada konjonktür değişmektedir. Çok yakında suudi arabistan dahar’ı ihlak edecek. Biliyorsiniz esad halepi geri aldı. Israille karşılıklı saldırmazlık anlaşması yaptı.
Çok uluslu şirketlere dikkat edin, özellikle yüksek teknoloji sizin tüm bilgilerinizi emiyor. Nicelikle değil nitelikli değil,, laik demokratik sosyal hukuk devleti türkiyemiz için mücadele edelim, gerisi kolaydır.
Soru: Bir teşekkür, bir de sorum var. Benim jenerasyonumda yetişmiş her türk gibi, homofobik yetişmiştim. Ben barbaros abiyi tanıdıktan sonra, eşçinselleri tanımayı öğrendim. Ibnelik birr ruh halidir, eşcinsellik bir yönelimdir. Heteroseksüel bir insanın ibne olması bakiidir. Bizler canımızın derdine düşmüşken bizlere evlerini açan insanları gördük. Benim için ilk kırılma noktasıdır onu tanımak. Kendisi yakın zamanda çok kahpece bir saldırıya uğradı. Ve herkes onun geri çekilip onun kuyruğunu araya sıkıştırıp kaçıcağını düşündü. Ama herkese erkeklik dersi dediğimiz ama insanlık dersi verdi, o cesareti nereden bulduğunu çok merak ediyorum.
Cevap: onlar bir daha arkamdan saldırmasınlar, aradıkları önümde sallanıyor dedim, onlar düşünsünJ şöyle birşey var, serotonin ve endorphin bu toplumun en ihtiyacı olan var. Kızı asuman abi, eşi iyi biriydi ama necip fazılın büyük oğlu uyuşturucudan öldü, kızı ... öldü. Insanların %10’u doğarken aktif heteroseksuel ya da aktif homoseksüel olarak doğar dünyada. Bütün canlılar için geçerlidir bu. Hani maymunu olan yazar, arlas. Onun karısı kitap yazmış selim ileri var, türkan hanım var, seda sayanın platformuna çıkıp seni anlatacağım. Ne var kitabınızda dedim, hayvanların cinsel yaşantıları var. Lezbiyen kertenkeleler de var mı dedim. Eşcinsellik sadece erkeklerde var, kadınlarda olmaz. Kalan %80 söyletilen ve öğretilenle idare eden. Önünüzde domatesli ve yoğurtlu pilav varsa birini tercih edersiniz. Ama önünüzde makarna ve pilav varsa, birine yönelirsiniz. Tercih ve yönelim arasındaki farkı net koyalım.
  • İspanyada temel slogan, bizimkine gore biraz daha soyuttur.bir sistem eleştirisi vardı. Bütün yaz boyunca plaza catalunya’da, bizim gezi parkına benzer bir park, 4 ay boyunca tutuldu. Polis tabi bizdeki gibi müdahele edemedi. Fakat yaz sonunda o hareket kendi kendine bir karar verdi. Biz mesajımızı verdik, bizim bundan sonra bu alanda değil ama kendi mahallemizde devam etmemiz lazım. Buna benzer. Somut işler yapan. O dönemdeki ispanyadaki en büyük sorun, ev kredisi alıp bunu ödeemeyen insanlar. %3 ki bu büyük bir orandır. Her mahallede bu kredilerini ödeyemeyen insanların yanında bulundular. Bu sayede marjinalleşmekten kurtularak koordinasyon içinde genele yayıldı belki bizim de yavaş yavaş bunlara girmemiz lazım. Benim somut önerim, mahalleler üzerindeki dertlere odaklanıp, diğer parklarla bunları koordine etmektir.

  • 2002’de akp iktidar olduğunda herkesi kucaklayacağını söylemişti. Kimimiz inandı, kimimiz inanmadı. Iyi hizmet ettiler, kabul etmek lazım. Şimdi artık bizler için bi tehlike olmaya başladılar. Bizler de onlar için bir tehdit oluşturuyoruz, kurtuluş sandıkta olacak. Sabırlı olamayacağız. Onlar kadar vaktimiz olmayacak. Daha hızlı, bilinçli kenetlenerek çalışmaları yürütmek lazım diye düşünüyorum. Çalışma gruplarından yeni haberdar oldum. Etilerformu sayfasını takip edeceğimi, sizlerle ne yapacağımı bir sonraki toplantıda belki paylaşabilirim.

8 Temmuz 2013 Pazartesi

Cihangir Forumlar Arası Toplantı Notları (5 Temmuz)

Katılan Forumlar:

Cihangir, Bebek, Bakırköy, Yoğurtçu, Saraçhane, Büyükdere, Etiler, Üsküdar Doğancılar, Kuzguncuk, Eyüp, Tatavla (Kurtuluş), Abbasağa, Maçka, Zekeriyaköy. Ayrıca kurum olarak Devrimci Müslümanlar ve Taksim Dayanışma'dan (birey - ortasında ayrıldı)
Temel amacımız:
- Forumları temsil etmek gibi bir derdimiz yok, temel amacımız parkların ve forumların iletişimini  ve koordinasyonu arttırmamız
- Forumlar arası iletişim ve böylelikle örgütlenme- katılımcı demokrasinin üretkenlik-işleyiş mekanizmalarının kurulması.

İletişimi arttırmak için;
Bu iletişim mecralarında şu an insanlar özel mail adresleri ile bulunuyor. Halbuki temsiliyetlerde belli peryotlarla değişkenlik bir çok forumda esas alınan bir ilke. Bu nedenle forumlar, forum çalışma grupları vs… üzerinden “kurumsal” mail adreslerinin alınması ve bu adreslerle oluşturulacak ağlar süreklilik açısından kritik öneme sahip Bazı forumlar bu tarz adresler oluşturmuşlar, temsili her düzeydeki mekanizmalarda bu adresleri kullanıyorlarmış. Diğer forumlara da önerilecek.

- Çeşitli tartışmalar sonucu mail grubunun yanısıra kapalı bir facebook grubu oluşturulması önerildi.  Tatlıhan (cihangir) bu konu üzerine çalışacak.

- Bu iletişimi ve verimliliği arttırmak için fiziki olarak Forumların  forumlararası iletişim ve koordinasyon  grubu oluşturması ve bir sonraki toplantıya maks 3 kişi ile katılması ve tek sözcü ile yeralması önerildi.

- Kurumsal e-maillerin de bireysel e-mailler ile değiştirilmesi  (forumlarda fazla katılımlı bir grup olabilir)

- Forumlardan organizasyon şemalarını, her düzeyde (atölyelere kadar) iletişim bilgilerini, yaptıkları etkinlikleri ve ihtiyaç-taleplerini yazılı hale getirmeleri istenecek. Cihangir forumdan bir arkadaş bunun için bir form hazırlayacak. (Formu ben hazırlayabilirim) {park ismi, komite ismi, komite amacı, komite iletişim bilgisi vb.}

Yoğurtçu Parkının Anadolu Yakası Forumları toplantısı aktarıldı. Forumları bir araya getirmeye ve forumlar arası koordinasyon oluşumuna zemin yaratmaya çalışan bu iki girişimin iç içe geçirilerek sürecin hızlıca kapsayıcı biçimde işletilmesinin önemi konuşuldu. Bu haftaki ilgili toplantılarda konu gündem yapılacak.

Abbasağa yazılım takımı projelerini aktardı. Yeni bir platform-web sitesi yazılımı bitmek üzere. Burada hem tüm forumlardan ürünler (notlar, haberler, videolar, etkinlik duyuruları-sonuçları,…) hem de forumlar içi, hem forumlar arası her düzeyde iletişim olası olacak. Çeşitli oylamalar vs. de yapılabilecek. Güvenlik nedeniyle önce ulaşılan isimler platforma dahil edilecek. Herhangi bir kişi dahil olmak ister ise mevcut 10 kişinin onayı gerekecek. Bu platform işlemeye başladığında tüm iletişim buranın üzerine taşınıp mail grubu vs gibi mecralar iptal olabilir.  Facebook.com/parkmeclisi1
+ Sistem içerisinde Takvim eklenmesi önerildi.

Abbasağa Hükümetin hazırladığı 22 dakikalık karalama videosunu aynı sesleri, fakat çarpıtılan değil gerçek görüntüleri kullanarak yeniden yapmış. “Büyük Oyun” isimli video parkmeclisi1 iletişim adresinden (sanırım facebook ve twitter) yayınlanacak. Yaygınlaştırılması istendi.

Bu buluşmanın nasıl yaygınlaştırılacağı konuşuldu.
 Henüz ulaşılamayan parklarla iletişim kurmak üzere organizasyon yapıldı. (Fatih  liste ve  gidilecek park  duyurusunu yayınladı)
 
Bir sonraki toplantı 11.07.2013 Perşembe akşamı 19:00’da.
Büyük olasılıkla Beşiktaş’ta kapalı bir mekanda yapılacak. Mekan mail grupta duyurulacak.

 Toplantılara katılan bireysel konuşmacıları farklı forumlara göndermek ve bilgilerini paylaştırmak adına bir çalışma yapılması önerildi.

Etiler forumunun da önerisi ile katılımcı demokrasi üzerine çalışma yapan bir uzmanın görüşü belirtildi;
"Parkların ortak beklentilerini ve (evrensel ve yerel ) tüm taleperini yazmaya başlaması konusunda adım atmaları gerektiği"

Zekariyaköy bölgesi-selma; 3.köprü ve 3.havaalanı projelerinin eylemine katılamaması konusunda destek göremediklerini belirtti.
Forumların birbirlerinin eylemlerine katılması desteklemesi ve eylem bölmemeleri gerektiğini önerdik. Forumların eylem takvimi ile desteklenebilir.


Yoğurtçu parkına bilgi verilip daha sonra bu toplantılarını birleştirilmesi konsunda bir takvime daha sonra kararlaştırılacağı  görüşüldü.

 Gündeme gelen forumlar arası koordinasyon teması dışındaki konular:

*Devrimci Müslümanlar düzenleyecekleri (henüz programı net değil) ramazan etkinlikleri-iftar çadırlarına destek ve katılım çağrısı yaptı.
++
Devrimci Müslümanlar ve  Antikapitalist Müslümanlar 'ın çağrısı ; 
Gezi Parkı'nda Yarın İftar Var 

 Ramazan ayının ilk iftarında yarın herkesi Gezi Parkı'na çağırıyor.

Antikapitalist Müslümanlar, yarın başlayacak Ramazan ayının ilk iftarında herkesi Gezi Parkı'na çağırıyor.
Gezi Parkı Direnişi'nde yer alan Antikapitalist Müslümanlar daha önce de parkta namaz kılıp, kandili kutlamıştı.
Grup adına yapılan "Yeryüzü Sofraları Kuruyoruz" başlıklı açıklamada, iftara geleceklerin yanlarına sadece iftarlık ve sofralık alarak bayraksız, filamasız ve sponsorsuz gelmesi çağrısı yapıldı.
"Sermayenin lüks otel iftarları: kapitalizm. Egemenlerin iftar çadırları: sömürü. Halkın yeryüzü sofraları: özgürlüktür. Hep birlikte orucun getirdiği eşitlik, adalet, özgürlük ve kardeşliğin timsali olan yer yüzü sofralarını kuruyoruz.
"Ramazanın ilk iftarı 9 Temmuz Salı akşamı (20:00'de başlayarak) Galatasaray Lisesi'nden Gezi Parkı'na uzanacak olan#yeryuzuiftari 'ında buluşalım." (NV)

*Zekeriyaköy formu Dolmabahçe Camii İmamına da destek mahiyetli, Şehitlerimizin kırkıncı günlerinde Dolmabahçe Camminde mevlüt düzenlemeyi önerdi.

*Cihangir forumundan Ahmet bey ilk yardım eğitmeni olduğunu aktardı ve talep oluşan her yerde bu eğitimi yapabileceğini söyledi. (0532 413 67 90)

29 Haziran 2013 Cumartesi

Etiler Forum Notları (26-27 Haziran)


26 Haziran 2013 Etiler Forum Konuşulanlar.

-          Kaldırımlarımızı geri isteyelim. Reklam panoları, kurye motorskletleri ve arabalar var. Belediye ve kurumlardan kaldırımlarımızı geri isteyelim. Birincisi bir metin hazırlayabiliriz, imza kampanyası düzenleyebiliriz. Beşiktaş ve büyükşehir belediyesine ulaştırabiliriz. Günaydın lokantasıyla birebir iletişime geçebiliriz, otoparkı kapatıyorlar. Reklam panoları bu kaldırımları çok doldurdu, deprem anında trafiği ve yolları kapatacak. Engelli insanlar, yaşlı, çocuklu insanlar sokağa çıkamıyorlar.
-          Üniversitelerde öğrenci komisyonları kuralım. Zaten gezi parkında esas unsur gençler, öğrenciler. Boğaziçinde öncelikle bu komisyonları kurup, 7 maddeyi üniversitelerde de dillendirelim. Ve etki alanımızı genişletelim.  Öğrencilerle ayrıca toplanıp konuşabiliriz.
-          Bu mücadele tüm Türkiye’ye yayıldı. Yerelde ne kadar güçlüysek, Türkiye genelinde de o kadar güçlenip sağlamlaştıracağız. Önerim, Ethem Sarısülük’ün katili tutuksuz yargılanmak üzere salıverildi. Buna ilişkin bir suç duyurusu yapılması planlanıyor. Pazartesi yeni baştan bir suç duyurusunda bulunulacak (İstanbul barosu). Bu davaya müdahil olmanızı rica ediyoruz. Son olarak Pazartesi günü özellikle öğrenci arkadaşlarımız, çağlayan adliyesinde buluşulacak, bu davaya müdahil olmanızı istiyoruz. Ve Pazartesi günü de bu dava metninin savcılığa sunulmasında sizlerden kitlesel bir şekilde orada bulunmanızı rica ediyoruz. (Dilekçe okundu)
-          Dün akşam manifestoyla ilgili çalışmayı da dinledim. Muhteşem bir olay, birkaç noktayı belirtmek isterim. Bu deklarasyonun işe yarıyacağını zannetmiyorum. Türkiye’de hukuk olduğuna inanmıyorum. Böyle bir dilekçenin cumhuriyet savcılığına verilmesinin bir sonuç olacağına inanmıyorum. Tayyip erdoğanın 3 korkusu var. 1) kendisine oy vermeyen %50 2) amerika 3) avrupa ve ona bağlı kuruluşlar. Avrupa insan hakları komitesi ve birleşmiş milletlerin insan hakları bölümü. Bunları inceliyorum. Bence yapılması gereken, avukatların, uluslararası bu güçlere bir başvuru yapılması gerekitğini düşünüyorum. 1998’de şili’deki Pinochet, ingiltere’yi ziyaret ettiğinde yaklaşık 1,5 sene ev hapsinde tutuldu, ispanyadaki bir hakimin sayesinde. Ben uluslararası platformlarda sesimizi duyurmamız gerektiğini düşünüyorum. (TC iç hukuk yolları tükenmediği sürece bu merciilere gidilemiyor. Öbür türlü lobiler, dernekler kurulur, ama tamamen Türkiye yollarının tıkanması gerekiyor.)
-          Belediye ve semtimizle ilgili. Birkaç seferdir geldiğimde bu forumlar ne olacak diye kendi içimde tartıyordum, bugün gazetede bir haber görünce ne kadar işe yarayabileceğini gördüm. Benim de ikamet ettiğim 4. Levent gazeteciler sitesi ile ilgili bir haber. (okudu) bulunduğumuz çevreden başlayarak, bu yağma ile ilgili bir çalışma grubu yapalım diyorum.  – bir bayan söz aldı. Beşiktaş’ta imara açılan tüm arsaların listesini alabileceğimizin bilgisini verdi.
-          Etiler geriye dönüşüm konusunda öncü olabilir mi? Avrupa’daki gibi . Çevre mühendisi- katı atık uzmanı bir başan söz aldı: çok kapsamlı, büyük stratejik planlar gerektiriyor. – benim bildiğim Türkiye’de 3 tane geri dönüşüm fabrikası var, etrafta çöp toplayan arkadaşlar da oraya götürüyor, bilginiz olsun.
-          Üniversite öğrencisiyim. Birçok gazetede, blogda vs, geçirdiğimiz son 1 ayda çok fazla yazı var. Gençlik vurgusu yapılıyor, annelerimizin bze karşı hissettikleri düş kırıklığı ve umutsuzluğun yerle bir olduğundan bahsediyoruz. Sadece gençliğe maledilmiş gibi de gözüküp baskı yaratıyor. Ben bu öğrenci olarak, özellikle farklı kurumlarda, özel şirketlerde çalışan insanların hayatına nasıl devam ettiğini merak ediyorum. Şunu yaptım, bunu yaptım tadında değil de, bir portalda falan duyurulabilir
-          Bazı fikirler var, siyasi partilere girelim, tabandan değiştirelim gibi fikirler var. Ben bunun mümkün olduğunu zannetmiyorum, partilerin tüzükleri var. Yeni bir siyasi parti kurulması gerektiğine inanıyorum. Buradaki ruhu yansıtan tabana dayalı bir ruhu yansıtalım. Siyasi arenada 4 parti var, bunların liderleri üzerinden konuşuluyor. Şu an en güçlü boksör başbakan, çıkanı indiriyor. Ancak onun platformuna çıkarak dövüşebileceğimize inanıyorum. Bunlar şu an evet yapıyoruz. Bunun kışı da var, kışın nerede toplanılacak, bunlar ne kadar devam edecek? Bunları nasıl yapıcaz? Bu çalışmaları bir parti düzeninde yaparsak, bunu çok daha büyütebileceğimize inanıyorum. 20-30 milletveili çıkartmak zor diyorlar, bence denemek lazım. Change.org’da yeni bir şey başlattım, siyasi parti kuruluşlarıyla ilgili arayanlar beni bulabilirler. – Siyasi partilerin tüzüğü, siyasi partiler kanununyla uygun olması lazım. Öncelikle siyasal partiler kanununun değişmesi lazım. Parti kurmak için hem maddi, hem de çok başka imkanlar lazım. Bunu da hatırlatmak isetrim. Ama bunları halledecek arkadaşlar varsa, hodri meydan. – yeni parti kurma meselesini gerçekçi bulmuyorum, bu halk hareketinde onlarca unsur vardı, pek çok siyasi parti vardı pek çok çok siyasi parti olmayan örgütlenme vardı, çarşı taraftar grupları vs. Toplumun bütün birleşenleri vardı. Şu anda bunları tek potada birleştirecek bir parti kuralım demek doğru gözükmüyor. Şu anda bizim taksim platformunu nasıl türkiye platformuna dönüştürebiliriz onu düşünmeliyiz.
-          Ben de katılıyorum, siyasi parti kurmak gerçekçi değil. Hangi planla, programla... herkesin ayrı fikri, ayrı siyasi parti yakınlığı var. Ben bu soruyu şöyle önemsiyorum. Biz siyasi parti kuramayacaksak, biz ne yapabiliriz, bir halk hareketi olarak, bu açıdan bu soru önemli. O da bütün forumları aynı ortak irade etrafında birleştirerek olur bence. Dün saydığımız 7 madde gibi iktidara baskı unsuru yaratabilme bence önemli.
-          Başarılı olamazsak ne kaybederize ben katılmıyorum. Çünkü 5 sene daha akp bize çok şey kaybettirecektir. Facebookla ilgili bir rahasızlık var. Etilerforum sadece duyurular ve oylamalar olmalı. Bir internet sitesi, acikdemorasi.org adlı bir internet sitesi. Fırsatınız olup göz atarsanız, fiirlerinizi iletebilirseniz çok sevinirim.
-          2023’ün ne kadar kritik bir hedef, cumhuriyetin 100. Yılı neden çok önemli. 2011’de akparti 11 milyon oyla %48 oy aldı. Toplam seçmen sayısı 42 milyona yakın. 24 ay sonraki seçimde yeni kuşağın oy potansiyeli 6 milyon. Bunlar 90’larda doğanlar. 8 yıllık temel eğitimi almış, imam hatip eğitimini almayan kuşak. Ve 2000 kuşağı, yani 2023’te oy verecekler ise 7-8 milyonluk bir oy potansiyeli.  Çok vaktimiz olmadığını düşünüyorum.
-          Tüketim alışkanlıklarıyla ilgili. Yanlana oturduğum insanlarla sohbet edebilmek güzel. Spor bizim için önemli, sporcu olmamız, koşabilmemiz lazım, direnişte bizim işimize yaradı. Bundan sonra da bize yarayacaktır. Hemen yanda çok güzel bir koşu parkuru var. Davet ediyorum. Her akşam forumdan evel gelin koşalım.
-          Siyasi partileşme bence çok zor. Şu anda gezi olayı baya markalaşmış vaziyette, dünya çapında da. Hepimizde bir bilinç devrimi yarattı, her yerde. Bunun bir nevi dernek, veyahutta stk olarak dönüştürebilirsek, ağaçlandırma, çevre düzenlmesi, geri dönüşüm, maddi durumu yetersiz öğrencilere yardım amaçlı, hizmet odaklı (iktidarlar hizmetin ne olduğunu gördüler ve yapıyorlar. ) bir organizasyon yapabiliriz. En basit kurumsallaşma neyse... onu yapıp ilk adımı başlatabilirsek ilerde bunun artık partileşmesi yolunda da ilerleneceğine inanıyorum.
-          Yarın saat 8’de burçak hanımın alkol yasası ile ilgili yaşayan kütüphane yapacağız. Video konusunda destek istendi.
-          Küçük ve kısa vadeli ulaşılabilir hedefler koymak bir stk’nın kurumsallaşması için çok faydalı olabiliyor. Benim önerim: kaldırımlarımızı şu restoran, işletmelerden geri alalım. Çocuklarımla kaldırımda yürüyemiyorum. Günaydın restoran bütün kaldırımları dolduruyor. Adak apartmanının karşısına gri korkunç bir bina dikildi, adamlar otopark yapacağı yere havuz yaptı. Benim önerim: madem facebok’ta grup kurulmuş, etiler mahallesinin sahipleri olarak bu restoranların önünde sesiz protesto yapalım. Günaydın önünde duran adam protestosu yapalım. Oralar bizim kaldırımımız. Bu birinci önerim, oralar bizim kaldırımımız.
-          Yasal olarak kaldırımlar zaten bizim, belediyeye ilk olarak talebimizi yapalım, o yolu tüketirsek duran adam protestosunu yaparız.
-          Ben stajyer avukatım. Bilişim, ceza ve anayasa hukuku konusunda soru-cevap ve bilgilendirme yapabileceğiniz bir ortam yaratmaya çalışıyorum. Ikinci olarak dün chp’den biri vardı. Mhp içinde yer alan ümit özdağ, davet edebilirim. (izin yok, davet edebiliriz.) kimi davet edersek.
-          Siyai parti oluşumuna sıcak bakmıyorum. 4 yasa: petrol ve orman yasası geçti, maden yasası geçti. Çözüm önerim: bu yasalarla ilgili tweet atın, facebooktan paylaşın. MİT yasası: Gestapo oluşturuluyor. Eskiden sadece istihbarat topluyordu, artık kolluk kuvveti olup hamle de yapabilecekler. Bunu da lütfen herkes okusun.
-          Iki farklı yasadan daha bahsetmek istiyorum. Çevreyle ilgili çok konuşuyoruz. Tabiat ve bioceşitliliği koruma yasası çok önemli. Milli parklar, doğal alanlar şu anda tehlike altında. Arazi kullanımıyla ilgili bir yasa var. Ikisi de kullanılan arazilerde gerçek sahipleri değil, finans kuruluşları devreye giriyor yasayla birlikte ve sahiplerinden geri alıyorlar. Bu iki konuda da konuşmak ve bilgilenmek gerekiyor. Sadece ağaç dikmek ve çöpleri geri dönüştürmekten daha derinlere gitmek gerekir diyorum.
-          Duyurum olacak bu konuda:bu Cumartesi saat 1 veya 2’de taksim dayanışması ekoloji inisiyatifinin forumu olacak. Fındıklı parkında, Cumartesi günü.
-          Abbasağa forumu katılımcıları, takvim’in ethem sarısülük le ilgili yalan haberini protesto etmek üzere yürüyor.
-          Yerel seçimlere 8 ay var bu gücümüzü bölmeyelim. Taksim dayanışması altında ama her yerde toplanarak gücümüze güç katarak.
-          Bazı endişelerim var. Günlerden beri buraya geliyorum, konu dağılıyor gibi geliyor bana. Bir güce ya da bir misyona gereğinden fazla güç yüklediğinizde, o misyon o gücü kaldıramayabilir. 5 kilo kaldıracak insane 10 kilo yüklerseniz, kaldıramayabilir. Gezi olayı küçümsenmeyece bir olay, buna hemfikiriz. Ancak bu direnişe kaldıracağı yükün üzerinde yükler yüklerseniz, çeşili parmaklar bu güzel enerjiyi farklı yönlere çekebilir. Bu forumda bir laf etmek için bin kere düşünmek grektiğine inanıyorum. Bu sıradan bir düşman veya durum değil. Karşımızdaki  dünyadaki güçler. Gerçekten çok güçlü. Topu, gücü, televizyonu, her şeyi var. Biz burada 5-10 kişi ile... küçümsemek kesinlikle istemiyorum, sözlerimi yanlış anlamayın, lütfen bu direnişi amacından saptırmayalım ve ona gereğinden fazla misyon yüklemeyelim. Yeniden bir parti kurmaktan, mahallenin problemlerini çözmekten... yani bu toplumun, bu misyonun çözemeyeceği bir problem yok gibi davranmayalım. Şunu yapalım: mevcut durumda, bu bir cephe. Ne cephesi? Mevcut iktidarın kötü uygulamalarına bakın, bu iktidarın kötü uygulamalarına karşın bir cephe kurmamız gerekiyor. Bir kişiyi kaybetmeden, bütün siyasi kurumlarla bir bağ kurmamız gerekiyor.
-          Ben sokakta olmak, sokakta kalmak, bilgilenmek için buradayım. Burada kalmaya devam etmek istiyorum.  -  motive olmanın yolu ufak hedeflere, ulaşılabilir hdefler koyup ulaşmak istiyorum.
-          Yeni bir parti kurulmasına sıcak bakmıyorum. Olan partilere angaje olmak gerektiğini düşünüyorum. Ben evde de duramıyorum, burada bir nevi grup terapisi oluyor.
-          Ne yapabiliriz? Demin bir arkadaşımız petrol kanunun dedi. %2’sini biz alıyoruz, %98’ini satıyoruz. Umumi kanaati her partiye bildirebiliriz. Bizim platformumuz bu konuda şunu düşünüyor, şudur diyebiliriz. Bunu yapabiliriz.
-          Bugün abbasağa parkı yürüyormuş atv’ye. Buradan abbasağa parkına yürümeye başlayalım, başka türlü yolu yok bunun.
-          Ideolojiden, bir araya gelemeyeceğimizden, parti kurulamayacağından bahsedildi. Hepimiz farklı ideolojilere sahip olabiliiz, ama gezi ruhunda bir ideolojiye bağlı olarak insanlar birbirini sevebilir. Bir araya gelebilir. Kendinize bir ist-izm istiyorsanız, humanist olun, ondan sonra başka dertlerin peşinden konuşun. Günaydın restoranın önüne gidebiliriz.
-          Yaklaşık 4-5 akşamdır buraya geliyorum. Herkesten güzel fikirler çıkıyor, fakat bu mücadelelerde belli bir fiir etrafında birleşmek şart. Yoksa mevcut iktidara karşı herhangi bir yaptırımımız olamaz. Mecburuz bir fikir etrafında birleşip, bunu bir siyasal parti çevresinde birleşip, hareketimizi sonuçlandırmak zorundayız. Yoksa bu dağılır gider. Ve mevcut iktidarın şu anda geçirmek istediği kanunlar çok tdehlikeli. Çünkü mit’in insanları fişleyip takip etmesi, tüm hürriyetinizin elinden alınması demek. Bunun dışında satılmayan birşey kalmadı türkiyede. Çok iyimser değilim, bir an once bazı şeylere karar vermenin zamanıdır. Bu zaman da elimizden kayar giderse, ilk yerel seçimde, sonra genel seçimde tren kaçmış olur. Herkese iyi akşamlar.
-          Moderatörlük zor bir iş. Insanları susturmak da zor, konuşmak da zor. Ben kayserideydim 3 gündür. Denizli ve adana’dan Istanbul ve Ankara ile ilgili iyi hislerle dönmüştüm. Kayseride duvara tosladım. Bana öyle şeyler söylediler ki... Satanist misiniz, sen de taş attın mı, nereleri yıktınız, ne kadarlık zarar verdin, din düşmanı mısın, erdoğanı devirmek için nasıl planlar yapıyorsun? Cumhuriyet okuyoruz gülüyoruz, çok eğlenceli dediler. Kendimce anlattım hislerimi, yaşadıklarımızı. Fakat şunu farkettim. Iletişim, algı herşeydir algı yanlış yönetilirse sonrasını toparlamak çok güç. Bir önerim var. Bir ortak ifade biçimi, bir iletişim dli kurmak lazım diye düşünüyorum. Burada olan biteni onlara anlatabilmemiz gerekiyor. Iletişim düşünmeden hızlı hızlı kurulan cümlelerle olmuyor. Bence bizim bir iletişim stratejisine bence ihtiyacı var. Bunun için çalışmaya ve fikir koymaya hazırım, teşekür ederim.
-          7. Madde olan başörtüsü maddesi ve facebook’taki post okundu.
-          Tüm bireysel hak ve özgürlüklerin ve inanç özgürlüğü kapsamında, başörtüsünün her alanda serbestçe kullanılmasının anayasa tarafından garanti altına alınmasını ve bunun siyasi malzeme yapılmamasını talep ediyoruz. Bence cemevleri de eklenebilir. Inançların garanti altına alınması konusunda zenginleştirilebilir. 4 mezhep, 174 tarikat var. Sadece başörtüsüne takılmakta bir fayda yok. Bu dinsel sembollerin özgürlüğü için, ülkemizde yaşayan ve farklı inançları olan herkesi kapsayan bir şey yazmanız gerekir. Başörtüsüne özgürlük derseniz, ben sarıkla gireyim. Bizim üniversitede farklı renkli sarıklarla sınavlara giren öğrenciler oldu. Başörtüsü hassasiyetini iktidarın elinden almak. Bence doğru bir konu. Ayrımcılığa karşı olan duruşumuzu çok net belirleyelim. ama burada alevilik, başörtüsü gibi konulara girersek, bu hareketin farklı hassasiyetlerini birbirine karşı yaparak parçalanmak riskine gireriz. Ayrımcılığa karşı gelmek istiyorsak, bu gezi direnişi ile din dil, ırk, etnik köken, her türlü ayrımcılığa karşıdır. Ben bunun yeterli bir tanım olduğunu düşünüyorum. Bence bu yeterldir.
-          Bence tayyip erdoğan turban meselesi üzerinden gezi hareketini çürütmeye çalışıyor. Onun argümanlarını referans alarak bence bir madde yamamalıyız. Eğer biz turban meselesini halkımıza anlatmak istiyorsak, gezi parkının türbana karşı olmadığını söyleyebiliriz.
-          Yarın buraya 5 tane başörtülü olsa bunları dinletebilir myiiz, çok merak ediyorum. O kitleyi içimize alabilmek için böyle kelimelere strateji açısından ihtiyacımız var. Adam son 10 yıldır aynı kelimeleri kullanıyor. Camii, başörtüsü.
-          Öncelikle her akşam aynı tartışmaların yapılmasından çok sıkıldım. Somut adımlara geçmekten bahsediyoruz. Bu bir deklarasyon. Yapılabilecek en ufak somut adım. Buradaki kimsenin birinci hedefi turban değil. Ama bunu önemseyen çok büyük bir kitle var. O seçmene bakın tehlikede değilsiniz demek için yapılmıştır. Ve lütfen bu tartışmaları biraz hızlandıralım.
-          Neden başörtüsü gibi bir konuyu koyma hassasiyetini tartıştık. Zannetmiyelim ki hiçbir konuda oy birliği sağlayabilelim. Benim önerim, başörtüsünü içericekse, kınama ile ilgili bir madde olsun, bu hassasiyetimizi içersin. Geri kalanı içinse inanç özgürlüğü gibi daha kapsayıcı bir şeyle kapatalım. Bir noktada buluşmamız gerekecek.
-          Birincisi bu çok önemli bir konu, sabırlı olmak lazım. Tekrar düşünüp yeni öneriler getirip herkes için daha kabul edilebilir bir cümle olabilir. Akp’den nasıl ayrıştığımızı öne çıkartmak için bir iki örnekle daha, yetişkin insanların giyim kuşamına karışılmaması olabilir. Bence cemevlerini eklemek çok faydalı olacaktır.
-          Mahalle direnişine çok inanıyorum. Bir sivil toplum örgütü başarıya ulaşacaksa, etrafında birleşebileceğimiz bir inanlık meselesi bize iyi gelir. Biz savaşa girmiyoruz. Biz savaşa gitmiyoruz, bizi anlamayan bir kesime akıl ve mizah ile birşeyler anlatmaya çalışıyoruz.
-          Bundan 3-4 gün once burada bayaa kalabalıktık fakat atatürkçülük tartışması çıktı. Sonra insanlar yavaş yavaş ayrılmaya başladılar. Fakat ertesi gün insanlar gene kendileri geldiler. Fakat bugün yine aynı şeyleri yaşadık, yazdığım şeyleri okumak istiyorum.
-          30 mayısta gezi parkına ilk gittiğim günden bu yana sokaktayım. Polisin vahşetini insanların gençlerin olduğu kadar orta yaşlı, kadınların olduğu kadar erkeklerin direnç ve dayanışmasını gözlerimle gördüm. Sabahın 3’ünde gecelikle dışarı fırlayan kadınları gördüm. Hiç tanımadığı insanların yüzüne talcid lmon sıkan insanları gördüm. Polisin vahşetinden korunmak için işyerni otelini açan yaşlı teyzeyi gördüm. Elinde poşet gece ikide bize kek meyve suyu dağıtan. Hepimizin bu güzel ve yaradı yurdumuzla ...
-          Sayı azalıyor, bence gitikçe de azalacak, biraz beyin fırtınası, alkol terapi merkezinde gibiyiz. Insanlar sıkıntılarını arttıkça gelmemeye başlıyorlar. Iki ay sonra buralarda oturamayacağız. Mit yasasını geçirince zaten yasak olacak. Parti kurulması konusunda herkes hemfiir, parti kurmak çok zor. Herhangi bir partiye 1-2 kişi giderseniz sesinizi kısıyorlar. Eğer partilerde sesimizi duyurmak istiyorsak toplu halde gitmemiz gerekiyor. Ancak o şekilde kendimizi ifade edebileceğimizi düşünüyorum. Ilçelerde aslında 15-20 kişinin tekelinde. 30-40 kişi gidersek orayı ele geçirebileceğimizi düşünüyorum. Partilerde baskı grubu oluşturabileceğimizi düşünüyorum. Ön seçim, aday adaylarda ön seçim yapmak istiyoruz. Evet mit, alkol yasasını tartışalım. Buradaki grup genel olarak internete ulaşımı olan bilgiye erişimi olan insanlarız. Çok hızlı aksiyona geçmeliyiz. Artık broşür mü basarız. Occupy partiler şeklinde bir kampanya başlatalım. Ama 1-2 kişi az, 30-40 kişi gidelim. Yapabileceğimiz başka birşey yok kısa sürede.
-          Herkeste gerginlik seziyorum, sebebini tahmin ediyorum. Bir kendimize güvenimiz gelsin. Biz çok önemli birşey başardık. Ekonomik sistemde ciddi sıkıntı yaşandı. Bundan sonraki hareketlerde halkın benzer taleplerinden çekineceklerdir. Bu sürcin keyfini çıkaralım bir taraftan.
-          Bir de insanları geren bir şey bir sonuç için bildirim hazırlıyoruz. Bu bildirim gerekiyor mu? Ben aslen hepimizin mutabık kalacağı bir metin olması grektiğini düşünmüyorum. Ulaşılabilir küçük hedeflere ulaşıp motivasyonumuzu sağlamak istiyorum. Ciddi şekilde yaralanan gözünü kaybeden insanlar oldu. Bize bir hasta bulsun, bir tanesinin tedavi masraflarnı üstlenelim. – gözle ilgili olarak romada bir kliniğin tedavi masraflarını karşılayabileceği söylemişlerdi, uçak masrafını karşılayabiliriz.
-          Deklarasyonu yazma fikrindeyim ben. Siyasetin bir strateji işi olduğunu düşünerek, deklarasyonu bir strateji belirleyip diğer forumlara da ortak ses için minimum müştereklerde buluşmayı duyurmuş oluruz. Israrla bazı şeyleri değiştirmemekte fayda görüyorum. Ilk 5 maddeyi değiştirmemek, virgülüne bile dokunmadık. Başörtüsü meselesinde pınar’ın önerisi bende bir fkir oluşturdu. Bence başörtüsü stratejik olarak doğruydu, cemevleri vs doğru önermeler. Madde olarak değil, girizgahta geçer, buna sahip çıkacağımızı söyleriz. 6. Madde, seçim barajı kaldırılsın, seçim yasası değişsin idi. Biz sıfır noktasına dönebilmek için bunun baskı unsurunu yaratmalıyız.
-          Bu olaylar başlamadan çok endişem vardı, artık azalmış durumda. Bu park bir sürü yerde insanlar konuşuyor, ben sabırlı olma taraftarıyım. Farklı insanları buraya buraya çekerek bilgilenmeye çalışalım. Hoşgörü ve sabır.
-          Başörtüsü demeyelim, kişisel özgürlük diyelim.
-          Bir proje taslağı oluşturduk, eğitime gönül verenler olarak. Eğitimci olmak isteyen herkesi bana veya sinan arkadaşıma ulaşmaya davet ediyorum. Facebook grubunda varım.
-          Yerel seçimlerin çok önemli olduğunu düşünüyorum. O bize iktidarı getirdi. O iktidarın müjdeleyicisi olabilir, yerel seçimler bence boş değil, herkesin yakın gördüğü partiye oy vermesinin doğru olduğunu düşünmüyorum. Türkiye işçi partisi behice boranları ve refah partisini gördü. Refah partisi, az milletvekiliyle bir çok şeyi başardı ve meclisi kitledi. Madem bizim seçim barajları konusunda bir dileğimiz var, daha keskin ve net tavırlı olmamızı diliyorum.  Herkes bir partiye kerhen oy veriyor olabilir. Seçim barajı indikten sonra insan gönül rahatlığıyla istediği yere oy verebilir. Seçim barajı seçmenlerin önündek en büyük engeldir. Ben liberal değilim, fakat herkesin özgürlüklerinden yanayım. Evet o başörtüsü önerisini verenlerden biri bendim, evet herkesin özgürlüğü üzerinde odaklanalım. Alevi, kürt, eşcinsel, bizim ötekileştirdiğimiz her kimse ... liberal değilim. Ihsan eliaçık bir gün gelecek, hafta içi bir gün olacak, muhtemelen önümüzdeki hafta içi. Liberal parti genel başkanını da dinlemek isterseniz, davet edeblirim. Liberal değilim, eğer farklı düşünceleri dinlemek istiyorsak, dinleyelim diyorum.

27 Haziran 2013. Etiler Forum toplantı notları.

Alkol yasası ile ilgili canli kutuphane yapıldı., kamuoyunun sadece alkolün otobanlarda ve 22:00’dan sonra bakkallarda satılmaması konusunda bilgilendirildiği ve ekonomik ve kültürel etkilerinin çok daha büyük olduğu konusunda bilgiler verildi.

-          Imkansızlıkların farkına varıyoruz. Bir yerde bir adım atmamız lazım. Bu manifestoyu mükemmele ulaştırmamız imkansız. Içinde çok kötü birşey yoksa bunu diğer parklara yollayalım, bu adımı atalım ihtiyacımız var. Ethem sarısülük’ün katil zanlısı tutuksuz yargılanmak üzere tutuklandı. Sadece ailesinin katıldığı insanların davası olarak kabul etmiyoruz. Bu dava milyonların davasıdır, demokratik hak ve özgürlükleri savunmayla alakalı bir davadır. Pzartesi 12:30’da çağlayan adliyesine bu dilekçeler verilecek. Siz de katılıyorsanız bu dilekçeleri imzalayabilirsiniz. Taksim dayanışması bizleri Cumartesi de Taksim’e davet etti. Saat 19:00’da.
-          7 temmuz’da da gazdan adam festivali var. Sanatçılar, Istanbul barosu katılacak. Akp’nin bu süreçte uyguladığı şiddeti protesto edeceğiz, demokratik taleplerimizi yineleyeceğiz. Bence bu forumlar yerel konulara eğilebilmeli, ama diğer forumlarla da bir araya gelebilmeli. O yüzden onlardan fikir alacağımız ve onlardan fikir alacağımız ortamlar da olmalı.bence bunun ilk adımı çağlayan’da olacak. Sonraki 7 Temmuz’da olacak.
-          Istimlak yasası, torba yasası ile ilgili. Bildiğim kadarıyla 17 tane yasa geçti bu torba yasanın içerisinde. Ve torba yasa sunulursa, teker taker değil torba olarak olabilir. Bence alkol yasası çok büyük bir kamuflaj olabilir. Istimlak yasası da bu torbadadır. Bundan once elimizde olan mülk devlet tarafından el konmak istendiğinde değerinden düşük olursa bedele itiraz edilebilirdi. Herhangi bir inşaat varsa, inşaat durdurulurdu. Şimdi inşaat durdurulmayacak. Ben mobilyacıyım, 2 ustamla ve köfteciyle konuştum. Şöyle ikna edebildim: sizin elinizde 100 milyarlık bir arsa varsa, devlet 10 lira vererek alabilir.
-          Kamulaştırma yasası. Bütün bedele yönelik itirazlar şu andan itibaren durduruldu. Kamulaştıran makama bir dilekçe verip uzlaşma istememiz gerekiyor. O makam bize 6 ay içinde cevap verecek. Eğer ki uzlaşabilirsek, bize orayla ilgili bedel ödenecek, ama makamın parası varsa, yoksa taksitlendirilecek. Fakat taksidin ne şartlarda olacağı belli değil. Eğer anlaşılamazsa yine dava açılabilecek. Bedel isteyemiyoruz diye bir şey yok.
-          Kaldırım ve vale eylemi ile konusuna gidilmesini istiyorum. 9 gündür buradayım, 21 gün kaldı. 44 tane forum var, taksim gezinin bundan sonraki hareket nedir? Ben bu enerjiyi niçin veriyorum bilme istiyorum. Kaldırım hareketiyle ilgili, ufak hareketlerin bizi güçlendirebileceğini ve bir umut tohumu ekilebileceğini düşünüyorum. Alkol yasasını değiştirmek ben çok isterim ama meclis çoğunluktayken önümüzdeki 24 ay hiçbir şey yapılamayacağını kabul etmemiz lazım. Bu insanlar o kadar vurdumduymazlar ki. Yerel seçimleri hiç konuşmuyoruz. Önümüzde 7 ay kaldı.
-          Burda güzel bir ortam var ama kişi sayısı az. Deklarasyonla ilgili ne kadar çok şey söylersek o kadar başarma ihtimalimizin az olacağını düşünüyorum. Bence gösteri hakkına odaklanalım.
-          Çok fikir var, bir münazara şekline getirebilirsek, o konuyu çalışıp gelirlerse, o konuda bir tezi savunabilsem burda, bu şekilde seyirciyi ve insanları kazanmaya çalışsak, çok daha etkili birşeyler yapabileceğimizi düşünüyorum. Benim en büyük talebim, arkadaşların daha da fazla inisiyatif alması, konuların dağılmasına izin vermemesi. Ikincisi, daha bilgli bir şekilde konuşmamız, önceden çalışmamız. 3-4 gün öncesinden belirleyelim. Insanların çok araştıramadığını düşünüyorum.
-          Geldiğimizden beri en somut yaptığımız şey, bugün dağıttığımız dileçeler ve oylayıp deklarasyon yapılması. Benim bir önerim var: buradaki herhangi bir yere Beşiktaşta kaybettiğimiz insanlar adına ağaç dikeriz, önüne plaketler koyarız. Uygun görürseniz, ağaçları da biz alırız, buluruz, buraya da ekeriz. Ihsan Eliaçık bu hafta değil önümüzdeki hafta içi günlerden birinde bizim misafirimiz olacak.
-          Ilk başladığı günden beri burada çok güzel fikirler ortaya çıkıyor. Yalnız birbirimizi ikna edicek şekilde değil, buradaki olmayan insanlara etki edecek şekilde yönlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Ben cihangir foruunu gördüm, çok beğendim. 20 madde yazmışlar, 20 grup var. Bilgi iletişimle uğraşan arkadaşların bu konuda etilerforum’u nasıl aktarabiliriz, bunun için bir grup yapmışlar. Ikinci grup gazeteciler için bilgi yapmışlar. Ben buradaki bilgilerden bazı şeyler öğrendim, amaç dışarıya nasıl duyurucaz bunu planlayarak geçirmemiz lazım. Benim önerim, gruplarımzı ulaştıralım. Bilgi işlem, basın, yurtdışına çeviriler, hukukçular varsa mücadelemizi hukuk anlamında nasıl düzenleyebiliriz onlar olsun. Mesela nasıl eylem yapabiliriz bunu planlayalım. Fikirler yazılıyor, yazıp paylaşılıyor. Etilerforum’un grup planlarını nasıl yapalım, kendi özel grup alanlarında fikir üretsinler.
-          Burda bizi bir araya toplayan asgari müştereklerdir. Bence ayrılık noktalarını değli de bunlara vurgu yaparak. Mesela bildirgede benim de bazı şeylere itiralarım var. Ama genelde şiddetle itirazım yok. Yerel seçimleri konuşalım diyorum. Çok fazla zaman kalmadı. Basın seçim ihtimalinden de konuşuluyor.
-          Bilgi alışverişi var, her şey uygulamadan geçiyor ne yazık ki. Bu da siyaset. Anayasa konuşuldu, kızanlar ve gürleyenler yazlığa gittiler. Akp hep işin başını bekleyerek kazanıyor. Bizim seçimlere de odaklanmamız lazım. Sandığı beklemek... belki bu aktivistler geziyle olan şeyler, belli yerlerde partilerin diğeri adına feragat etmesi, bir adayda birleşmesi gibi. Madem bir ay sonra da dağılıcaz,zaman zaman inşallah gene toplanılır bilmiyorum ama... uygulamada önemli konulardan biri olsun. Başka birşey daha söylemek istiyorum, bu toplum mühendisliği lafı çok var, akp mahallelere kadar gitti, biz hep kapalı gruplar içinde konuşuyoruz. Bir ara söz edilmişti, eğitim için gidilse diye. Bu halka ulaşmanın da planlarını burada konuşmamız lazım, bunlar çok önemli. Biz biraz artık kabuğumuzdan çıkıp bunun yöntemini de konuşmamız lazım.
-          Once esnafa uyarı yazısı yazalım, o tarihe kadar bekleyip, sonra o tarihte imza toplayıp hukuksal başvurumuzu yapalım.
-          Bir sürü partinin gençlik kolları var, bunlar daha esnek. Büyük etkisi var. Bence bu partilere buradan genç arkadaşlar olarak bir grup olarak gidersek ben etkili olacağına inanıyorum. Facebooktan bir grup da oluşturulabilir. Dikkat ettim Abbasağa parkının ayrı bir twitter accountu var, bizim neden yok? Twitter daha iyi olur. Hemen alıyoruz.
-          Çalışma grupları oluşturalım. 5 tanesini seçeriz, onu nasıl hayata geçiririz ona bakarız. Saat 9’la 10 arasında lazım olanlar söylenir, biz bunlar üzerine fikir üretiriz.