26 Haziran etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
26 Haziran etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Temmuz 2013 Pazartesi

Mersin Forumu Notları (26 Haziran)

tahmini 200-300 kişi

saat 20:30'a doğru havuz çevresinde toplanıldı. (yürüyüşe kadar olan konuşmaların notları yok, ulaştıran olursa tamamlanacaktır)

21:00 gibi her gece olduğu gibi forumun çıkışına doğru yürüyüşe geçmek isteyen kitleye polis barikat kurdu. bir süre barikatın önünde oturma eylemi yapan gruba polis anons yaparak dağılma uyarısı yaptı. polis amiri avm müşterisini rahatsız edip, çocukları korkuttuğumuzu iddia etti. direnişçilerin sözcüsü kendisine halkı asıl korkutmaya çalışanın onlar olduğunu söyledi. oturma eylemine bir süre devam eden direnişçiler barikatın açılmaması üzerine avm'ye yönelerek içeride yürüyüş yaptı.  daha sonra tkrar havuz alanına dönen grup foruma başladı. forumda söz alanlar özetle şu konulara değindiler:

  • İlk söz alan kadın arkadaşımız akp'nin gördüğü tüm hükümetler arasında en hukuk tanımazı olduğunu söyleyerek tayyip erdoğan'a “İnşallah sonun kaddafi'ye benzer” dedi.
  • başka bir kadın tayyip'in eylemcilerin başörtülülere saldırdığını iddia ettiğini fakat bunun yalanlanması ve eylemciler arasında başörtülü kadınların da olmasının ezberleri bozduğunu söyledi.
  • olimpiyatlarda görevli olan biri olimpiyatların ilk gününde ünlü birinin (isim vermeyeceğini söyledi) tayyip'e hakaret ettiği gerekçesiyle dışarı atıldığını anlattı.
  • forum sunucusu “ermeni'yi dövdürmeyecektik” (http://www.supermeydan.net/forum217/thread80754.html) fıkrasını anlattı ve direnişçilerin meselesinin birbirini dövdürmemek olduğunu söyledi.
  • bu mücadelede yitirilenler anısına bir direnişçinin getirdiği mumlar yakıldı.
  • pazar günü yapılacak olan halk yürüyüşüne çağrı yapıldı.
  • söz alan bir kadın “akp demokrasisi toma'lar ve 2 tabur polisten oluşuyor. onların tarihini de çok iyi biliyoruz, onları bu halkın elinden kimse kurtaramıycak” dedi.
  • konuşmacılar sık sık polislere seslendi. “madem anayasaya bağlısınız, anayasal gösteri hakkımızı kullanmamızın önünde nasıl engel olursunuz?”diyen bir direnişçinin ardından söz alan bir annemiz müdahelelerde gençlerin önüne geçerek polise “halkın polisi olun, necdet menzir olmayın, hayri kozakçıoğlu olmayın. devlet sizi kullanır, işinizi bir kurşunla bitirir, halkın polisi olun” dedi.
  • direnişçi sözlerine kürecik'teki füze kalkanlarına karşı yeterince ses çıkmadığını söyleyerek devam etti. “direnişe kadınların üstünden dil uzattılar. onlar müslüman değil kindardır. halkı bölmek istiyorlar. yazıklar olsun mersin halkına. yürekli olun sokaklara çıkın”
  • forum avm'nin “eyleminizin yanındayız ama gidin başka yerde yapın” mesajı üzerine “forum avm bizim yanımızda değildir, orda eylem yapmamızı istemiyorlarsa bunu bize değil işbirlikçilerine söylesinler” dendi.
  • akp içinden çatlak seslerin çıkmaya başlaması değerlendirildi ve olumlandı.
  • 82 yaşında olduğunu belirten bir kadın direnişçi “bugüne kadar yurdunu milletini böylesine sevmeyen bir başbakan görmedim.” dedi ve yabancılara satılan işletmelerin bir listesini okudu. “bu paralar nereye gidiyor” diye soran direnişçi, başbakanın 8 ülkede hesabı olduğunu belirtti.  bir istiklal savaşı gazisinin kızı olduğunu söyleyen başka bir direnişçi ise tayyip'e yönelik  “göreve geldiğinde hiçbirşeyin yoktu, şimdi nasıl dünyanın 7. en zengin başbakanı oldun?” diye sordu “yetimlerin, hepimizin hakkını yedin. bu halka çektirdiklerin yüzünden bu halkın elleri öbür dünyada da bu dünyada da yakanda olucak” dedi.
  • bir başka direnişçi yunanistan polisi alexis'i vurduğunda uygulanan yaptırımları hatırlatarak türkiye'de adalet olmadığını vurguladı ve göstericilerin her zaman barışçıl davrandığını ekledi.
  • söz alan bir genç geçmişteki n.ç. davasını ve bingöl'deki tecavüz davasında itirazlar üzerine sadece 1 uzman çavuşun tutuklanmasını lanetledi. bu  hükümetin sanatçılara karşı çok saygısız olduğunu söyleyen direnişçi genç fazıl say ve mehmet ali alabora'nın başına gelenleri hatırlattı. bu ülkede düşünceleri veya etnik/dini kimliği yüzünden katledilen sevağ balıkçıyan, uğur mumcu ve turan dursun gibi insanlar için bir dakikalığına alkış tutmayı öneren direnişçinin önerisi kabul edildi. kitle ayağa kalkarak bir dakika boyunca özgürlük ve demokrasi şehitleri anısına alkış tuttu.
  • söz alan 2 küçük kardeşimiz ise “tayyip türkiyeyi ele geçirmek istiyosa avcunu yalasın” ve “başbakan halkından korkmasaydı özgür kanallara para cezası ve korkutma amaçlı kötü laflar etmezdi” dediler.

6 Temmuz 2013 Cumartesi

Londra Gezi Forumu Notları / London Gezi Forum Notes (26 Haziran/June)

These minutes are organised in the following sections:
  • Events {see events page on this blog}
  • Petitions {see petitions and campaigns page on this blog}
  • Resources {see resources page on this blog}
  • Actions list (includes actions for the next forums, examples from actions that are currently being undertaken, and calls to join others’ actions) (some of the actions are in question format to encourage thinking on these issues until the next forum)
  • General discussion notes
  • The next forum
Within each section, individual items are noted in the order they’ve been talked in. The order does not signify priority. The exception is events, which are listed in chronological order.

ACTIONS:
Moris Farhi, Murat Kavur and about 50 other authors will be publishing an open letter to the PM Erdogan in The Times
**
In Trafalgar Square, protesters used art: examples of chalk drawings at Trafalgar communicating information / caricatures / jewish and pakistani persons added / we didn’t have any material to give to people / talked to them in person we will do this every weekend, hopefully, with other painters too.
**
Write to people such as Mark Thomas, Stefan Fure – European Commissioner, Occupy London.
**
Occupy London said they will help finding secure ways of using the internet. For example, there is a RISE UP email service which needs referral to be joined.
**
We can learn from Occupy London on how to run meetings to integrate opposing views. We can invite them to one of our forums. This is being actioned.
**
Communicate this with the British society as a whole and other immigrant groups. We should also be involved in the political movements in Britain, e.g. standing against the EDL.
**
We should all attend all forums, wherever we are allowed to speak we should go
**
We can show films of togetherness as part of these forums. An example given was the film “Ekumenopolis”
**
Two participants who met at the forum will be editing two short films from the footage they have from the streets and from the Turkish media.
**
Two other participants announced their project on preparing a theatre play using interviews with people, which can also link to Brazil and the UK. They called for others interested in the project to be in touch with them.
**
We should organise workshops on understanding and counteracting discrimination. Need to explore who can provide such a workshop and when.
**
Read more and base our argument and discussions on a more scientific basis. For example, recommended readings: Stephanos Yarasimos “Turkiye’de az gelismislik sureci”…Richard Sennett “Together”.
**
How can we put these things together and help them? Is the page in The Guardian most important? It’s a huge amount of money / instead shall we help some people hire lawyers?
**
How can we ensure that the forums are open to everyone and everyone can feel they can come and contribute (not only those with higher education)?
**
How can we make more imaginative use of all sorts of arts? (something new, interesting, carries on the Gezi spirit)
**
Get advice on how to communicate with AKP supporters in the UK. Then why not invite some AKP supporters to these forums? Let’s ask them do they really mind that much if couples sit on each other’s laps or kiss in public?

GENERAL NOTES
The platform was introduced: questions what’s happening / can we help / what would be most effective / connect what’s happening in Turkey and the UK / weekly here at Arcola or elsewhere / voices to be heard / there are many forums here. this one is open to and has the potential to include everybody as no political background / organisation / aiming to develop the capability in acting in a faster way and get to know each other face to face to deepen our relationships / these platforms are chaotic, inclusive, creative
One of the participants gave a personal account from Gezi: I was there from day 1, start was May 1, Taksim pedestrianized, march not allowed, 500 people who couldn’t march…throughout May, many interventions by the government. At first, there were about 200 people in Taksim, similar number who protested the demolition of Emek Cinema. Those were mostly actors and artists. Shop keepers were complaining not realising that cinema brought 2000 people into the area every day. So, I didn’t want to get involved in Gezi. But by 4-5 am police gassed Gezi Park (31 May), so I spent 48 hours resisting around Nisantasi…never seen such a crowds…50000 people…in the morning i spoke to the police, i said we will go into the park, even crossing barricade….48 hours in the streets, over the barricades…eventually entered the park…after the first few days PM left the country on his North African trip…President and head of the parliament asked police to leave the square…park became like a Paris commune….but then PM decided to retaliate as a show of strength. Protests by young people who are not affiliated to politics, would have finished by now if PM had not retaliated. Then it became an issue of honour….Brazilians were marching with Turkish flags, not having a leader is better, because if you lose leader the movement will finish…79 cities in Turkey it’s continuing….the end will be as surprising as the beginning.
A participant asked the following question: Interested in connection (of resistance in Turkey) with austerity movement in the UK: agendas are different and if the agenda is too wide, connection will dissipate the issue?
The discussions that followed (as you’ll see from the action points) have argued that connection with the UK politics is important to raise global awareness of what’s happening in Turkey and also to learn from the experiences here (union movement, people’s assemblies that are happening now).
A participant read the Gezi Solidarity demands. Taksim’s demands are universal which have correspondence in the UK.
There was a discussion about the situation of different groups within the Turkish speaking community in the UK. Whether or not they should all be brought under the same umbrella and the pros and cons and practicality of this was discussed. While there was no voting / concensus building, the general tone of the discussion ended on the following points:
- There are different groups
- Everyone needs to respect others
- Variety is a good thing as was seen in Gezi: this adds variety / creativity / we create an initiative, different kind of togetherness which melts into one – even the supporters of different football teams can continue to support their own teams but work together
- Different forums and other activities are fine, feedback between them needs to be established to avoid inefficiency / duplication of effort / mixed messages etc.
A participant reminded us that the following has been key at Gezi: sharing, resistance, and wit. In London there is no violence to bring us together, but we still need to work together. The same participant also said that the creativity of the resisters is being imitated (omuz omuza slogani). Finally, this participant added ‘the solidarity that we saw in Gezi and elsewhere recently, was first seen during the Tekel strike/resistance in 2009-2010. This had lasted for 78 days and different people came together.
A participant who only recently moved to London said: we need to learn new ways to campaign. The old ways like petitions are not sufficient. This is a period of peace-making as well as resistance. So we are learning to accept each other’s differences. Therefore, communication about Gezi movement should go beyond the Turkish speakers and usual political sides but should include everyone.
A participant said this is a new process and a period for all of us to get to know each other, and also be involved in the politics in Britain, and focus on what we can do from here.
A participant said we need to learn from the young people in Gezi. They don’t have long-standing ties with the past / established parties etc. this gives them freedom. We must get feedback from the young people in Gezi on our forums and actions.
Gezi created real people’s democracy – not just about electing their representatives…to ensure the movement is sustainable, without moulding people into one type, separate local forums should continue.
Instead of doing brochures that show violence, use art. There are many brochures with violence on it, what can we do to make Taksim different. People in Taksim are already achieving this we need to learn from them.
A participant said: I am so glad to be here today…my life has stopped, been on laptop. i’ve learnt how to tweet. We need to stress: 1. police attacks were very brutal. 2. legal system is lost – they took lawyers from the courthouse 3. they arrested doctors for helping protesters (even as late as yesterday because they carry stuff that they can help people with) and 4. media – no coverage

3 Temmuz 2013 Çarşamba

Heybeliada Forumu Notları (26 Haziran)


Heybeliada Forumu'nun ikincisini moderatörsüz, yani söz alan kişinin konuşması bitince bir başkasına söz vermesi yöntemiyle ve ikramlar eşliğinde yürütmeyi başarıyla uyguladık. Açılışta diğer forumlara ilişkin bilgiler paylaşıldı ardından genelde ve yerelde pek çok konu/sorun/bilgi/öneri gündeme getirildi. İki saatlik sürenin yetmediği, hafta içi olmasına rağmen katılımın her anlamda yoğun yaşandığı bir forum yapıldı. 

GENELE Yönelik Düşünce ve Öneriler:

- Varılan ortak nokta ötekileştirmenin kötü olduğu ve iletişimin gerekliliği. Biz ve onlar gibi ayrımcı kelimelerin kullanılmaması. Mikro düzeyde iletişimin arttırılması.
- 2008 yılında uyum yasaları ile birlikte Avrupa İnsan Hakları sözleşmesi imzalanmıştır. Bu sözleşmeye göre tüm yurttaşlar istedikleri yerde gösteri ve toplantı yapma hakkına sahiptir. Polisin yaptığı tüm hareketler kanun dışıdır ve yasalara aykırıdır.
- Hükumet tüm plan yetkilerini Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na vermek üzeredir. Yani kamuya ait yeşil alanlar ve sit alanları üzerindeki plan yapma yetkisi bundan sonra belediyeler ve koruma kurumları yerine Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nda olacaktır. Bu da orman alanlarının ve kıyıların çok daha kolay ve hızla betona dönüşmesine neden olacaktır.
- Türkiye deneyimlerine göre ilk defa kitlesel bir durumla karşı karşıya kalınmıştır. İlk defa kalede değil, penaltı noktasında bulunan halk biran önce akılcı çözümler üretmelidir. 
- Herhangi bir siyasi parti oluşumu genişlemiş olan sayıyı daraltabilir, parti yerine sivil toplum örgütleri daha iyi olabilir. 
- Her geçen gün daha fazla boğuluyor gibi hisseden, daha fazla hayatının sınırlandığını, yaşama alanlarının daraldığını hissedenler için "forumlar" bir nefes alma alanıdır. Bir tespite göre, parayla vahşileşen sisteme hep beraber "hayır" diyebilmenin gücü ve rahatlığı insanların antidepresanları bırakmalarına yaramıştır. 
- Çalışma gruplarının oluşturulması ve bir sonraki forum için bir gündem belirlenmesi ve ön çalışma yapılması. 
- "Gezi ruhu"nu kaybetmeden, hep beraber paylaşarak ötekiyle bütünleşmek. Farklı görüşte, farklı inançta daha çok kişinin forumlara katılımını sağlamak. 
- Forumlar belli bir kitlenin toplanma alanı olarak görülüyor. Bu algı değiştirilmeli. 
- Forumlarla sınırlı kalmayıp herkesin tatile gittiği alanlarda konuşmaya ve çevresini bilgilendirmeye devam etmesi gerekiyor. 
- Ekonominin yükselişinin yurtdışındaki yatırımcılar tarafından yalnızca yüzeysel olarak izlenmemesi, daha derine inilip gerçeklerin araştırılmasının gerektiği. 
- Devletin tarih boyunca hep aynı olduğu; şimdiki akımın neoliberal, daha öncekinin de monarşi olduğu üzerinden, devletin istediği herşeyi zorla zorbalıkla yaptığı ve yapmaya da devam ediyor oluşu.
- Kıyıların kullanımının temel insan hakkı olduğu, istenildiği gibi işgal edilemeyeceği.
- Zaman kaybetmemek adına herkesin forumlara çalışıp gelmesi, düşünüp, fikir üretmesi.
- Adalar arası ve kendi içimizde daha yoğun bilgi paylaşımı.
- Bir diktatörü devirebilmek için %30’la %100’ü yönetemeyeceğinin gösterilmesinin önemi. 
- Twitter ve facebook hesabı olmayanlar, edinmeli. Gezi ruhu sosyal medyadan takip edilmeli.
- Çok seslilik içerisinde kan kaybı olabilir, önemli olan enerji ve birlikteliği kaybetmeden icraata geçebilmek.
- Forumlarda alınan notlar belediyelerle de paylaşılmalı.
- Çalışmaya ve düşünmeye öncelikle “neyi istemiyoruz?”la başlanmalı.
- Yerelden genele doğru sorunlar çözülmeye başlanırsa daha sağlıklı ve başarılı olunabilir.
- Karşılıklı polemiklere yer verilmemeli.

YERELE Yönelik Düşünce ve Öneriler:

- Ramazan ayında gıda paketleri hazırlanıp, çok ihtiyacı olduğunu bildiğimiz ailelere dağıtılabilir.
- Büyük bir iftar sofrası kurulabilir. 
- Heybeliada'nın önemli yapılarından Sanatoryum ve Ruhban Okulu'nun kapatılmasının ardından Deniz Lisesi'nin de kapatılma planları ile Ada, turizm adına boş bir macera alanına dönüşmüş durumdadır. Önümüzdeki yıllarda büyük rant projeleri tehlikesi altındadır. 
- Vapur saatleri, özellikle her gün işe ve okula gidip gelen insanlar için bir problem. Vapur ve motor ücretleri de çok yüksek. Diğer adalarla birlikte ortak bir çalışma yapılmalı.
- Tüberküloz tedavi protokolünün değişmesi nedeniyle Sanatoryumun açılması şimdiki sağlık sistemi içinde imkansız. Bunun yanında kesin olmamakla birlikte Sanatoryumun haremlik-selamlık olarak kurulacak bir otel olarak değerlendirileceği belirtildi. 
- Halk Kütüphanesi, Sanatoryum gibi korunması gerekli mekanlar için bir taraftan bilgi toplarken diğer taraftan o alanlarda eylemler yapılmalı. 
- İlk eylem Halk Kütüphane'sinin bahçesinin temizlenmesi, tarih 6 Temmuz 2013. Bu amaçla yaygın duyuru yapılması. 
- Saydam olmayan konuların listesinin çıkarılması. Önce bilgilenme, sonra ilgilenme.
- Sahillerin parsellenmesi Orman ve Bayındırlık Bakanlıklarının kiralama sistemi ile gerçekleşiyor. Milli Emlak ve Belediye de zaman zaman işin içine giriyor. Belediye, Orman Bakanlığından ya da Milli Emlak'tan bir yer kiralıyor, ardından onu başka bir kuruluşa kiraya veriyor ve dolayısıyla para vermeden ne sahile ne ormana girilemiyor.
- Kaymakam ile yapılan bir görüşme aktarıldı. Bu görüşmeye göre Kaymakam, adalıların bir “adalı kültürü” oluşturduğunu, kimseyi dinlemediklerini, adalıların yapılacak yeniliklere karşı çıktıklarını, örneğin adaların birbirine bağlanmasını, adaların İstanbul’a bağlanmasını istemediklerini söylüyor. Adaların boşalmasını tamamen bu nedenlere bağlıyor. Bunun üzerine kaymakama sorulan soru “Belediye’den aldığınız sağlık binasına 24 saat hizmet verecek sağlık ocağı sözü verdiğiniz halde neden yapmadığınızı açıklayacağınız yerde neden adalı kültüründen bahsediyorsunuz? İnsanların adaya gelmemelerinin asıl nedeni sağlık sorunu. Devlet vatandaşın sağlığını düşünmek zorunda. Biz Adalar’da sizin medeniyet anlayışınızı istemiyoruz. Araba istemiyoruz, İstanbul’a bağlanmak istemiyoruz”. Bu soruya Kaymakamın yanıtı “hükümet politikası ne yapabilirim?”. Yıllardır var olan politika: Adalarda nüfusu azaltmak, İstanbul’a bağlamak daha sonra istedikleri gibi rant düzeni kurmak ve ormanların 4/1’ini inşaat alanı olarak kullanmak.
- Esnafa bir duyuru; Ülkede Cumhuriyet olmadan kime ne satacaksınız?
- Heybeliada forumlarında tutulan notlar facebook üzerinden “Heybeliada Forum”da, Adalar forumları “Adalar Postası” sayfasında, tüm forumların notları “Parklar Bizim” ve “Direniş Forum” sayfalarında paylaşılıyor. Ayrıca Heybeliada forumları sahildeki panoda da paylaşılacak.
- İstanbul’un tamamı sit alanı olan tek ilçesi Adalar. Buna rağmen Yassıada sit alanından çıkartıldı ve turizm alanı ilan edildi. İtiraz için Adalar Belediyesi çalışma ve hazırlık yapıyor. Şehir Bölge Planlama da itiraz edecektir. 2 tane resmi itirazın yanında Ada halkı olarak da neler yapılabileceği düşünülmeli.
- Ada içerisinde kitaplar paylaşılabilir, okuma alanları yaratılabilir.
- Adanın ilk ve en önemli sorunu sağlık hizmeti. Doktor yok, sağlık ocağı 24 saat çalışmıyor. Kazalara müdahale yapılamamasının yanında aşı gibi temel hizmetler bile verilemiyor.
- Çocukların doğru dürüst okulları yok. Okullar arası ulaşım şartları çok kötü.
- Sağlık sorunları çalışma grubu, ulaşım sorunları çalışma grubu oluşturulmalı.

Teşekkürler

29 Haziran 2013 Cumartesi

Ankara Batıkent Forum Notları (26 Haziran)


Batıkent forumdan çok serbest kürsü havasında gidiyor.
Biraz hızlıca çalakalem aldığım kısa notlar:

* Eylemlerimizde çeşitliliği sağlamalıyız, evinde oturan kitleyi çekmek için konser vs. organizasyonlar düzenlenmelidir. Direnişe halihazırdaki kitlenin dışındakileri katmaya çalışmalıyız. (Bunun tam tersini söyleyen bir ablamız da vardı: insanlar acı çekiyor, içimiz kan ağlıyor, eğlenmek yerine örgütlenmeye ağırlık vermeliyiz)

* Genel olarak sitelerde, mahallelerde örgütlenmeyi yaygınlaştırma, aktivitenin siyasi boyutunu artırma yönünde bir eğilim vardı. Bu forum ve örgütlenmelerin birleştirilerek belki bir partiye dönüşmesi ya da halkın ortak adaylar belirleyerek seçimlerde bunları desteklemesi yönünde çalışma yapılmasını isteyenler oldu.

* Batıkent Yürüyüş'lerinin daha disiplinli yapılmasını isteyenler oldu: Kortejin pankartın arkasında, düzgün ve kolkola girerek yürümesi, slogan atılırken müzik çalınmaması... Ayrıca yapılan etkinliklerin duyurusunun iyi yapılamadığı, forumların çok geç saate kaldığı, daha erkene alınması gerektiği konusunda şikayetler vardı. Etkinlik duyuruları için Dayanışma Platformu'nun facebook grubunun kullanılabileceği, moderatörler tarafından belirtildi. Benzer bir çağrıyı ben de yaptım, BatıkentForum sayfasından da bu etkinliklerin duyurulacağını belirttim.

* Direniş için fon oluşturulmasını önerenler oldu. Bu fonlardan cezaevine düşen, yaralanan kişilere yardım yapılması, ailelerinin yalnız bırakılmaması önerildi. Ancak izleyenlerin bir bölümü gördüğüm kadarıyla yardımların doğru yere gideceği konusunda şüpheli.

* Batıkent'teki hukukçuların açılan davaları takip etmeleri ve destek olmaları konusunda bir çağrı yapıldı.

* AVM ve Medya Boykotuna destek istendi. AVM'lerin ya yabancıları ya da cemaatin elinde olduğu vurgulandı.

* Bir arkadaş, Petrol Yasası, Arabuluculuk Yasası (bunu bilmiyorum?) gibi AKP'nin bu olaylar sırasında arada kaynattığı yasalara dikkati çekti. Arabulucuk Yasası ile ilahiyat mezunlarına iş imkanı yaratılacağını farketmemizi istedi.

* Bir öğretmen, 4+4+4 yasasından bahsetti, AKP'nin eğitim alanındaki oyunlarını ancak Öğrenci-Öğretmen-Veli üçlüsünün birlikte aşabileceğini belirtti.

* Biber gazından etkilenen kişilerin akciğer filmi çektirip İHD'ye göndermesi istendi. İnsan Hakları Derneği bu filmleri açılacak davada delili olarak sunacakmış.

* Cumartesi - Pazar Ethem Sarısülük Parkı (Ahmetler Postanesi yanı), Seğmenler Parkı, Kuğulu, 100. yıl gibi yerlerde genel forumlar yapıldığı duyuruldu, Batıkent halkından bu forumlara da katılım istendi.

* Hayat TV, İMC gibi direnişe destek veren kanalların kapatılma tehlikesiyle karşı karşıya olduğu vurgulandı.

* Konuşmalardan bazı parçalar (hatırlayabildiğim kadarıyla):
   - Tutsaklardan selam var. Onlar kendilerine ceza veren mahkemede halaya durarakmahkemeyi direniş alanına çevirdiler. Herkes kendi hayat alanı içinde direnişte olmalı
   - Bu eylem sayesinde sokakta neler yapabileceğimizi keşfettik.
   - Eylem sadece gençlere özgü değildir, biz orta yaşlılar da gençlere destek olmalıyız.
   - Tüm koşturmacaya, yorulmamıza rağmen eylemlere katılacak gücü içimizde hissediyoruz, kendimizi evde durduramıyoruz :)
   - Aslolan halkın kendini yönetmesidir. Batıkent'te direnişin organize edilmesi sadece Dayanışma Platformuna bırakılmamalı, organizasyon komitesi değiştirilmeli, halkın ortak kararlar almasına olanak tanınmalı


Son bir not:
Yürüyüş öncesi Meydan'da bir genç arkadaşımız, gözaltına alınanların marjinal, provokatör ilan edilip yalnızlaştırıldığını, direnişe destek veren halkın içinde bile AKP'nin bu yalanlarına inananların olduğunu belirtti. Direnişin bu noktaya gelmesinde bu insanların öneminin farkına varılmasını ve onlara destek verilmesini istedi. Unutmayın ki Ethem yaşıyor olsaydı muhtemelen o da şu anda gözaltına alınan, tutuklanan arkadaşlarımızdan biri olacaktı. 


Forumun ses kayıtlarına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:


Kısıtlı imkanlarla yapılan kayıtta sıkıntılar olabilir, özür dileriz. Elinde daha temiz kayıt olanların katkılarını bekleriz

Ataevler 4 Mevsim Parkı Nilüfer Halk Forumu Notları (26 Haziran)


Nilüfer Halk Forumu
26 Haziran 2013 / Ataevler 4 Mevsim Parkı

Forum, Günay beyin açılış konuşmasıyla başladı.

Açılış konuşmasında “Tarihsel bir döneme tanıklık yapıyoruz, AKP’nin gerici ve neo liberal uygulamalarıyla baskıcı bir dönemden geçiyoruz. Kamusal alanlar tasfiye edilip, her şey piyasa, kar ve zarar kriterlerine göre şekillendirilmekte. Gezi Parkı’nın yok edilip yerine topçu kışlası yapımı da bu anlayışın ürünüdür. Sabah 05.00’te, yaşamına ve kentine sahip çıkanlara polisin vahşice saldırısıyla ve bu saldırının görüntülerinin sosyal medyada ülke geneline hızla yayılmasıyla, insanlar isyan ve direniş ruhuyla sokaklara dökülmüştür. Evlerinde tencere-ışık eylemlerini de dahil ettiğimizde 5-6 milyon insan direnişe katıldı. Ülke tarihinin en kitlesel ve militan eylemleri yaşandı. Hepimiz, evlerinden eylemcilere limon-su veren Ayşe teyze olduk, üzerine fırlatılan gaz bombasını geri fırlatan genç ve cesur erkekler, kadınlar olduk, tazyikli sudan kaçarken yanındakine çarptığında özür dileyecek kadar da naziktik. Hepimiz Ethem olduk, Abdullah olduk. Bu sürede kaybettiğimiz kardeşlerimizi; Ethem, Mehmet, Abdullah ve İrfan’ı asla unutmayacağız ve unutturmayacağız. Şimdi mücadelenin başka bir safhasına geçtik. Mahallelerimizde, yerellerde, yaşam alanlarımızda katılımcı ve doğrudan demokrasi örneklerini yaşatmak üzere, halkın meclislerini oluşturarak tartışmalar yürüteceğiz. Burada, hak ve özgürlüklerimiz için izleyeceğimiz yolu konuşmak, neyi ve nasıl yapacağımızı birlikte belirlemek üzere toplandık, tarihi her zaman direnenler yazmıştır.” dedi.

Açılış konuşmasının ardından kolaylaştırıcı (söz veren) olarak Can bey kendisini önerdi. Konuşmacıların 3-4 dakikayla sınırlı konuşması ve toplantının 10.30’da sona erdirilmesi kararı, forum katılımcılarının onayıyla alındı ve konuşmalara geçildi.

Foruma yaklaşık 200 kişi katıldı ve 26 kişi söz aldı.

İzettin : İstanbul’da ki direnişlerin sonucu ve onun belli aşamasında buradayız. Tayyip’in otoriter tavırları karşısında dipten gelen bir dalgayla direndik ve buradayız. Siyaseten yok sayılanların meclisi ve direnişidir. İnsanlar yeniden konuşmayı ve yan yana gelmeyi öğrendiler. 4 yılda bir sandık kurularak demokrasi olmaz. Birbirimizi asla hakaret etmeden dinlemeliyiz.

Can : 1 hafta bende Taksim’deydim. Yaşadım ve gördüm. İnanılmaz bir coşku vardı. Gaz saldırısını gezide bekledik elbette gerginlik te vardı, direndik. Gezide kazanmıştık ancak Beşiktaş’ta müdahale devam ediyordu. Gezi parkı bu anlamda güzel bitti. Umutluyum.

Caner: Bursa’da müdahale olmadı. Müdahale olan yerlerde enerji, paylaşım ortaya çıktı. Çevre sorunları, HES’ler, yaşam alanlarımızın yok edilmesine karşı köylerde önceden direnişler vardı. Bu direniş kentlerde ve faşizan baskılara karşı yapıldı. Nilüfer Çayı, Uludağ’ın yok edilmesi konularında, nasıl bir Bursa’da yaşayacağımız konusunda tavır almalıyız.

Gürsel : 68’in çapulcularındanım. 70’li yıllar güzel dönemlerdi. 90’lı gençler bana o yılları hatırlattı. Tepkilerinde doyalı genşlere teşekkür ederim. Gençler yeter dedi. Eğitim, yerel yönetim uygulamaları, sağlık gibi konularda tepki göstermeliyiz. Sağlık ocaklarında iğne-hap kesilmiş. Büyükşehir yasasın nedeniyle köylüler mağdur.

Nesimi : Siyasi yapılar ve meslek odalarında çok fazla genç yoktu. İlgisiz idiler. Ortaya çıktılar ve yaşama sahip çıktılar. Baskıya başkaldırdılar. 90 gençliğinden öğrendik. Umutluyum. Anne babalar gençlere sahip çıkmalı. En doğrusunu, iyisini yapalım. Bu toplantıları takvime bağlayalım. Haftada 1-2 kez yapalım.

Sezgin: 82 doğumlu “Y” kuşağından sınıf öğretmeniyim. Üç işareti-bozkurt,zafer ve yumruk- yan yana gördüm ve beni heyecanlandırdı. Nefretimizi iç savaş varken yanlış yere yönlendirmedik. Doğru yere yönlendirdik. Çiftçi, işçi, emekçi herkesin burada olmak için bir sebebi vardı. İnsanlar çok kolay ayrışabilirler. Etkili muhalefetle insanları bir arada tutmalıyız. Seçimlerde güçlü çıkalım. Tüm muhalefet kesimlerini bir arada tutmalıyız.

Gamze: Organizasyonlar yaparken eksik yapıyoruz. Bu organizasyonu iyi duyuralım. Sosyal medya sayfası oluşturalım. Örgütlü olmayanlar tesadüfi geliyor. Ben bir psikolog olarak toplumun iki kutuba ayrıldığını görüyorum. Direnenler/direnmeyenler. Çapulcular/haklı olalar. Acaba biz de ötekileştiriyor muyuz ? Diğer taraflara da anlatalım, onları kazanalım.

Ali Rıza:  Öğrenciyken faşist saldırı olunca gazeteci ağabeyimiz Yılmaz Akkılıç’ın yanına giderdik. Şimdi yıla sonra onun adını verilen parkta toplandık. Bu kadar insanı burada görmek mutluluk vericidir. Büyük sıkıntı bizi bekliyor. Diktatoryal konuşmalarla halkı bakı altına alan başbakan var. Bu süreç bitmeyecek, devam edecektir. Yapacağımız her şeyi önemseyelim. Karartma yaşanıyor. Ancak sosyal medya ile her şey ortaya çıkıyor. Reyhanlı ile başladılar. Bu söylenenlerin tümü faşizmdir. Gençler siyasete girmelidir.

Seyhan : AKP politikalarından son 5-6 yıldır en çok kadınlar zarar gördü. Ama ben korkmuyorum. Tencerelerimizi boş bıraktı. Kürtaj yasası getirdi. Öte yandan tecavüzcüler mahkemelerde serbest bırakılıyor. Serbestçe dolaşıyorlar. Şeriat olan bir ülkede yaşamak istemiyorum. Kızım zorunlu din dersini almasın. 4+4+4’ te kaygılıyım. Hükümet istifa diyorum. Platform devam etmelidir.

Ferruh : Umudun inadı, inadın umudu eksik olmasın. Marjinaller inadı temsil ediyor. Yeniden umutlandık. Öfkemizi özgür ve demokratik bir ülke mücadelesi için kullanalım.  AKP toplumu bölüyor. Kazlıçeşme mitinginde bunu yaşadım. Farklılığımıza rağmen bir araya geldik. Vicdanımızla ve adalet için ortak paydada buluşup mücadele edebiliriz.  Tayyip’in yalanlarını, Gezi hakkındaki yalanları boşa çıkaralım. Öfkemiz özgürlüğün umudu olsun.

Derya: 31 Mayıs sürecinde korkularımızı yendik. Geleceğe yönelik kazanım olması için mücadele emek eksenli olmalıdır. Katılımcı demokrasi eksenlidir. Egemen güçlerin kararını bu şekilde ortadan kaldırabiliriz.

Sultan: Neden gezi parkında hareket barış söylemiyle ortaya çıktı? İnsanlar ayrıştırılıp bölündü. 30 yıl analar ağladı. Savaş bitsin diyenleri, halkların kardeşliğini Taksim’de gördük. Omuz omuza mücadele ettik. Kapitalizmi teşhir etme fırsatı bulduk.

Esra : Burada olmakla gururluyum. Eğitim sistemine, zorunlu din dersine karşı olduğum için buradayım. Hatay’da olanlar için buradayız. İki kelimeyi bir araya getiremeyen bir diktatörün başbakanlığında bu ülkenin geleceği nasıl olacak düşünemiyorum? Gençler çok duyarlı ve sonuna kadar gitmelidirler. Hükümet istifa etmeli. Şeriatla, diktatörlükle gençlerimizi yıldıramazlar. Geleceğimiz için hükümet istifa.

Gizem : Denizli’de öğrenciyim. Öğrenciler çok fazla düzene karşılar. İçimizde her yöreden insanlar var. Bizi parçaladılar. Sorular sormalıyız. Bunu eğitim sistemiyle engellediler. Büyüklerimiz siyasete karışma derler, ancak bu kez mitinglere anne ve babalarımızla gidiyoruz. Çok mutluyuz. Arkadaşlarımıza anlatacağız, çoğalıp yayılacağız. Sosyal medyayı kullanalım.

Edai : Gençlerimizin konuşmasını ısrarla istiyorum. Kuşkusuz tecrubelerimiz de önemli. Gezi parkı milat oldu. Başbakana yakışmayan hareketleri var. Buralarda saldırılar, eylemler olurken, başbakan Afrika’ya, ABD’ye gitti, Geridekilere talimatlar verdi, hakaretler yağdırdı. Yalan ve korku imparatorluğunun idrakındayız. Önümüzdeki süreç zor olacak. Bu tür toplantıları büyüterek devam ettirmeliyiz. Koltuklarını terk etmeyecekler ancak ayaklar baş olacak.

Umut : Forumu organize edenlere, dostlarıma teşekkür ederim. İstanbul’da okuyorum. Gezi’deydim. Yaralılara yardım ettik. Anneler eylemdeydiler. Senelerdir umut ediyorum. Hak ve özgürlükler için mücadele edeceğim. Elimizden alamazlar. Buradaki insanlar umudu taşıyorlar.

Kudret : Sizlerle birlikte olmaktan mutluyum. Vekiller vekilliklerini yapmadılar. Kandırdılar. 4-5 yılda bir seçimlerle bizi kandırdılar. Meclis burada.  Burada çıkar, kavga yok. Tek çıkarımız, insanca yaşamak istemek. Seçim barajı kalkmalı. Siyasi partiler yasası değişmeli. Bu meclisleri çoğaltmalıyız.

Öykü: Ankara’da Anadolu Lisesi’nde öğrenciyim. Copları yedik. Mahallemiz kapalı bir mahalledir. Buna rağmen 100 kişi toplandık, yürüdük. AKP’ye oy verenlerin çoğu başbakanı dinlememişlerdir.

Birgül : Lise öğretmeniyim. Güzel şeyler oluyor. Hepimiz eylemciyiz. Eskiden marjinal zarar veren idi, şimdi kahramanlarımız oldular. Eskiden sendikaya gelmeyenler şimdi eylemci oldular. Bu nedenle mutluyum. Çapulcuyum. Direnişe devam.

Füsun: Eğitimciyim. AKP diğerlerini ötekileştiriyor. Eğitim sisteminde ötekileştirmeyelim. Öğrencileri lider ruhlu yetiştirelim. Alışverişlerde AKP sermayesini desteklemeyelim. Laik, ilericileri destekleyelim. Örgütlü olalım, hepimiz bir sivil toplum örgütüne üye olalım.

Ezgi: Facebok ve twitter sayfalarını önemsiyorum. Çok sayfalar var. Birbirlerine bağlayalım. Geniş topluluklara ulaşabiliriz.

Bir öğrenci: Çıplak eylem vardı. Mesaj verdi. Neden kötü şeyler Müslüman ülkelerde oluyor. Bu sorgulamalardan canım yanıyor.

Ahmet Hikmet : Ezber değişti. Gezi’yi %70 gençler örgütledi.Bu kuşak devrimci bir kuşak yaratacak. Örgütlenme tarzımıza yeni tarzda devam etmeliyiz. Çevreci, doğacı, dini ve milli değerleri önemseyen, emek eksenli devam edeceğiz. Barış yolunda devam edeceğiz.

Kerim:  33 yıllık öğretmenim. Liseliler apolitik, bunlardan bir şey olmaz diyordum. Yanıldım. Devam ettirecekler. Taksim’de bunu yaptıysalar doğuda kimbilir neler yaptılar diyoruz? Bugün sorguluyoruz. Dindar nesil yetiştirmek istiyorlar. Topluca, ayrımsız bir arada olacağız.

Emre: Konuşmalardan kafam çok karıştı. Dinledikçe daha da karıştı. Bilen biri varsa anlatsın. Her yerde olay var. Doğru yol neresi? (o sırada telefonu çalınca mikrofonu biraktı J J )

Volkan: Gezi çok doluydu. Her tipte insan vardı. Çok aykırı şeyler vardı. Ancak insanlar bir aradaydı. Bu güzel tarafıydı. Gençlerin %80’i zülme karşı direnmeye gitti. 1-2 kişi taş attı, 40 kişi engelledi. 1-2 kişi küfretti 100 kişi engelledi. Çok eğlenceliler. Geziyi kazanmak için oradaydılar. Zeka AKP’yi düşürecek. Guruplar açılabilir. Kalabalık olanlar devam eder. Burada demokrasiyi öğreneceğiz. Demokrasinin temeli konuşmaktır. Kürtlerle, şeriat isteyenlerle konuşmalıyız. Doğru bildiklerimiz yıkıldı. Basına lanet olsun. En ufak bir şeyde toplanacağız, sahip çıkacağız.

Konuşmaların ardından, gelen önerileri değerlendirecek ve bir daha ki toplantının
hazırlığını /duyurusunu yapacak, 12 kişiden oluşan “dayanışma komite” si oluşturuldu.

Daha kalabalık şekilde, 1 Temmuz Pazartesi günü, aynı yer ve saatte yeniden buluşmak
üzere başlangıçta belirlenen süreyi 15 dk. aşarak J forum sonlandırıldı. 

Etiler Forum Notları (26-27 Haziran)


26 Haziran 2013 Etiler Forum Konuşulanlar.

-          Kaldırımlarımızı geri isteyelim. Reklam panoları, kurye motorskletleri ve arabalar var. Belediye ve kurumlardan kaldırımlarımızı geri isteyelim. Birincisi bir metin hazırlayabiliriz, imza kampanyası düzenleyebiliriz. Beşiktaş ve büyükşehir belediyesine ulaştırabiliriz. Günaydın lokantasıyla birebir iletişime geçebiliriz, otoparkı kapatıyorlar. Reklam panoları bu kaldırımları çok doldurdu, deprem anında trafiği ve yolları kapatacak. Engelli insanlar, yaşlı, çocuklu insanlar sokağa çıkamıyorlar.
-          Üniversitelerde öğrenci komisyonları kuralım. Zaten gezi parkında esas unsur gençler, öğrenciler. Boğaziçinde öncelikle bu komisyonları kurup, 7 maddeyi üniversitelerde de dillendirelim. Ve etki alanımızı genişletelim.  Öğrencilerle ayrıca toplanıp konuşabiliriz.
-          Bu mücadele tüm Türkiye’ye yayıldı. Yerelde ne kadar güçlüysek, Türkiye genelinde de o kadar güçlenip sağlamlaştıracağız. Önerim, Ethem Sarısülük’ün katili tutuksuz yargılanmak üzere salıverildi. Buna ilişkin bir suç duyurusu yapılması planlanıyor. Pazartesi yeni baştan bir suç duyurusunda bulunulacak (İstanbul barosu). Bu davaya müdahil olmanızı rica ediyoruz. Son olarak Pazartesi günü özellikle öğrenci arkadaşlarımız, çağlayan adliyesinde buluşulacak, bu davaya müdahil olmanızı istiyoruz. Ve Pazartesi günü de bu dava metninin savcılığa sunulmasında sizlerden kitlesel bir şekilde orada bulunmanızı rica ediyoruz. (Dilekçe okundu)
-          Dün akşam manifestoyla ilgili çalışmayı da dinledim. Muhteşem bir olay, birkaç noktayı belirtmek isterim. Bu deklarasyonun işe yarıyacağını zannetmiyorum. Türkiye’de hukuk olduğuna inanmıyorum. Böyle bir dilekçenin cumhuriyet savcılığına verilmesinin bir sonuç olacağına inanmıyorum. Tayyip erdoğanın 3 korkusu var. 1) kendisine oy vermeyen %50 2) amerika 3) avrupa ve ona bağlı kuruluşlar. Avrupa insan hakları komitesi ve birleşmiş milletlerin insan hakları bölümü. Bunları inceliyorum. Bence yapılması gereken, avukatların, uluslararası bu güçlere bir başvuru yapılması gerekitğini düşünüyorum. 1998’de şili’deki Pinochet, ingiltere’yi ziyaret ettiğinde yaklaşık 1,5 sene ev hapsinde tutuldu, ispanyadaki bir hakimin sayesinde. Ben uluslararası platformlarda sesimizi duyurmamız gerektiğini düşünüyorum. (TC iç hukuk yolları tükenmediği sürece bu merciilere gidilemiyor. Öbür türlü lobiler, dernekler kurulur, ama tamamen Türkiye yollarının tıkanması gerekiyor.)
-          Belediye ve semtimizle ilgili. Birkaç seferdir geldiğimde bu forumlar ne olacak diye kendi içimde tartıyordum, bugün gazetede bir haber görünce ne kadar işe yarayabileceğini gördüm. Benim de ikamet ettiğim 4. Levent gazeteciler sitesi ile ilgili bir haber. (okudu) bulunduğumuz çevreden başlayarak, bu yağma ile ilgili bir çalışma grubu yapalım diyorum.  – bir bayan söz aldı. Beşiktaş’ta imara açılan tüm arsaların listesini alabileceğimizin bilgisini verdi.
-          Etiler geriye dönüşüm konusunda öncü olabilir mi? Avrupa’daki gibi . Çevre mühendisi- katı atık uzmanı bir başan söz aldı: çok kapsamlı, büyük stratejik planlar gerektiriyor. – benim bildiğim Türkiye’de 3 tane geri dönüşüm fabrikası var, etrafta çöp toplayan arkadaşlar da oraya götürüyor, bilginiz olsun.
-          Üniversite öğrencisiyim. Birçok gazetede, blogda vs, geçirdiğimiz son 1 ayda çok fazla yazı var. Gençlik vurgusu yapılıyor, annelerimizin bze karşı hissettikleri düş kırıklığı ve umutsuzluğun yerle bir olduğundan bahsediyoruz. Sadece gençliğe maledilmiş gibi de gözüküp baskı yaratıyor. Ben bu öğrenci olarak, özellikle farklı kurumlarda, özel şirketlerde çalışan insanların hayatına nasıl devam ettiğini merak ediyorum. Şunu yaptım, bunu yaptım tadında değil de, bir portalda falan duyurulabilir
-          Bazı fikirler var, siyasi partilere girelim, tabandan değiştirelim gibi fikirler var. Ben bunun mümkün olduğunu zannetmiyorum, partilerin tüzükleri var. Yeni bir siyasi parti kurulması gerektiğine inanıyorum. Buradaki ruhu yansıtan tabana dayalı bir ruhu yansıtalım. Siyasi arenada 4 parti var, bunların liderleri üzerinden konuşuluyor. Şu an en güçlü boksör başbakan, çıkanı indiriyor. Ancak onun platformuna çıkarak dövüşebileceğimize inanıyorum. Bunlar şu an evet yapıyoruz. Bunun kışı da var, kışın nerede toplanılacak, bunlar ne kadar devam edecek? Bunları nasıl yapıcaz? Bu çalışmaları bir parti düzeninde yaparsak, bunu çok daha büyütebileceğimize inanıyorum. 20-30 milletveili çıkartmak zor diyorlar, bence denemek lazım. Change.org’da yeni bir şey başlattım, siyasi parti kuruluşlarıyla ilgili arayanlar beni bulabilirler. – Siyasi partilerin tüzüğü, siyasi partiler kanununyla uygun olması lazım. Öncelikle siyasal partiler kanununun değişmesi lazım. Parti kurmak için hem maddi, hem de çok başka imkanlar lazım. Bunu da hatırlatmak isetrim. Ama bunları halledecek arkadaşlar varsa, hodri meydan. – yeni parti kurma meselesini gerçekçi bulmuyorum, bu halk hareketinde onlarca unsur vardı, pek çok siyasi parti vardı pek çok çok siyasi parti olmayan örgütlenme vardı, çarşı taraftar grupları vs. Toplumun bütün birleşenleri vardı. Şu anda bunları tek potada birleştirecek bir parti kuralım demek doğru gözükmüyor. Şu anda bizim taksim platformunu nasıl türkiye platformuna dönüştürebiliriz onu düşünmeliyiz.
-          Ben de katılıyorum, siyasi parti kurmak gerçekçi değil. Hangi planla, programla... herkesin ayrı fikri, ayrı siyasi parti yakınlığı var. Ben bu soruyu şöyle önemsiyorum. Biz siyasi parti kuramayacaksak, biz ne yapabiliriz, bir halk hareketi olarak, bu açıdan bu soru önemli. O da bütün forumları aynı ortak irade etrafında birleştirerek olur bence. Dün saydığımız 7 madde gibi iktidara baskı unsuru yaratabilme bence önemli.
-          Başarılı olamazsak ne kaybederize ben katılmıyorum. Çünkü 5 sene daha akp bize çok şey kaybettirecektir. Facebookla ilgili bir rahasızlık var. Etilerforum sadece duyurular ve oylamalar olmalı. Bir internet sitesi, acikdemorasi.org adlı bir internet sitesi. Fırsatınız olup göz atarsanız, fiirlerinizi iletebilirseniz çok sevinirim.
-          2023’ün ne kadar kritik bir hedef, cumhuriyetin 100. Yılı neden çok önemli. 2011’de akparti 11 milyon oyla %48 oy aldı. Toplam seçmen sayısı 42 milyona yakın. 24 ay sonraki seçimde yeni kuşağın oy potansiyeli 6 milyon. Bunlar 90’larda doğanlar. 8 yıllık temel eğitimi almış, imam hatip eğitimini almayan kuşak. Ve 2000 kuşağı, yani 2023’te oy verecekler ise 7-8 milyonluk bir oy potansiyeli.  Çok vaktimiz olmadığını düşünüyorum.
-          Tüketim alışkanlıklarıyla ilgili. Yanlana oturduğum insanlarla sohbet edebilmek güzel. Spor bizim için önemli, sporcu olmamız, koşabilmemiz lazım, direnişte bizim işimize yaradı. Bundan sonra da bize yarayacaktır. Hemen yanda çok güzel bir koşu parkuru var. Davet ediyorum. Her akşam forumdan evel gelin koşalım.
-          Siyasi partileşme bence çok zor. Şu anda gezi olayı baya markalaşmış vaziyette, dünya çapında da. Hepimizde bir bilinç devrimi yarattı, her yerde. Bunun bir nevi dernek, veyahutta stk olarak dönüştürebilirsek, ağaçlandırma, çevre düzenlmesi, geri dönüşüm, maddi durumu yetersiz öğrencilere yardım amaçlı, hizmet odaklı (iktidarlar hizmetin ne olduğunu gördüler ve yapıyorlar. ) bir organizasyon yapabiliriz. En basit kurumsallaşma neyse... onu yapıp ilk adımı başlatabilirsek ilerde bunun artık partileşmesi yolunda da ilerleneceğine inanıyorum.
-          Yarın saat 8’de burçak hanımın alkol yasası ile ilgili yaşayan kütüphane yapacağız. Video konusunda destek istendi.
-          Küçük ve kısa vadeli ulaşılabilir hedefler koymak bir stk’nın kurumsallaşması için çok faydalı olabiliyor. Benim önerim: kaldırımlarımızı şu restoran, işletmelerden geri alalım. Çocuklarımla kaldırımda yürüyemiyorum. Günaydın restoran bütün kaldırımları dolduruyor. Adak apartmanının karşısına gri korkunç bir bina dikildi, adamlar otopark yapacağı yere havuz yaptı. Benim önerim: madem facebok’ta grup kurulmuş, etiler mahallesinin sahipleri olarak bu restoranların önünde sesiz protesto yapalım. Günaydın önünde duran adam protestosu yapalım. Oralar bizim kaldırımımız. Bu birinci önerim, oralar bizim kaldırımımız.
-          Yasal olarak kaldırımlar zaten bizim, belediyeye ilk olarak talebimizi yapalım, o yolu tüketirsek duran adam protestosunu yaparız.
-          Ben stajyer avukatım. Bilişim, ceza ve anayasa hukuku konusunda soru-cevap ve bilgilendirme yapabileceğiniz bir ortam yaratmaya çalışıyorum. Ikinci olarak dün chp’den biri vardı. Mhp içinde yer alan ümit özdağ, davet edebilirim. (izin yok, davet edebiliriz.) kimi davet edersek.
-          Siyai parti oluşumuna sıcak bakmıyorum. 4 yasa: petrol ve orman yasası geçti, maden yasası geçti. Çözüm önerim: bu yasalarla ilgili tweet atın, facebooktan paylaşın. MİT yasası: Gestapo oluşturuluyor. Eskiden sadece istihbarat topluyordu, artık kolluk kuvveti olup hamle de yapabilecekler. Bunu da lütfen herkes okusun.
-          Iki farklı yasadan daha bahsetmek istiyorum. Çevreyle ilgili çok konuşuyoruz. Tabiat ve bioceşitliliği koruma yasası çok önemli. Milli parklar, doğal alanlar şu anda tehlike altında. Arazi kullanımıyla ilgili bir yasa var. Ikisi de kullanılan arazilerde gerçek sahipleri değil, finans kuruluşları devreye giriyor yasayla birlikte ve sahiplerinden geri alıyorlar. Bu iki konuda da konuşmak ve bilgilenmek gerekiyor. Sadece ağaç dikmek ve çöpleri geri dönüştürmekten daha derinlere gitmek gerekir diyorum.
-          Duyurum olacak bu konuda:bu Cumartesi saat 1 veya 2’de taksim dayanışması ekoloji inisiyatifinin forumu olacak. Fındıklı parkında, Cumartesi günü.
-          Abbasağa forumu katılımcıları, takvim’in ethem sarısülük le ilgili yalan haberini protesto etmek üzere yürüyor.
-          Yerel seçimlere 8 ay var bu gücümüzü bölmeyelim. Taksim dayanışması altında ama her yerde toplanarak gücümüze güç katarak.
-          Bazı endişelerim var. Günlerden beri buraya geliyorum, konu dağılıyor gibi geliyor bana. Bir güce ya da bir misyona gereğinden fazla güç yüklediğinizde, o misyon o gücü kaldıramayabilir. 5 kilo kaldıracak insane 10 kilo yüklerseniz, kaldıramayabilir. Gezi olayı küçümsenmeyece bir olay, buna hemfikiriz. Ancak bu direnişe kaldıracağı yükün üzerinde yükler yüklerseniz, çeşili parmaklar bu güzel enerjiyi farklı yönlere çekebilir. Bu forumda bir laf etmek için bin kere düşünmek grektiğine inanıyorum. Bu sıradan bir düşman veya durum değil. Karşımızdaki  dünyadaki güçler. Gerçekten çok güçlü. Topu, gücü, televizyonu, her şeyi var. Biz burada 5-10 kişi ile... küçümsemek kesinlikle istemiyorum, sözlerimi yanlış anlamayın, lütfen bu direnişi amacından saptırmayalım ve ona gereğinden fazla misyon yüklemeyelim. Yeniden bir parti kurmaktan, mahallenin problemlerini çözmekten... yani bu toplumun, bu misyonun çözemeyeceği bir problem yok gibi davranmayalım. Şunu yapalım: mevcut durumda, bu bir cephe. Ne cephesi? Mevcut iktidarın kötü uygulamalarına bakın, bu iktidarın kötü uygulamalarına karşın bir cephe kurmamız gerekiyor. Bir kişiyi kaybetmeden, bütün siyasi kurumlarla bir bağ kurmamız gerekiyor.
-          Ben sokakta olmak, sokakta kalmak, bilgilenmek için buradayım. Burada kalmaya devam etmek istiyorum.  -  motive olmanın yolu ufak hedeflere, ulaşılabilir hdefler koyup ulaşmak istiyorum.
-          Yeni bir parti kurulmasına sıcak bakmıyorum. Olan partilere angaje olmak gerektiğini düşünüyorum. Ben evde de duramıyorum, burada bir nevi grup terapisi oluyor.
-          Ne yapabiliriz? Demin bir arkadaşımız petrol kanunun dedi. %2’sini biz alıyoruz, %98’ini satıyoruz. Umumi kanaati her partiye bildirebiliriz. Bizim platformumuz bu konuda şunu düşünüyor, şudur diyebiliriz. Bunu yapabiliriz.
-          Bugün abbasağa parkı yürüyormuş atv’ye. Buradan abbasağa parkına yürümeye başlayalım, başka türlü yolu yok bunun.
-          Ideolojiden, bir araya gelemeyeceğimizden, parti kurulamayacağından bahsedildi. Hepimiz farklı ideolojilere sahip olabiliiz, ama gezi ruhunda bir ideolojiye bağlı olarak insanlar birbirini sevebilir. Bir araya gelebilir. Kendinize bir ist-izm istiyorsanız, humanist olun, ondan sonra başka dertlerin peşinden konuşun. Günaydın restoranın önüne gidebiliriz.
-          Yaklaşık 4-5 akşamdır buraya geliyorum. Herkesten güzel fikirler çıkıyor, fakat bu mücadelelerde belli bir fiir etrafında birleşmek şart. Yoksa mevcut iktidara karşı herhangi bir yaptırımımız olamaz. Mecburuz bir fikir etrafında birleşip, bunu bir siyasal parti çevresinde birleşip, hareketimizi sonuçlandırmak zorundayız. Yoksa bu dağılır gider. Ve mevcut iktidarın şu anda geçirmek istediği kanunlar çok tdehlikeli. Çünkü mit’in insanları fişleyip takip etmesi, tüm hürriyetinizin elinden alınması demek. Bunun dışında satılmayan birşey kalmadı türkiyede. Çok iyimser değilim, bir an once bazı şeylere karar vermenin zamanıdır. Bu zaman da elimizden kayar giderse, ilk yerel seçimde, sonra genel seçimde tren kaçmış olur. Herkese iyi akşamlar.
-          Moderatörlük zor bir iş. Insanları susturmak da zor, konuşmak da zor. Ben kayserideydim 3 gündür. Denizli ve adana’dan Istanbul ve Ankara ile ilgili iyi hislerle dönmüştüm. Kayseride duvara tosladım. Bana öyle şeyler söylediler ki... Satanist misiniz, sen de taş attın mı, nereleri yıktınız, ne kadarlık zarar verdin, din düşmanı mısın, erdoğanı devirmek için nasıl planlar yapıyorsun? Cumhuriyet okuyoruz gülüyoruz, çok eğlenceli dediler. Kendimce anlattım hislerimi, yaşadıklarımızı. Fakat şunu farkettim. Iletişim, algı herşeydir algı yanlış yönetilirse sonrasını toparlamak çok güç. Bir önerim var. Bir ortak ifade biçimi, bir iletişim dli kurmak lazım diye düşünüyorum. Burada olan biteni onlara anlatabilmemiz gerekiyor. Iletişim düşünmeden hızlı hızlı kurulan cümlelerle olmuyor. Bence bizim bir iletişim stratejisine bence ihtiyacı var. Bunun için çalışmaya ve fikir koymaya hazırım, teşekür ederim.
-          7. Madde olan başörtüsü maddesi ve facebook’taki post okundu.
-          Tüm bireysel hak ve özgürlüklerin ve inanç özgürlüğü kapsamında, başörtüsünün her alanda serbestçe kullanılmasının anayasa tarafından garanti altına alınmasını ve bunun siyasi malzeme yapılmamasını talep ediyoruz. Bence cemevleri de eklenebilir. Inançların garanti altına alınması konusunda zenginleştirilebilir. 4 mezhep, 174 tarikat var. Sadece başörtüsüne takılmakta bir fayda yok. Bu dinsel sembollerin özgürlüğü için, ülkemizde yaşayan ve farklı inançları olan herkesi kapsayan bir şey yazmanız gerekir. Başörtüsüne özgürlük derseniz, ben sarıkla gireyim. Bizim üniversitede farklı renkli sarıklarla sınavlara giren öğrenciler oldu. Başörtüsü hassasiyetini iktidarın elinden almak. Bence doğru bir konu. Ayrımcılığa karşı olan duruşumuzu çok net belirleyelim. ama burada alevilik, başörtüsü gibi konulara girersek, bu hareketin farklı hassasiyetlerini birbirine karşı yaparak parçalanmak riskine gireriz. Ayrımcılığa karşı gelmek istiyorsak, bu gezi direnişi ile din dil, ırk, etnik köken, her türlü ayrımcılığa karşıdır. Ben bunun yeterli bir tanım olduğunu düşünüyorum. Bence bu yeterldir.
-          Bence tayyip erdoğan turban meselesi üzerinden gezi hareketini çürütmeye çalışıyor. Onun argümanlarını referans alarak bence bir madde yamamalıyız. Eğer biz turban meselesini halkımıza anlatmak istiyorsak, gezi parkının türbana karşı olmadığını söyleyebiliriz.
-          Yarın buraya 5 tane başörtülü olsa bunları dinletebilir myiiz, çok merak ediyorum. O kitleyi içimize alabilmek için böyle kelimelere strateji açısından ihtiyacımız var. Adam son 10 yıldır aynı kelimeleri kullanıyor. Camii, başörtüsü.
-          Öncelikle her akşam aynı tartışmaların yapılmasından çok sıkıldım. Somut adımlara geçmekten bahsediyoruz. Bu bir deklarasyon. Yapılabilecek en ufak somut adım. Buradaki kimsenin birinci hedefi turban değil. Ama bunu önemseyen çok büyük bir kitle var. O seçmene bakın tehlikede değilsiniz demek için yapılmıştır. Ve lütfen bu tartışmaları biraz hızlandıralım.
-          Neden başörtüsü gibi bir konuyu koyma hassasiyetini tartıştık. Zannetmiyelim ki hiçbir konuda oy birliği sağlayabilelim. Benim önerim, başörtüsünü içericekse, kınama ile ilgili bir madde olsun, bu hassasiyetimizi içersin. Geri kalanı içinse inanç özgürlüğü gibi daha kapsayıcı bir şeyle kapatalım. Bir noktada buluşmamız gerekecek.
-          Birincisi bu çok önemli bir konu, sabırlı olmak lazım. Tekrar düşünüp yeni öneriler getirip herkes için daha kabul edilebilir bir cümle olabilir. Akp’den nasıl ayrıştığımızı öne çıkartmak için bir iki örnekle daha, yetişkin insanların giyim kuşamına karışılmaması olabilir. Bence cemevlerini eklemek çok faydalı olacaktır.
-          Mahalle direnişine çok inanıyorum. Bir sivil toplum örgütü başarıya ulaşacaksa, etrafında birleşebileceğimiz bir inanlık meselesi bize iyi gelir. Biz savaşa girmiyoruz. Biz savaşa gitmiyoruz, bizi anlamayan bir kesime akıl ve mizah ile birşeyler anlatmaya çalışıyoruz.
-          Bundan 3-4 gün once burada bayaa kalabalıktık fakat atatürkçülük tartışması çıktı. Sonra insanlar yavaş yavaş ayrılmaya başladılar. Fakat ertesi gün insanlar gene kendileri geldiler. Fakat bugün yine aynı şeyleri yaşadık, yazdığım şeyleri okumak istiyorum.
-          30 mayısta gezi parkına ilk gittiğim günden bu yana sokaktayım. Polisin vahşetini insanların gençlerin olduğu kadar orta yaşlı, kadınların olduğu kadar erkeklerin direnç ve dayanışmasını gözlerimle gördüm. Sabahın 3’ünde gecelikle dışarı fırlayan kadınları gördüm. Hiç tanımadığı insanların yüzüne talcid lmon sıkan insanları gördüm. Polisin vahşetinden korunmak için işyerni otelini açan yaşlı teyzeyi gördüm. Elinde poşet gece ikide bize kek meyve suyu dağıtan. Hepimizin bu güzel ve yaradı yurdumuzla ...
-          Sayı azalıyor, bence gitikçe de azalacak, biraz beyin fırtınası, alkol terapi merkezinde gibiyiz. Insanlar sıkıntılarını arttıkça gelmemeye başlıyorlar. Iki ay sonra buralarda oturamayacağız. Mit yasasını geçirince zaten yasak olacak. Parti kurulması konusunda herkes hemfiir, parti kurmak çok zor. Herhangi bir partiye 1-2 kişi giderseniz sesinizi kısıyorlar. Eğer partilerde sesimizi duyurmak istiyorsak toplu halde gitmemiz gerekiyor. Ancak o şekilde kendimizi ifade edebileceğimizi düşünüyorum. Ilçelerde aslında 15-20 kişinin tekelinde. 30-40 kişi gidersek orayı ele geçirebileceğimizi düşünüyorum. Partilerde baskı grubu oluşturabileceğimizi düşünüyorum. Ön seçim, aday adaylarda ön seçim yapmak istiyoruz. Evet mit, alkol yasasını tartışalım. Buradaki grup genel olarak internete ulaşımı olan bilgiye erişimi olan insanlarız. Çok hızlı aksiyona geçmeliyiz. Artık broşür mü basarız. Occupy partiler şeklinde bir kampanya başlatalım. Ama 1-2 kişi az, 30-40 kişi gidelim. Yapabileceğimiz başka birşey yok kısa sürede.
-          Herkeste gerginlik seziyorum, sebebini tahmin ediyorum. Bir kendimize güvenimiz gelsin. Biz çok önemli birşey başardık. Ekonomik sistemde ciddi sıkıntı yaşandı. Bundan sonraki hareketlerde halkın benzer taleplerinden çekineceklerdir. Bu sürcin keyfini çıkaralım bir taraftan.
-          Bir de insanları geren bir şey bir sonuç için bildirim hazırlıyoruz. Bu bildirim gerekiyor mu? Ben aslen hepimizin mutabık kalacağı bir metin olması grektiğini düşünmüyorum. Ulaşılabilir küçük hedeflere ulaşıp motivasyonumuzu sağlamak istiyorum. Ciddi şekilde yaralanan gözünü kaybeden insanlar oldu. Bize bir hasta bulsun, bir tanesinin tedavi masraflarnı üstlenelim. – gözle ilgili olarak romada bir kliniğin tedavi masraflarını karşılayabileceği söylemişlerdi, uçak masrafını karşılayabiliriz.
-          Deklarasyonu yazma fikrindeyim ben. Siyasetin bir strateji işi olduğunu düşünerek, deklarasyonu bir strateji belirleyip diğer forumlara da ortak ses için minimum müştereklerde buluşmayı duyurmuş oluruz. Israrla bazı şeyleri değiştirmemekte fayda görüyorum. Ilk 5 maddeyi değiştirmemek, virgülüne bile dokunmadık. Başörtüsü meselesinde pınar’ın önerisi bende bir fkir oluşturdu. Bence başörtüsü stratejik olarak doğruydu, cemevleri vs doğru önermeler. Madde olarak değil, girizgahta geçer, buna sahip çıkacağımızı söyleriz. 6. Madde, seçim barajı kaldırılsın, seçim yasası değişsin idi. Biz sıfır noktasına dönebilmek için bunun baskı unsurunu yaratmalıyız.
-          Bu olaylar başlamadan çok endişem vardı, artık azalmış durumda. Bu park bir sürü yerde insanlar konuşuyor, ben sabırlı olma taraftarıyım. Farklı insanları buraya buraya çekerek bilgilenmeye çalışalım. Hoşgörü ve sabır.
-          Başörtüsü demeyelim, kişisel özgürlük diyelim.
-          Bir proje taslağı oluşturduk, eğitime gönül verenler olarak. Eğitimci olmak isteyen herkesi bana veya sinan arkadaşıma ulaşmaya davet ediyorum. Facebook grubunda varım.
-          Yerel seçimlerin çok önemli olduğunu düşünüyorum. O bize iktidarı getirdi. O iktidarın müjdeleyicisi olabilir, yerel seçimler bence boş değil, herkesin yakın gördüğü partiye oy vermesinin doğru olduğunu düşünmüyorum. Türkiye işçi partisi behice boranları ve refah partisini gördü. Refah partisi, az milletvekiliyle bir çok şeyi başardı ve meclisi kitledi. Madem bizim seçim barajları konusunda bir dileğimiz var, daha keskin ve net tavırlı olmamızı diliyorum.  Herkes bir partiye kerhen oy veriyor olabilir. Seçim barajı indikten sonra insan gönül rahatlığıyla istediği yere oy verebilir. Seçim barajı seçmenlerin önündek en büyük engeldir. Ben liberal değilim, fakat herkesin özgürlüklerinden yanayım. Evet o başörtüsü önerisini verenlerden biri bendim, evet herkesin özgürlüğü üzerinde odaklanalım. Alevi, kürt, eşcinsel, bizim ötekileştirdiğimiz her kimse ... liberal değilim. Ihsan eliaçık bir gün gelecek, hafta içi bir gün olacak, muhtemelen önümüzdeki hafta içi. Liberal parti genel başkanını da dinlemek isterseniz, davet edeblirim. Liberal değilim, eğer farklı düşünceleri dinlemek istiyorsak, dinleyelim diyorum.

27 Haziran 2013. Etiler Forum toplantı notları.

Alkol yasası ile ilgili canli kutuphane yapıldı., kamuoyunun sadece alkolün otobanlarda ve 22:00’dan sonra bakkallarda satılmaması konusunda bilgilendirildiği ve ekonomik ve kültürel etkilerinin çok daha büyük olduğu konusunda bilgiler verildi.

-          Imkansızlıkların farkına varıyoruz. Bir yerde bir adım atmamız lazım. Bu manifestoyu mükemmele ulaştırmamız imkansız. Içinde çok kötü birşey yoksa bunu diğer parklara yollayalım, bu adımı atalım ihtiyacımız var. Ethem sarısülük’ün katil zanlısı tutuksuz yargılanmak üzere tutuklandı. Sadece ailesinin katıldığı insanların davası olarak kabul etmiyoruz. Bu dava milyonların davasıdır, demokratik hak ve özgürlükleri savunmayla alakalı bir davadır. Pzartesi 12:30’da çağlayan adliyesine bu dilekçeler verilecek. Siz de katılıyorsanız bu dilekçeleri imzalayabilirsiniz. Taksim dayanışması bizleri Cumartesi de Taksim’e davet etti. Saat 19:00’da.
-          7 temmuz’da da gazdan adam festivali var. Sanatçılar, Istanbul barosu katılacak. Akp’nin bu süreçte uyguladığı şiddeti protesto edeceğiz, demokratik taleplerimizi yineleyeceğiz. Bence bu forumlar yerel konulara eğilebilmeli, ama diğer forumlarla da bir araya gelebilmeli. O yüzden onlardan fikir alacağımız ve onlardan fikir alacağımız ortamlar da olmalı.bence bunun ilk adımı çağlayan’da olacak. Sonraki 7 Temmuz’da olacak.
-          Istimlak yasası, torba yasası ile ilgili. Bildiğim kadarıyla 17 tane yasa geçti bu torba yasanın içerisinde. Ve torba yasa sunulursa, teker taker değil torba olarak olabilir. Bence alkol yasası çok büyük bir kamuflaj olabilir. Istimlak yasası da bu torbadadır. Bundan once elimizde olan mülk devlet tarafından el konmak istendiğinde değerinden düşük olursa bedele itiraz edilebilirdi. Herhangi bir inşaat varsa, inşaat durdurulurdu. Şimdi inşaat durdurulmayacak. Ben mobilyacıyım, 2 ustamla ve köfteciyle konuştum. Şöyle ikna edebildim: sizin elinizde 100 milyarlık bir arsa varsa, devlet 10 lira vererek alabilir.
-          Kamulaştırma yasası. Bütün bedele yönelik itirazlar şu andan itibaren durduruldu. Kamulaştıran makama bir dilekçe verip uzlaşma istememiz gerekiyor. O makam bize 6 ay içinde cevap verecek. Eğer ki uzlaşabilirsek, bize orayla ilgili bedel ödenecek, ama makamın parası varsa, yoksa taksitlendirilecek. Fakat taksidin ne şartlarda olacağı belli değil. Eğer anlaşılamazsa yine dava açılabilecek. Bedel isteyemiyoruz diye bir şey yok.
-          Kaldırım ve vale eylemi ile konusuna gidilmesini istiyorum. 9 gündür buradayım, 21 gün kaldı. 44 tane forum var, taksim gezinin bundan sonraki hareket nedir? Ben bu enerjiyi niçin veriyorum bilme istiyorum. Kaldırım hareketiyle ilgili, ufak hareketlerin bizi güçlendirebileceğini ve bir umut tohumu ekilebileceğini düşünüyorum. Alkol yasasını değiştirmek ben çok isterim ama meclis çoğunluktayken önümüzdeki 24 ay hiçbir şey yapılamayacağını kabul etmemiz lazım. Bu insanlar o kadar vurdumduymazlar ki. Yerel seçimleri hiç konuşmuyoruz. Önümüzde 7 ay kaldı.
-          Burda güzel bir ortam var ama kişi sayısı az. Deklarasyonla ilgili ne kadar çok şey söylersek o kadar başarma ihtimalimizin az olacağını düşünüyorum. Bence gösteri hakkına odaklanalım.
-          Çok fikir var, bir münazara şekline getirebilirsek, o konuyu çalışıp gelirlerse, o konuda bir tezi savunabilsem burda, bu şekilde seyirciyi ve insanları kazanmaya çalışsak, çok daha etkili birşeyler yapabileceğimizi düşünüyorum. Benim en büyük talebim, arkadaşların daha da fazla inisiyatif alması, konuların dağılmasına izin vermemesi. Ikincisi, daha bilgli bir şekilde konuşmamız, önceden çalışmamız. 3-4 gün öncesinden belirleyelim. Insanların çok araştıramadığını düşünüyorum.
-          Geldiğimizden beri en somut yaptığımız şey, bugün dağıttığımız dileçeler ve oylayıp deklarasyon yapılması. Benim bir önerim var: buradaki herhangi bir yere Beşiktaşta kaybettiğimiz insanlar adına ağaç dikeriz, önüne plaketler koyarız. Uygun görürseniz, ağaçları da biz alırız, buluruz, buraya da ekeriz. Ihsan Eliaçık bu hafta değil önümüzdeki hafta içi günlerden birinde bizim misafirimiz olacak.
-          Ilk başladığı günden beri burada çok güzel fikirler ortaya çıkıyor. Yalnız birbirimizi ikna edicek şekilde değil, buradaki olmayan insanlara etki edecek şekilde yönlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Ben cihangir foruunu gördüm, çok beğendim. 20 madde yazmışlar, 20 grup var. Bilgi iletişimle uğraşan arkadaşların bu konuda etilerforum’u nasıl aktarabiliriz, bunun için bir grup yapmışlar. Ikinci grup gazeteciler için bilgi yapmışlar. Ben buradaki bilgilerden bazı şeyler öğrendim, amaç dışarıya nasıl duyurucaz bunu planlayarak geçirmemiz lazım. Benim önerim, gruplarımzı ulaştıralım. Bilgi işlem, basın, yurtdışına çeviriler, hukukçular varsa mücadelemizi hukuk anlamında nasıl düzenleyebiliriz onlar olsun. Mesela nasıl eylem yapabiliriz bunu planlayalım. Fikirler yazılıyor, yazıp paylaşılıyor. Etilerforum’un grup planlarını nasıl yapalım, kendi özel grup alanlarında fikir üretsinler.
-          Burda bizi bir araya toplayan asgari müştereklerdir. Bence ayrılık noktalarını değli de bunlara vurgu yaparak. Mesela bildirgede benim de bazı şeylere itiralarım var. Ama genelde şiddetle itirazım yok. Yerel seçimleri konuşalım diyorum. Çok fazla zaman kalmadı. Basın seçim ihtimalinden de konuşuluyor.
-          Bilgi alışverişi var, her şey uygulamadan geçiyor ne yazık ki. Bu da siyaset. Anayasa konuşuldu, kızanlar ve gürleyenler yazlığa gittiler. Akp hep işin başını bekleyerek kazanıyor. Bizim seçimlere de odaklanmamız lazım. Sandığı beklemek... belki bu aktivistler geziyle olan şeyler, belli yerlerde partilerin diğeri adına feragat etmesi, bir adayda birleşmesi gibi. Madem bir ay sonra da dağılıcaz,zaman zaman inşallah gene toplanılır bilmiyorum ama... uygulamada önemli konulardan biri olsun. Başka birşey daha söylemek istiyorum, bu toplum mühendisliği lafı çok var, akp mahallelere kadar gitti, biz hep kapalı gruplar içinde konuşuyoruz. Bir ara söz edilmişti, eğitim için gidilse diye. Bu halka ulaşmanın da planlarını burada konuşmamız lazım, bunlar çok önemli. Biz biraz artık kabuğumuzdan çıkıp bunun yöntemini de konuşmamız lazım.
-          Once esnafa uyarı yazısı yazalım, o tarihe kadar bekleyip, sonra o tarihte imza toplayıp hukuksal başvurumuzu yapalım.
-          Bir sürü partinin gençlik kolları var, bunlar daha esnek. Büyük etkisi var. Bence bu partilere buradan genç arkadaşlar olarak bir grup olarak gidersek ben etkili olacağına inanıyorum. Facebooktan bir grup da oluşturulabilir. Dikkat ettim Abbasağa parkının ayrı bir twitter accountu var, bizim neden yok? Twitter daha iyi olur. Hemen alıyoruz.
-          Çalışma grupları oluşturalım. 5 tanesini seçeriz, onu nasıl hayata geçiririz ona bakarız. Saat 9’la 10 arasında lazım olanlar söylenir, biz bunlar üzerine fikir üretiriz.